İçinde öğüt olan 23 kelime var. İçerisinde ÖĞÜT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öğüt olan kelimeler listesine ya da sonu öğüt ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÖĞÜTLEYEBİLMEK
ÖĞÜTLEYEBİLME
ÖĞÜTEBİLMEK, SÖĞÜTGİLLER
KIZILSÖĞÜT, ÖĞÜTEBİLME, ÖĞÜTÜCÜLÜK
ÖĞÜTÇÜLÜK, ÖĞÜTLEMEK, ÖĞÜTÜLMEK
ÖĞÜTLEME, ÖĞÜTÜLME, ÖĞÜTÜLÜŞ, SÖĞÜTLÜK
AKSÖĞÜT, ÖĞÜTMEK, ÖĞÜTÜCÜ, SÖĞÜTLÜ
ÖĞÜTÇÜ, ÖĞÜTME, ÖĞÜTÜŞ
SÖĞÜT
ÖĞÜT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖĞÜTLEYEBİLMEK
-
-
[-e, -i]
Öğütleme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Sana benimle evlenmeni öğütleyebilirdi."
-
[-e, -i]
Öğütleme ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÖĞÜTLEYEBİLME
-
-
[isim]
Öğütleyebilmek işi
-
[isim]
Öğütleyebilmek işi
- SÖĞÜTGİLLER
-
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, söğüt, kavak vb. türleri içine alan bir bitki familyası
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, söğüt, kavak vb. türleri içine alan bir bitki familyası
- ÖĞÜTEBİLMEK
-
-
[-i]
Öğütme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Bu değirmen, günde ancak kırk elli çuval öğütebilirdi."
-
[-i]
Öğütme ihtimali veya imkânı bulunmak
- KIZILSÖĞÜT
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kızılağaç
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kızılağaç
- ÖĞÜTEBİLME
-
-
[isim]
Öğütebilmek işi
-
[isim]
Öğütebilmek işi
- ÖĞÜTÜCÜLÜK
-
-
[isim]
Öğütücü olma durumu
-
[isim]
Öğütücü olma durumu
- ÖĞÜTLEMEK
-
-
[-e, -i]
Birine bir şeyi yapmasını veya yapmamasını söylemek; nasihat etmek
- "Güzel olanın yıkılmasını kimse öğütlemez."
-
[-e, -i]
Birine bir şeyi yapmasını veya yapmamasını söylemek; nasihat etmek
- ÖĞÜTÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Öğütme işine konu olmak
- "Un ortadan çekilince ekmeği süpürge tohumu ile öğütülmüş mısır koçanıyla yapmaya başlamışlardı."
-
[nesnesiz]
Öğütme işine konu olmak
- ÖĞÜTÇÜLÜK
-
-
[isim]
Öğütçü olma durumu
- "Öğütçülük, metafizik düşüncenin kaçınılmaz sonucudur."
-
[isim]
Öğütçü olma durumu
- ÖĞÜTLEME
-
-
[isim]
Öğütlemek işi, nasihat
-
[isim]
Öğütlemek işi, nasihat
- SÖĞÜTLÜK
-
-
[isim]
Söğüt ağacı bol olan yer
- "Uzakta çay kenarında söğütlük içinde küçük bir köy vardı."
-
[isim]
Söğüt ağacı bol olan yer
- ÖĞÜTÜLÜŞ
-
-
[isim]
Öğütülmek işi
-
[isim]
Öğütülmek işi
- ÖĞÜTÜLME
-
-
[isim]
Öğütülmek işi
-
[isim]
Öğütülmek işi
- AKSÖĞÜT
-
-
[isim, bitki bilimi]
Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt (Salix alba)
-
[isim, bitki bilimi]
Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt (Salix alba)
- SÖĞÜTLÜ
-
-
[sıfat]
Söğüt ağaçları bulunan (yer)
-
[sıfat]
Söğüt ağaçları bulunan (yer)
- ÖĞÜTÜCÜ
-
-
[sıfat]
Öğütme özelliği olan
-
[isim]
Öğütme işini yapan makine
-
[isim]
Kâğıtçılıkta gerekli özelliklerdeki kâğıt veya karton hamuruna istenen bazı özellikleri kazandırmak için sulu ortamda elyaflı maddelerin işlenmesinde kullanılan diskli veya konik rotor ve statoru olan makine
-
[sıfat]
Öğütme özelliği olan
- ÖĞÜTMEK
-
-
[-i]
Tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek
-
Ezmek, çiğnemek
-
Mide yiyecekleri sindirmek
-
[-i]
Tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek
- ÖĞÜTME
-
-
[isim]
Öğütmek işi
- "Bizim oralarda buğdaylarını öğütmeye gelip değirmende kalan köylülere nöbetçi derler."
-
[isim]
Öğütmek işi
- ÖĞÜTÜŞ
-
-
[isim]
Öğütmek işi
-
[isim]
Öğütmek işi