Sonunda ütmek olan 11 kelime var. ÜTMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ütmek olan kelimeler listesine ya da başında ütmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
PÖRSÜTMEK
BÜYÜTMEK, ÇÜRÜTMEK, SÜRÜTMEK, ÜRKÜTMEK, YÜRÜTMEK
ÖĞÜTMEK, ÜŞÜTMEK
GÜTMEK, TÜTMEK
ÜTMEK
Ütmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
ÜTMEK
4 Harfli Kelimeler
KÜME, ÜTME
3 Harfli Kelimeler
EKÜ, KEM, KET, KÜT, MET, TEK, TEM, TÜM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, ET, KE, ME, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PÖRSÜTMEK
-
-
[-i]
Pörsüme işini yaptırmak
-
[-i]
Pörsüme işini yaptırmak
- BÜYÜTMEK
-
-
[-i]
Büyük duruma getirmek; büyültmek
- "Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil."
-
Bakınız yetiştirmek
- "Evet, Özlem, kaçırdın, benim annem hem çalışıp hem tek başına beni büyüttü."
-
[mecaz]
Olduğundan fazla görmek veya göstermek
- "Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti."
-
[-i]
Büyük duruma getirmek; büyültmek
- ÜRKÜTMEK
-
-
[-i]
Ürküntü vermek
-
Korkutup kaçırmak
- "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu."
-
Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek
-
[mecaz]
Bir şeye karşı korkutmak
- "Karşılarındaki müthiş manzara onları bir saniye bile ürkütmemiştir."
-
[mecaz]
Bir şeye karşı kuşkulandırmak
- "Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu."
-
[-i]
Ürküntü vermek
- YÜRÜTMEK
-
-
[-i]
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
-
Gerektiği gibi yapmak, uygulamak
- "İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."
-
[hukuk]
Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak
-
[nesnesiz]
Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek
- "Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."
-
[mecaz, teklifsiz konuşmada]
İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak
- "Seni, teğmene bel bağlayıp girdiğin bisküvi fabrikasından nasıl yürüttülerdi."
-
[argo]
Habersiz olarak almak, çalmak
- "Bizim kalemi yürütmüşler."
-
[-i]
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
- SÜRÜTMEK
-
-
[-e, -i]
Sürüme işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Sürüme işini yaptırmak
- ÇÜRÜTMEK
-
-
[-i]
Çürümesine sebep olmak
- "Karına söyle, boğadayı çok sert yapmasın, çamaşırları çürütür."
-
Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek
-
[mecaz]
Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak
-
[-i]
Çürümesine sebep olmak
- ÜŞÜTMEK
-
-
[-i]
Üşümesine sebep olmak
- "Havanın üşütecek kadar serin olmasına göre sabah yakın."
-
[nesnesiz]
Üşüyüp hasta olmak; soğuk almak
-
[nesnesiz, argo]
Delirmek, aklını yitirmek
-
[-i]
Üşümesine sebep olmak
- ÖĞÜTMEK
-
-
[-i]
Tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek
-
Ezmek, çiğnemek
-
Mide yiyecekleri sindirmek
-
[-i]
Tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek
- TÜTMEK
-
-
[nesnesiz]
Duman veya buhar çıkarmak
- "Dumanı tütmekte olan bir vapuru görerek artık yerine dönmeyi akıl etti."
-
Ocak veya sobanın bacası dumanı çekmeyip geri vermek
- "Kahvelerin içi, tüten ocakla göz gözü görmez bir hâldeydi."
-
[mecaz]
Yaşamak, varlığını sürdürmek
- "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak"
-
[ağızlardan]
İyi veya kötü kokmak
-
[nesnesiz]
Duman veya buhar çıkarmak
- GÜTMEK
-
-
[-i]
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatmak
- "Anasının ne hayvanları güdecek zamanı ne de dermanı vardı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak
-
[mecaz]
Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek
-
[-i]
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatmak
- ÜTMEK
-
-
[-i, ağızlardan]
Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek
-
Taze buğday veya mısırı ateşe tutup alazlamak
-
[-i, ağızlardan]
Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek