İçinde çak olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde ÇAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çak olan kelimeler listesine ya da sonu çak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K Ç

3 Harfli Kelimeler

ÇAK, KAÇ

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAÇAK

  1. [isim] Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı; kaçıntı
  2. Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde
    • "Hâlbuki buraları ve hususuyla Anadolu’yu, kaçaktan mümkün mertebe muhafaza için bundan başka çare yoktur." (Mithat Cemal Kuntay)
  3. Av sırasında vurulamayan kuş
    • "Malum a, kaçak diye avcının tüfeğinden kurtulmuş kuşlara denir." (Sermet Muhtar Alus)
  4. [sıfat] Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan
    • "Vapurda bir de kaçak Rus ailesi var." (Aka Gündüz)
  5. [sıfat] Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan
    • "Kaçak kat."
  6. [sıfat] Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan
    • "Kaçak olarak gelmiş Amerikan, Japon, hatta Kızıl Çin eşyalarını satanlar açıkça bunların kaçak mal olduklarını bağırarak alıcı çekiyorlardı." (Aziz Nesin)
  7. [zarf] Yasalara, kurallara uymayarak gizli bir biçimde
    • "Bütün harp müddetince babası ile İsviçre'de kaçak yaşadı." (Aka Gündüz)
KOÇAK

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız yürekli
  2. Bakınız cömert
SAÇAK

  1. [isim] Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül
    • "Perdenin saçağı."
  2. Görünüşü bu püskülü andıran
    • "Kurumuş dudakları mütemadiyen kımıldanıyor, mütemadiyen siyah kirpiklerinin ipekten birer saçak gibi tamamladığı çürümüş göz kapakları titriyordu." (Halide Edip Adıvar)
  3. Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül
  4. Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için, o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılan bölüm
    • "Han bekçisi, saçağın altındaki döşeğinde hâlâ uyumaktaydı." (İhsan Oktay Anar)
  5. [fizik] Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı
ÇAKAL

Kelime Kökeni: Farsça şaġāl

  1. [isim, hayvan bilimi] Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus)
    • "Korkunç geceler, çakalların ulumaları, köpeklerin haykırışları bu ruhu da karartan gecelerde sinirleri büsbütün gevşetiyor." (Etem İzzet Benice)
  2. [argo] Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse
  3. [argo] Zorba, külhanbeyi tipli kimse
    • "Rudolf üzerimden çekilince ben de öteki çakalı aldım altıma." (Ahmet Ümit)
  4. [sıfat, ağızlardan] Titiz, huysuz olan
  5. [sıfat, ağızlardan] Bakınız görgüsüz
BIÇAK

  1. [isim] Kesme işlerinde kullanılan, bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç
    • "Bıçağı sürte sürte ipin uzunca bir parçasını kesti." (Yusuf Atılgan)
  2. Çeşitli kesme işlerinde kullanılan, kesici ağzı bulunan ve amaca göre şekli ve niteliği değişen araç
    • "Basımevi bıçağı."
ÇAKAR

  1. [isim] Belirli araçların trafikte üstünlük sağlamak için kullandığı, yanar dönerli kırmızı ve mavi ışık; çakar lamba
  2. [denizcilik] Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla yanıp sönen küçük fener; şimşekli fener
  3. Genişliği on, uzunluğu yaklaşık iki yüz elli kulaç olan balık ağı
    • "Kolyoz çakarı. Uskumru çakarı."
ÇAKMA

  1. [isim] Çakmak işi
  2. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi
  3. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı
  4. [sıfat, argo] Bakınız sahte
  5. [ağızlardan] Bir tür deri hastalığı
ÇAKIN

  1. [isim] Bakınız kıvılcım
  2. Bakınız şimşek
ÇAKIM

  1. [isim] Bakınız kıvılcım
  2. Bakınız şimşek
ÇAKIL

  1. [isim, mineraloji] Bakınız çakıl taşı
    • "Çakıl dolu kamyonla, klakson çalarak yapı yerine girdi." (Aydın Boysan)
ÇAKRA

Kelime Kökeni: Sanskrit

  1. [isim] Hindu geleneklerine ve bazı inanç sistemlerine göre insan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları
ALÇAK

  1. [sıfat] Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı
    • "Resimde alçak köprü ve alt kemerleri ve üstyapı oldukça net olarak görünüyor." (Doğan Sofracıoğlu)
  2. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer)
  3. Kısa (boy)
    • "Alçak boylu bir adam."
  4. Bakınız kısık
  5. [mecaz] Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan; pespaye
    • "Zavallı, karşısındaki mahlukun ne alçak şey olduğunu anlayamadı." (Ömer Seyfettin)
ÇAKIŞ

  1. [isim] Çakmak işi
ÇAKER

Kelime Kökeni: Farsça çāker

  1. [isim, eskimiş] Bakınız köle
    • "Ayağınızın türabıyım, çakeriniz, efendimizi dünyada bırakmam." (Memduh Şevket Esendal)
ÇAKIR

  1. [sıfat] Açık mavi, hareli ela (göz)
  2. [isim] Bakınız çakırdoğan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü