Sonunda çak olan 19 kelime var. ÇAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çak olan kelimeler listesine ya da başında çak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

KARABURÇAK

8 Harfli Kelimeler

AKBURÇAK, KIRIMÇAK

7 Harfli Kelimeler

AYAKÇAK

6 Harfli Kelimeler

BALÇAK, BARÇAK, BURÇAK, ÇAMÇAK, ÇAPÇAK, KAPÇAK, KIPÇAK, KOLÇAK

5 Harfli Kelimeler

ALÇAK, BIÇAK, KAÇAK, KOÇAK, SAÇAK

4 Harfli Kelimeler

UÇAK

3 Harfli Kelimeler

ÇAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K Ç

3 Harfli Kelimeler

ÇAK, KAÇ

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KARABURÇAK

  1. [isim, bitki bilimi] Baklagillerden, hayvan yemi ve gübre olarak kullanılan bir tür; küşne (Ervum ervilla)
AKBURÇAK

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız mürdümük
KIRIMÇAK

  1. [isim] Rusya Federasyonu’na bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan, Musevi inancında olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
AYAKÇAK

  1. [isim, ağızlardan] Merdiven basamağı
  2. Dokuma tezgâhı ayaklığı; ayaklık
  3. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık
KOLÇAK

  1. [isim] Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven
    • "Elinde kolçak, direksiyona geçti, kolçağı hırsla şoför mahalline attı." (Orhan Kemal)
  2. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası
    • "Pencerenin karşısında, kolçaklarından biri kopuk, sallanan iskemleye oturmuş, iki eliyle sağlam kolçağa sıkı sıkı sarılmıştı." (Ayla Kutlu)
  3. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk
  4. Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılan süs eşyası
  5. Bakınız pazubent
    • "Kızılay kolçağı."
  6. [tarih] Zırhın kola geçirilen parçası
KIPÇAK

  1. [isim, tarih] XI-XV. yüzyıllarda, Hazar ve Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda, Mısır ve Suriye'de yaşamış bir Türk boyu; Kuman
  2. Günümüzde Kırım Tatarcası, Kazakça, Karaçayca, Malkarca vb.ni konuşan gruba verilen genel ad
BALÇAK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kabza
  2. Bakınız barçak
BURÇAK

  1. [isim, bitki bilimi] Baklagillerden, taneleri hayvan yemi olarak kullanılan yıllık bir yem bitkisi (Vicia ervilia)
  2. Bu bitkinin mercimeğe benzeyen ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılan tanesi
BARÇAK

  1. [isim] Kılıç kabzasının siperi; balçak
ÇAPÇAK

  1. [isim] Bakınız çamçak
  2. Ağzı açık fıçı
    • "Elimi çapçağa daldırdım, karidesi bıyığından yakaladım." (Sait Faik Abasıyanık)
KAPÇAK

  1. [isim] Uzun saplı büyük kanca
ÇAMÇAK

  1. [isim] Ağaçtan oyularak yapılmış kulplu su kabı; çapçak
  2. Köpüklenerek akma
KAÇAK

  1. [isim] Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı; kaçıntı
  2. Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde
    • "Hâlbuki buraları ve hususuyla Anadolu’yu, kaçaktan mümkün mertebe muhafaza için bundan başka çare yoktur." (Mithat Cemal Kuntay)
  3. Av sırasında vurulamayan kuş
    • "Malum a, kaçak diye avcının tüfeğinden kurtulmuş kuşlara denir." (Sermet Muhtar Alus)
  4. [sıfat] Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan
    • "Vapurda bir de kaçak Rus ailesi var." (Aka Gündüz)
  5. [sıfat] Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan
    • "Kaçak kat."
  6. [sıfat] Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan
    • "Kaçak olarak gelmiş Amerikan, Japon, hatta Kızıl Çin eşyalarını satanlar açıkça bunların kaçak mal olduklarını bağırarak alıcı çekiyorlardı." (Aziz Nesin)
  7. [zarf] Yasalara, kurallara uymayarak gizli bir biçimde
    • "Bütün harp müddetince babası ile İsviçre'de kaçak yaşadı." (Aka Gündüz)
ALÇAK

  1. [sıfat] Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı
    • "Resimde alçak köprü ve alt kemerleri ve üstyapı oldukça net olarak görünüyor." (Doğan Sofracıoğlu)
  2. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer)
  3. Kısa (boy)
    • "Alçak boylu bir adam."
  4. Bakınız kısık
  5. [mecaz] Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan; pespaye
    • "Zavallı, karşısındaki mahlukun ne alçak şey olduğunu anlayamadı." (Ömer Seyfettin)
BIÇAK

  1. [isim] Kesme işlerinde kullanılan, bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç
    • "Bıçağı sürte sürte ipin uzunca bir parçasını kesti." (Yusuf Atılgan)
  2. Çeşitli kesme işlerinde kullanılan, kesici ağzı bulunan ve amaca göre şekli ve niteliği değişen araç
    • "Basımevi bıçağı."
KOÇAK

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız yürekli
  2. Bakınız cömert
SAÇAK

  1. [isim] Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül
    • "Perdenin saçağı."
  2. Görünüşü bu püskülü andıran
    • "Kurumuş dudakları mütemadiyen kımıldanıyor, mütemadiyen siyah kirpiklerinin ipekten birer saçak gibi tamamladığı çürümüş göz kapakları titriyordu." (Halide Edip Adıvar)
  3. Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül
  4. Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için, o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılan bölüm
    • "Han bekçisi, saçağın altındaki döşeğinde hâlâ uyumaktaydı." (İhsan Oktay Anar)
  5. [fizik] Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı
UÇAK

  1. [isim] Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı; tayyare
    • "Uçakta uzun süre hareketsiz kalmaktan Şükran’ın beli, sırtı tutulmuştu." (Tülin Tankut)
ÇAK

Kelime Kökeni: Farsça çāk

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız yırtık
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü