İçinde ğ olan 4 harfli 61 kelime var. İçerisinde Ğ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğ harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ğ harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BOĞA

  1. [isim] Damızlık erkek sığır

ÖĞÜR

  1. [isim] Akran
    • "Çoluk çocuk öylesine öğür oldular ki anları dışarıdan gören pekâlâ çok nüfuslu tek bir aile sanabilirdi." (Haldun Taner)
  2. Takım, fırka, zümre
  3. [sıfat] Öğrenmiş
  4. [sıfat] Alışmış, yadırganmaz olmuş, menus

EĞİN

  1. [isim] Arka, sırt
  2. Beden, vücut
    • "Büyüdüm çabuk / Entarim eğnime dar." (Behçet Necatigil)
  3. Boy bos, endam

EĞSİ

  1. [isim] Ucu yanmış odun, köseği

AĞIZ

  1. [isim] Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk
    • "Yusuf Efendi biçareye ağız açtırmıyordu."
    • "Gelgelelim Akif, Berlin'e gidip de oradaki kahveleri gördüğü vakit ağız değiştirmek zorunda kalır." (Salâh Birsel)
    • "Kolonya dökmekten, şeker tutmaktan, iyi gözükeceğim diye ağız etmekten yoruldu." (Lâtife Tekin)
    • "Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş."
  2. Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü
    • "Küçük bir ağız."
    • "Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Çok şükür, ağzı laf yapandan çok, eli işe yatkın aydınlara muhtaç olduğumuzu, anlar gibiyiz." (Atilla İlhan)
    • "Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok" (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
    • "Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  4. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap
    • "Çay ağzı."
  5. Koy, körfez, liman, yol vb. yerlerin açık yanı
    • "Körfezin ağzı. Yol ağzında."
  6. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak
  7. Kesici aletlerin keskin tarafı
    • "Çelik ağızlı, küçük gül makasını kâğıdından çıkardı." (Refik Halit Karay)
  8. Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği
    • "Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. Üslup, ifade özelliği
    • "Ertesi günü bazı gazeteler bu haberin bir noktasını yarı resmî bir ağızla tekzip ettiler." (Tarık Buğra)
  10. Uç, kenar
    • "Topun ağzında. Uçurumun ağzında."
  11. Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği
  12. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü

IĞIL

  1. [isim] Yavaş akan su
    • "Iğılda yüzmek kolaydır."

EĞİÇ

  1. [isim] Yemiş koparırken dalları çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç

DAĞİ

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı

ÖĞÜT

  1. [isim] Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat
    • "Bütün öğütlerine itaat ettiğim hâlde hiçbir şeye muvaffak olamıyorduk." (Aka Gündüz)
    • "Ayağını denk al yavrum, ateşle oyun olmaz, diye öğüt verdi." (Haldun Taner)

EĞİK

  1. [sıfat] Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan, yalman, mail, şev
  2. Eğilmiş olan, dik veya düz olmayan
  3. Bükülmüş
    • "Başı yine yere eğik, sol kolu yine kalçasındaydı." (Ömer Seyfettin)
  4. [isim] Dik veya paralel olmayan doğru

İĞNE

  1. [isim] Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç
    • "Sabah sabah davullar vurulup meydan kurulur. Aman öyle bir kalabalık olur ki iğne atsan yere düşmez." (Eflatun Cem Güney)
    • "İğne ile kuyu kazmak gibi bir şeydi oymacılık." (Çetin Altan)
    • "Sonunda doktorların ısrarıyla bir sürü kuduz iğnesi yedi." (Refik Erduran)
    • "Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu." (Burhan Günel)
  2. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç
    • "Çengelli iğne. Toplu iğne."
  3. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü
  4. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası
  5. Bazı araçların ucu sivri parçaları
    • "Pusula iğnesi."
  6. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ
    • "Arının iğnesi. Akrebin iğnesi."
  7. Oltanın ucundaki küçük çengel
  8. Dokunaklı söz
  9. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık
  10. Şırınga
  11. Zerk yolu ile vücuda verilen ilaç
    • "Hekim hastaya hap yerine iğne verdi."
  12. Vücuda bu yolla ilaç verme işi
    • "Eczacının yaptığı bir adrenalin iğnesinden sonra gözlerini açtı." (Haldun Taner)

AĞIN
...
DÜĞÜ

  1. [isim] Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur
  2. Pirinç

OTAĞ

  1. [isim] Büyük ve süslü çadır, çerge

EĞİŞ

  1. [isim] Eğme işi veya biçimi

EĞME

  1. [isim] Eğmek işi

İĞDE

  1. [isim] İğdegillerden, kokulu, sarı çiçekleri olan, çalı biçiminde bir ağaç (Elaeagnus)
  2. Bu ağacın zeytin biçiminde, kabuğu kırmızıya çalan sarı renkte, beyaz unlu, tadı mayhoş yemişi

BAĞI

  1. [isim] Büyü

İĞCİ

  1. [isim] İğ kullanan, yapan veya satan kimse

OĞAN
...
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü