İçinde ütmek olan 8 harfli 5 kelime var. İçerisinde ÜTMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ütmek olan kelimeler listesine ya da sonu ütmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ütmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K M T Ü
5 Harfli Kelimeler
ÜTMEK
4 Harfli Kelimeler
KÜME, ÜTME
3 Harfli Kelimeler
EKÜ, KEM, KET, KÜT, MET, TEK, TEM, TÜM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, ET, KE, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜRKÜTMEK
-
-
[-i]
Ürküntü vermek
-
Korkutup kaçırmak
- "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu."
-
Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek
-
[mecaz]
Bir şeye karşı korkutmak
- "Karşılarındaki müthiş manzara onları bir saniye bile ürkütmemiştir."
-
[mecaz]
Bir şeye karşı kuşkulandırmak
- "Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu."
-
[-i]
Ürküntü vermek
- SÜRÜTMEK
-
-
[-e, -i]
Sürüme işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Sürüme işini yaptırmak
- ÇÜRÜTMEK
-
-
[-i]
Çürümesine sebep olmak
- "Karına söyle, boğadayı çok sert yapmasın, çamaşırları çürütür."
-
Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek
-
[mecaz]
Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak
-
[-i]
Çürümesine sebep olmak
- YÜRÜTMEK
-
-
[-i]
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
-
Gerektiği gibi yapmak, uygulamak
- "İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."
-
[hukuk]
Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak
-
[nesnesiz]
Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek
- "Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."
-
[mecaz, teklifsiz konuşmada]
İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak
- "Seni, teğmene bel bağlayıp girdiğin bisküvi fabrikasından nasıl yürüttülerdi."
-
[argo]
Habersiz olarak almak, çalmak
- "Bizim kalemi yürütmüşler."
-
[-i]
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
- BÜYÜTMEK
-
-
[-i]
Büyük duruma getirmek; büyültmek
- "Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil."
-
Bakınız yetiştirmek
- "Evet, Özlem, kaçırdın, benim annem hem çalışıp hem tek başına beni büyüttü."
-
[mecaz]
Olduğundan fazla görmek veya göstermek
- "Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti."
-
[-i]
Büyük duruma getirmek; büyültmek