İçinde ütmek olan 8 harfli 5 kelime var. İçerisinde ÜTMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ütmek olan kelimeler listesine ya da sonu ütmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ütmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M T Ü

5 Harfli Kelimeler

ÜTMEK

4 Harfli Kelimeler

KÜME, ÜTME

3 Harfli Kelimeler

EKÜ, KEM, KET, KÜT, MET, TEK, TEM, TÜM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, ET, KE, ME, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜRKÜTMEK

  1. [-i] Ürküntü vermek
  2. Korkutup kaçırmak
    • "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek
  4. [mecaz] Bir şeye karşı korkutmak
    • "Karşılarındaki müthiş manzara onları bir saniye bile ürkütmemiştir." (Esat Mahmut Karakurt)
  5. [mecaz] Bir şeye karşı kuşkulandırmak
    • "Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu." (Reşat Nuri Güntekin)
SÜRÜTMEK

  1. [-e, -i] Sürüme işini yaptırmak
ÇÜRÜTMEK

  1. [-i] Çürümesine sebep olmak
    • "Karına söyle, boğadayı çok sert yapmasın, çamaşırları çürütür." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek
  3. [mecaz] Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak
YÜRÜTMEK

  1. [-i] Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
  2. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak
    • "İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."
  3. [hukuk] Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak
  4. [nesnesiz] Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek
    • "Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."
  5. [mecaz, teklifsiz konuşmada] İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak
    • "Seni, teğmene bel bağlayıp girdiğin bisküvi fabrikasından nasıl yürüttülerdi." (Haldun Taner)
  6. [argo] Habersiz olarak almak, çalmak
    • "Bizim kalemi yürütmüşler."
BÜYÜTMEK

  1. [-i] Büyük duruma getirmek; büyültmek
    • "Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil." (Nâzım Hikmet)
  2. Bakınız yetiştirmek
    • "Evet, Özlem, kaçırdın, benim annem hem çalışıp hem tek başına beni büyüttü." (Pınar Yücel Sarı)
  3. [mecaz] Olduğundan fazla görmek veya göstermek
    • "Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü