İçinde öd olan 6 harfli 15 kelime var. İçerisinde ÖD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öd olan kelimeler listesine ya da sonu öd ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖDÜNLÜ

  1. [sıfat] Ödün niteliğinde olan, ödün vererek yapılan; ivazlı
  2. Ödün veren (kimse)
ÖDENCE

  1. [isim, hukuk] Bakınız tazminat
ÖDENME

  1. [isim] Ödenmek işi
    • "Aylık ücretin ödenmesi de garip bir biçim almıştı." (Adalet Ağaoğlu)
ÖDENİŞ

  1. [isim] Ödenmek işi
ÖDENEK

  1. [isim] Bir iş için ayrılan belli para; tahsisat
  2. Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para
  3. [hukuk] Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni
ÖDEYİŞ

  1. [isim] Ödemek işi
    • "Ağır ödeyiş bu." (Selim İleri)
ÖDENTİ

  1. [isim] Bakınız aidat
ÖDEMLİ

  1. [sıfat] Ödemi olan
    • "Tahta iskemlesini gıcırdatarak kalktı, ödemli ayaklarına geçirdiği panduflaları sürükleyerek karanlık evin içinde kayboldu." (Alev Alatlı)
ÖDETME

  1. [isim] Ödetmek işi
ÖDEMİŞ

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
ÖDÜNCÜ

  1. [sıfat] Ödün veren; tavizci, tavizkâr
    • "Yüze gülücülüğün at oynattığı bir aydınlar ortamında küsebilmek bile insanı ödüncülerden ayıran bir nitelik oluyor." (Haldun Taner)
ÖDEMEK

  1. [-i] Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek; tediye etmek
    • "Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım." (Refik Halit Karay)
  2. Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek
  3. Bedelini vererek bir zararı karşılamak; tazmin etmek
  4. Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak; ifa etmek
    • "Bu fabrika sermayesini beş yılda ödedi."
  5. [mecaz] Bir işin, bir görevin karşılığını vermek
    • "Emekliye ayrıldıktan sonra keresteciliğe başladı ama eline geçen, alın terini ödemiyordu." (Eflâtun Cem Güney)
  6. [mecaz] Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak
ÖDEŞME

  1. [isim] Ödeşmek işi; fit (II)
ÖDEGEÇ

  1. [isim] Belli bir miktara kadar yapılacak ödemelerde imza ve şifre gerektirmeden kartla ödeme yapma işlemi
ÖDEVLİ

  1. [sıfat] Ödev yüklenmiş olan; vazifeli
    • "Her ölüm yargılısını ödevli bir aylıkçıymış gibi gönderiyorlar buraya." (Adnan Özyalçıner)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü