İçinde zar olan 7 harfli 33 kelime var. İçerisinde ZAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zar olan kelimeler listesine ya da sonu zar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Zar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARZ, RAZ, ZAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AZ, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- VEZARET
-
Kelime Kökeni: Arapça vezāret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vezirlik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vezirlik
- ZARARLI
-
-
[sıfat]
Zarar veren, zararı dokunan; dokuncalı, muzır
- "Kanun ancak topluma zararlı olan şeyleri yasaklayabilir."
-
[sıfat]
Zarar veren, zararı dokunan; dokuncalı, muzır
- İHZARLI
-
-
[sıfat, hukuk]
Mahkemece yapılan çağrıya uymadığı için kolluk gücüyle mahkemeye getirilmiş olan
-
[sıfat, hukuk]
Mahkemece yapılan çağrıya uymadığı için kolluk gücüyle mahkemeye getirilmiş olan
- HEZAREN
-
Kelime Kökeni: Farsça hezār + reng
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız saray çiçeği
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız saray çiçeği
- İNTİZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça intiẓār
-
[isim]
Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme
- "Hastanede ilk günü ve ilk gecesi bu ümit ve intizar ile geçti."
-
[ağızlardan]
Bakınız ilenme
-
[isim]
Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme
- ZARFSIZ
-
-
[sıfat]
Zarfı olmayan
-
Zarfa konulmamış, zarflanmamış
-
[zarf]
Zarfa konulmadan
-
[sıfat]
Zarfı olmayan
- BOZARIK
-
-
[sıfat]
Bozarmış olan
-
[sıfat]
Bozarmış olan
- NEZARET
-
Kelime Kökeni: Arapça neẓāret
-
[isim]
Bakma, gözetme, gözetim
-
[hukuk]
Bakınız gözaltı
-
Bakınız nezarethane
- "Zaptiye nezaretinde temiz bir dayaktan sonra hepimizi bir yere sürdüler."
-
[eskimiş]
Bakınız bakanlık
-
[eskimiş]
Bakınız görü
-
[isim]
Bakma, gözetme, gözetim
- ZARİFÇE
-
-
[zarf]
Zarife yakışır bir biçimde; zarifane
-
[zarf]
Zarife yakışır bir biçimde; zarifane
- BOZARIŞ
-
-
[isim]
Bozarmak işi
-
[isim]
Bozarmak işi
- BOZARMA
-
-
[isim]
Bozarmak işi
-
[isim]
Bozarmak işi
- MEZARCI
-
-
[isim]
Mezar kazan kimse
-
Mezarın bakımını yapan kimse
-
[isim]
Mezar kazan kimse
- ZARAFET
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓarāfet
-
[isim]
Bakınız zariflik
- "Sadece zarafetinizin, güzelliğinizin karşıdan hayranı olmuştum."
-
[isim]
Bakınız zariflik
- KIZARIŞ
-
-
[isim]
Kızarmak işi
-
[isim]
Kızarmak işi
- KIZARIK
-
-
[sıfat]
Kızarmış olan
-
[sıfat]
Kızarmış olan
- KIZARMA
-
-
[isim]
Kızarmak işi
-
[isim]
Kızarmak işi
- HIZARCI
-
-
[isim]
Hızar işleten, hızarla kereste biçen kimse
- "Bir evde yaşlı eski bir hızarcı vardı, testeresini sarmış sarmalamış, birlikte getirmişti."
-
[isim]
Hızar işleten, hızarla kereste biçen kimse
- KIZARTI
-
-
[isim]
Vücutta kızarmış yer; kızıllık
-
[isim]
Vücutta kızarmış yer; kızıllık
- LALEZAR
-
Kelime Kökeni: Farsça lālezār
-
[isim, eskimiş]
Lale yetiştirilen yer, lale bahçesi
-
[isim, eskimiş]
Lale yetiştirilen yer, lale bahçesi
- ZARURET
-
Kelime Kökeni: Arapça żarūret
-
[isim]
Bakınız zorunluluk
- "Kültür hâkim olduktan sonra sanat ve hayat, mazi ve yeni zaruretler ne güzel uyuşuyor."
-
Sıkıntı, yoksulluk içinde olma
- "Kıyafetinden dışarlıklı ve zarurette olduğu anlaşılan bir kadın kahvelerden birine girdi."
-
[isim]
Bakınız zorunluluk