İçinde ök olan 9 harfli 39 kelime var. İçerisinde ÖK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ök olan kelimeler listesine ya da sonu ök ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÖKÜMLEME
-
-
[isim]
Dökümlemek işi
-
[isim]
Dökümlemek işi
- KÖKTÜRKÇE
-
-
[isim]
Bakınız Köktürk Türkçesi
-
[isim]
Bakınız Köktürk Türkçesi
- DÖKÜNTÜLÜ
-
-
[sıfat]
Döküntüsü olan
- "Ortalıkta yorgan, döşek, sandık, sepet tıpkı yangından kaçmış ailelerin döküntülü, bıkkın tablosu..."
-
[tıp]
Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık)
-
[sıfat]
Döküntüsü olan
- LÖKOPLAST
-
Kelime Kökeni: Fransızca leucoplaste
-
[isim, bitki bilimi]
Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılılarda sitoplazma içinde bulunan ve genellikle nişasta taneciğini oluşturan cisimcik
-
[isim, bitki bilimi]
Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılılarda sitoplazma içinde bulunan ve genellikle nişasta taneciğini oluşturan cisimcik
- KÖKLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Bitkide kök oluşmak, bitki kök salmak, kök tutmak
-
Kökünden sökülmek
- "Sonradan orada çok güzel portakal ağacı yetiştiği anlaşılınca meşe ağaçları köklenerek onların yerine portakal ağaçları dikildi."
-
[mecaz]
Köklü, temelli bir biçimde yerleşmek
- "Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız."
-
[nesnesiz]
Bitkide kök oluşmak, bitki kök salmak, kök tutmak
- GÖKTÜRKÇE
-
-
[isim]
Bakınız Köktürk Türkçesi
-
[isim]
Bakınız Köktürk Türkçesi
- DÖKTÜRTME
-
-
[isim]
Döktürtmek işi
-
[isim]
Döktürtmek işi
- ÇÖKELEKLİ
-
-
[sıfat]
İçinde çökelek bulunan, çökeleği olan
- "Eline bir bardak sıcak çay tutuşturdular, öbür elinde de çökelekli dürüm."
-
[sıfat]
İçinde çökelek bulunan, çökeleği olan
- SÖKTÜRMEK
-
-
[-e, -i]
Sökme işini yaptırmak
- "O zamanlar sağlam dişi söktürüp yerine altın diş taktıran, böylece güzelleştiğine inanan insanlar hâlâ vardı."
-
[-e, -i]
Sökme işini yaptırmak
- ÇÖKERTMEK
-
-
[-i]
Çöktürüp oturtmak
- "Ve devesini çökertip gözyaşları içinde düşünceye daldı."
-
Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak
- "Böyle bir bahar taşmasında, bizim kerpiç evi çökertti."
-
[mecaz]
Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak
- "Boş oturmak, aylak durmak insanı çabuk çökertir."
-
[-i]
Çöktürüp oturtmak
- DÖKÜVERME
-
-
[isim]
Döküvermek işi
-
[isim]
Döküvermek işi
- KÖKLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Güçlü bir biçimde yerleşmek, yer etmek, kök salmak; esaslanmak
- "Nice yıl, cetlerimiz kökleşerek bir yerde, manevi varlığının resmini çizmiş havaya."
-
[nesnesiz]
Güçlü bir biçimde yerleşmek, yer etmek, kök salmak; esaslanmak
- ÖKSÜRTMEK
-
-
[-i]
Öksürmesini sağlamak, öksürmesine sebep olmak
- "Kesik kesik öksürttü gıcık."
-
[-i]
Öksürmesini sağlamak, öksürmesine sebep olmak
- DÖKÜMHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe döküm + Farsça ḫāne
-
[isim]
Bakınız dökümevi
-
[isim]
Bakınız dökümevi
- DÖKTÜRMEK
-
-
[-e, -i]
Dökme işini yaptırmak
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
Kolaylıkla ve güzel söylemek, yazmak veya oynamak
- "Walter Scott da bir tek çizik olmadan dört yüz, beş yüz sayfa döktürürmüş."
-
[-e, -i]
Dökme işini yaptırmak
- ÖKSÜRÜKLÜ
-
-
[sıfat]
Öksürüğü olan, sürekli öksüren
- "Sonra bir yerden, yaşlı, öksürüklü bir adam çıkıverirdi."
-
[mecaz]
Bakınız hastalıklı
- "Ekseriyeti öksürüklü ise de henüz rey verecek kadar kolunu oynatabilir."
-
[sıfat]
Öksürüğü olan, sürekli öksüren
- ÖKÜZBURNU
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Serçegillerden, gagası uzun ve çok kalın, eti yenir bir kuş (Calao)
-
[isim, hayvan bilimi]
Serçegillerden, gagası uzun ve çok kalın, eti yenir bir kuş (Calao)
- GÖKBALİNA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız mavibalina
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız mavibalina
- GÖKKUŞAĞI
-
-
[isim, meteoroloji]
Yağmur damlacıklarından geçen güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü; alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, gelinkuşağı, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, yağmurkuşağı, alaimisema
- "Gözlükleri pencerelerden yansıyan ışık kırılmalarıyla çevresine gökkuşağı renkleri saçıyor."
-
[isim, meteoroloji]
Yağmur damlacıklarından geçen güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü; alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, gelinkuşağı, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, yağmurkuşağı, alaimisema
- DÖKEBİLME
-
-
[isim]
Dökebilmek işi
-
[isim]
Dökebilmek işi