İçinde ön olan 4 harfli 8 kelime var. İçerisinde ÖN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ön olan kelimeler listesine ya da sonu ön ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖNEL
-
-
[isim, hukuk]
Bakınız mehil
-
[isim, hukuk]
Bakınız mehil
- ÖNEM
-
-
[isim]
Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu; yer, ehemmiyet
- "Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız."
-
[isim]
Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu; yer, ehemmiyet
- GÖNÇ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Zengin, varlıklı
-
[sıfat, ağızlardan]
Zengin, varlıklı
- ÖNCÜ
-
-
[sıfat]
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı
- "Dramda ise Shakespeare’den tutun da son çağın en öncü tiyatro müelliflerinin eserlerine kadar nice yüksek değerli edebî piyesler, genç sanatkârlarımız tarafından muvaffakiyetle oynanmaktadır."
-
[isim]
Önde gidip haber ulaştıran kimse
-
[isim]
Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser; bayrak, avangart
-
[isim, askerlik]
Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta; pişdar, artçı karşıtı
-
[isim, ağızlardan]
Önder, kılavuz
-
[sıfat]
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı
- ÖNLÜ
-
-
[sıfat]
Ön tarafı olan
- "Bahriye yüzbaşıları arkalarına siyah baruti kumaştan çift önlü, omuz hizasından itibaren soldan sağa iliklenir, kısa kapalı yakalı bir setre ve pantolon giyerlerdi."
-
[sıfat]
Ön tarafı olan
- CÖNK
-
Kelime Kökeni: (Malezya dilinden)
-
[isim]
Büyük yelkenli gemi
- "Yükünü almış bir cönkte yok yoktur, her şey bulunur."
-
[isim]
Büyük yelkenli gemi
- MÖNÜ
-
-
[isim]
Bakınız menü
-
[isim]
Bakınız menü
- ÖNCE
-
-
[zarf]
İlk olarak, başlangıçta; evvel, sonra karşıtı
- "Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim."
-
İçinde bulunulan veya söz edilen anın gerisinde kalan bir zamanda; evvel
- "Okula başlamadan önce sokakta oynardım."
-
Zaman bildiren kelimelerden veya zaman zarflarından sonra kullanıldığında belirtilen kadar zamanın geçmiş olduğunu gösteren bir söz; evvel
- "Beş gün önce İzmir’deydim."
-
İçinde bulunulan veya söz edilen yerden daha önde; evvel
- "Yokuş yukarı giderken solda önce camiyi sonra okulu göreceksin."
-
[isim]
Bir şeyin geçmişteki bölümü, başlangıçta yer alan kısmı; evvel
- "Bu işin öncesini bilmiyorum."
-
[sıfat]
Makam, değer, derece, önem vb. için sözü edilenden daha önde olan; evvel
- "O, kıdem bakımından daire başkanından öncedir."
-
[zarf]
İlk olarak, başlangıçta; evvel, sonra karşıtı