İçinde çak olan 7 harfli 20 kelime var. İçerisinde ÇAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çak olan kelimeler listesine ya da sonu çak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K Ç
3 Harfli Kelimeler
ÇAK, KAÇ
2 Harfli Kelimeler
AÇ, AK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAKISIZ
-
-
[sıfat]
Çakısı olmayan
-
[sıfat]
Çakısı olmayan
- UÇAKSIZ
-
-
[sıfat]
Uçağı olmayan
- "Bu uçak, müfrezenin elindeki tek uçak olduğundan, şimdi uçaksız kalınmıştı."
-
Uçak kullanılmadan yapılan
- "Uçaksız turlar çok rahat değil."
-
[sıfat]
Uçağı olmayan
- ÇAKMACI
-
-
[isim]
Çakma işini yapan kimse
-
[isim]
Çakma işini yapan kimse
- BIÇAKLI
-
-
[sıfat]
Bıçağı olan
- "Karşısında eli bıçaklı, silahlı birkaç kişi de olsa, kendisi de yaralanıp vurulsa bir adım geri atmaz, gözünü kırpmadan saldırırdı."
-
[sıfat]
Bıçağı olan
- ÇAKIŞIK
-
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- "Çakışık üçgenler."
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- BIÇAKÇI
-
-
[isim]
Bıçak vb. kesici araçlar yapan veya satan kimse
-
[isim]
Bıçak vb. kesici araçlar yapan veya satan kimse
- ÇAKILLI
-
-
[sıfat]
Çakılı olan
- "Kumsal topraktan, dibi çakıllı suya girdi."
-
[sıfat]
Çakılı olan
- ÇAKILTI
-
-
[isim]
Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkan ses
-
[isim]
Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkan ses
- SAÇAKLI
-
-
[sıfat]
Saçağı olan
- "Valde Paşa'nın üç çifte kayığındaki gümüş kafes örmeli ve kenarları balık şeklinde yine gümüş saçaklı ihramı meşhurdu."
-
[sıfat]
Saçağı olan
- ÇAKALOZ
-
-
[isim, askerlik]
Mermi olarak çakıl taşı atan bir top türü
-
Bu topu kullanan topçu
-
[isim, askerlik]
Mermi olarak çakıl taşı atan bir top türü
- AYAKÇAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Merdiven basamağı
-
Dokuma tezgâhı ayaklığı; ayaklık
-
Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık
-
[isim, ağızlardan]
Merdiven basamağı
- ÇAKIRCI
-
-
[isim]
Avcı çakırdoğan yetiştiren ve avda kullanan kimse
-
Taşrada saray için çakırdoğan yetiştiren kimse
-
[tarih]
Padişahla birlikte ava katılan ve avda çakırdoğanı elinde taşıyan kimse
-
[isim]
Avcı çakırdoğan yetiştiren ve avda kullanan kimse
- ÇAKINTI
-
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu
- "Güneşin ağaç yapraklarından sızarak oynak ışık çakıntılarıyla süslediği bahçedeki o ılık günler nine ve çocuk için ne sevinçler yaşanmıştı."
-
Çakılmış olan şey
-
[mecaz]
Beklenmeyen söz veya davranış
- "Sarhoşun bazı sevimli buluşları, delinin beklenmedik çakıntıları olabilir."
-
[argo]
Sınıfta kalma
- "Bilmem senin ikmal nasıl geçti. Eğer Aga Bedros numara vermezse ve çakıntı olursa bir yıl daha herifin karşısında oturup ders okumaya çalışmak çetin bir iştir."
-
[argo]
İçkili toplantı, içki âlemi
- "Tahir de bir akşam iki arkadaşıyla Filip’in gazinosuna gider, çakıntıya başlarlar."
-
[argo]
İçki içerken kadehleri birbirine vurma, kadeh tokuşturma
-
[isim]
Şimşek, yıldız, güneş, ışık vb.nin birdenbire ve geçici olarak verdiği aydınlık durumu
- KAÇAKÇI
-
-
[isim]
Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse
- "Kaçakçılarla, gümrük ayrıcalıklarıyla uğraşır, sayfalar dolusu raporlar yazar."
-
[isim]
Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse
- ÇAKILIŞ
-
-
[isim]
Çakılmak işi
-
[isim]
Çakılmak işi
- ÇAKILMA
-
-
[isim]
Çakılmak işi
-
[isim]
Çakılmak işi
- ÇAKARLI
-
-
[sıfat]
Üzerinde çakar lamba bulunan (araç)
-
[sıfat]
Üzerinde çakar lamba bulunan (araç)
- KAÇAKAÇ
-
-
[isim]
İki kişinin karşılıklı olarak gizlice sayı yazıp tahmin etmesine dayanan bir oyun
- "Çalışma saati gelene kadar, kimi bir köşede amiralbattı, kimi kaçakaç oynar, kimi incelemede karşılaştığı sorunu arkadaşları arasında tartışır, kimi fıkra anlatır."
-
[isim]
İki kişinin karşılıklı olarak gizlice sayı yazıp tahmin etmesine dayanan bir oyun
- ALÇAKÇA
-
-
[sıfat]
Oldukça alçak
-
[zarf]
Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına; sefihane
- "Kuduz köpek alçakça ısırır adamı. Sessizce yanaşır arkanızdan, sol bacağınızın baldırını ısırıverir."
-
[sıfat]
Oldukça alçak
- ÇAKIŞMA
-
-
[isim]
Çakışmak işi
-
[isim]
Çakışmak işi