İçinde öğ olan 8 harfli 19 kelime var. İçerisinde ÖĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öğ olan kelimeler listesine ya da Sonu öğ ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÖĞRÜLCE

  1. [isim] Börülce

ÖĞÜTLEME

  1. [isim] Öğütlemek işi, nasihat

ÖĞLEÜSTÜ

  1. [zarf] Öğleye yakın zamanda, öğleüzeri
    • "Öğleüstü güreş başladı." (Memduh Şevket Esendal)

DALÖĞLEN
...
ÖĞRETMEK

  1. [-i] Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak
    • "Böyle görünmesini öğretmişler, sağlam bir terbiye almış." (Refik Halit Karay)
  2. Yetenek kazandırmak
  3. Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak
    • "Bir şeyi bir adama öğretmek için öğretenle öğrenen arasında mutlaka ruhi bir yakınlık lazımdır." (Burhan Felek)

ÖĞÜTÜLME

  1. [isim] Öğütülmek işi

BÖĞÜRTME

  1. [isim] Böğürtmek işi

GÖĞÜSLÜK

  1. [isim] Genellikle ilköğretim öğrencilerinin giydiği tek biçimde üstlük, önlük
  2. Elbisenin kirlenmemesi için göğse takılan önlük veya giyilen bir tür gömlek

ÖĞRETİCİ

  1. [sıfat] Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan, didaktik
    • "Öğretici film."

ÖĞÜTÜLÜŞ

  1. [isim] Öğütülme işi veya biçimi

ÖĞÜRTMEK

  1. [-i] Öğürmesine yol açmak

BÖĞÜRMEK

  1. [nsz] Öküz, manda, deve bağırmak
  2. İnsan, anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak
    • "Böğürerek ağlayan babam, halam, hizmetçiler, hepsi dışarı çıktılar." (Ömer Seyfettin)

ÇÖĞÜNMEK

  1. [nsz] Bir yanı inerken öbür yanı kalkmak

SÖĞÜTLÜK

  1. [isim] Söğüt ağacı bol olan yer
    • "Uzakta çay kenarında söğütlük içinde küçük bir köy vardı." (Halide Edip Adıvar)

ÖĞRENMEK

  1. [-i] Bilgi edinmek
    • "Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım." (Burhan Felek)
  2. Bellemek
  3. [nsz] Yetenek, beceri kazanmak
    • "Her şeye dikkatli baktığı için öğrenmişti." (Refik Halit Karay)
  4. Haber almak
    • "Hüseyin, ayrılma kararını öğrenince tabancayı göğsüne dayamış, ateş etmiş." (Memduh Şevket Esendal)

ÇÖĞÜNCEK

  1. [isim] Dayanma noktası ortada olan kaldıraç, tahterevalli

ÇÖĞDÜRME

  1. [isim] Çöğdürmek işi

SÖĞÜŞLÜK

  1. [isim] Söğüş yapmaya elverişli et veya sebze

ÖĞRETMEN

  1. [isim] Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, muallim, muallime
    • "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım bazen." (Yusuf Ziya Ortaç)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü