İçinde öd olan 6 harfli 15 kelime var. İçerisinde ÖD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öd olan kelimeler listesine ya da sonu öd ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖDÜNLÜ
-
-
[sıfat]
Ödün niteliğinde olan, ödün vererek yapılan; ivazlı
-
Ödün veren (kimse)
-
[sıfat]
Ödün niteliğinde olan, ödün vererek yapılan; ivazlı
- ÖDENCE
-
-
[isim, hukuk]
Bakınız tazminat
-
[isim, hukuk]
Bakınız tazminat
- ÖDENME
-
-
[isim]
Ödenmek işi
- "Aylık ücretin ödenmesi de garip bir biçim almıştı."
-
[isim]
Ödenmek işi
- ÖDENİŞ
-
-
[isim]
Ödenmek işi
-
[isim]
Ödenmek işi
- ÖDENEK
-
-
[isim]
Bir iş için ayrılan belli para; tahsisat
-
Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para
-
[hukuk]
Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni
-
[isim]
Bir iş için ayrılan belli para; tahsisat
- ÖDEYİŞ
-
-
[isim]
Ödemek işi
- "Ağır ödeyiş bu."
-
[isim]
Ödemek işi
- ÖDENTİ
-
-
[isim]
Bakınız aidat
-
[isim]
Bakınız aidat
- ÖDEMLİ
-
-
[sıfat]
Ödemi olan
- "Tahta iskemlesini gıcırdatarak kalktı, ödemli ayaklarına geçirdiği panduflaları sürükleyerek karanlık evin içinde kayboldu."
-
[sıfat]
Ödemi olan
- ÖDETME
-
-
[isim]
Ödetmek işi
-
[isim]
Ödetmek işi
- ÖDEMİŞ
-
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
- ÖDÜNCÜ
-
-
[sıfat]
Ödün veren; tavizci, tavizkâr
- "Yüze gülücülüğün at oynattığı bir aydınlar ortamında küsebilmek bile insanı ödüncülerden ayıran bir nitelik oluyor."
-
[sıfat]
Ödün veren; tavizci, tavizkâr
- ÖDEMEK
-
-
[-i]
Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek; tediye etmek
- "Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım."
-
Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek
-
Bedelini vererek bir zararı karşılamak; tazmin etmek
-
Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak; ifa etmek
- "Bu fabrika sermayesini beş yılda ödedi."
-
[mecaz]
Bir işin, bir görevin karşılığını vermek
- "Emekliye ayrıldıktan sonra keresteciliğe başladı ama eline geçen, alın terini ödemiyordu."
-
[mecaz]
Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak
-
[-i]
Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek; tediye etmek
- ÖDEŞME
-
-
[isim]
Ödeşmek işi; fit (II)
-
[isim]
Ödeşmek işi; fit (II)
- ÖDEGEÇ
-
-
[isim]
Belli bir miktara kadar yapılacak ödemelerde imza ve şifre gerektirmeden kartla ödeme yapma işlemi
-
[isim]
Belli bir miktara kadar yapılacak ödemelerde imza ve şifre gerektirmeden kartla ödeme yapma işlemi
- ÖDEVLİ
-
-
[sıfat]
Ödev yüklenmiş olan; vazifeli
- "Her ölüm yargılısını ödevli bir aylıkçıymış gibi gönderiyorlar buraya."
-
[sıfat]
Ödev yüklenmiş olan; vazifeli