İçinde zar olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde ZAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zar olan kelimeler listesine ya da sonu zar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Zar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARZ, RAZ, ZAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AZ, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HIZAR
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫarās
-
[isim]
Tahta ve kereste biçmeye yarayan, elektrik veya su gücüyle çalışan büyük bıçkı
- "Sıkı bir buyruk patladı, altı taşıyıcı son derece güvenli tavırlarla hızarın başına üşüştüler."
-
[isim]
Tahta ve kereste biçmeye yarayan, elektrik veya su gücüyle çalışan büyük bıçkı
- ZARTA
-
Kelime Kökeni: Arapça żarṭa
-
[isim]
Bakınız yellenme
-
[isim]
Bakınız yellenme
- BİZAR
-
Kelime Kökeni: Farsça bīzār
-
[zarf, eskimiş]
Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş bir biçimde
- "Kendinden bizar, dünyadan, insanlardan, her şeyden bizar, eve döndü."
-
[zarf, eskimiş]
Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş bir biçimde
- PAZAR
-
Kelime Kökeni: Farsça bāzār
-
[isim]
Satıcıların belirli günlerde mallarını sattıkları geçici yer
- "Perşembe pazarı. Salı pazarı."
-
Belli bir şeyin satıldığı yer; piyasa
- "Balık pazarı."
-
Bakınız alışveriş
- "Allah hayırlı pazar versin."
-
Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün
- "Pazar sabahı odalarına çay istemişlerdi."
-
[isim]
Satıcıların belirli günlerde mallarını sattıkları geçici yer
- ZARSI
-
-
[sıfat]
Zarı andıran, zara benzeyen, zar gibi; zarımsı
- "Zarsı doku."
-
[sıfat]
Zarı andıran, zara benzeyen, zar gibi; zarımsı
- LEZAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca lézard
-
[isim]
Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir deri türü
-
[isim]
Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir deri türü
- ZARCI
-
-
[isim, argo]
Zar oyunu oynayan kimse
-
[isim, argo]
Zar oyunu oynayan kimse
- ZARAR
-
Kelime Kökeni: Arapça żarar
-
[isim]
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç; dokunca, ziyan, mazarrat, götürü, hüsran, muhatara
-
Alışveriş, üretim vb. işlerden oluşan maddi çıkar kaybı
- "Aldığı günlerde iyi para getiren oteli zararla kapatmaya başlamışlar."
-
[isim]
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç; dokunca, ziyan, mazarrat, götürü, hüsran, muhatara
- ZARİF
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓarīf
-
[sıfat]
Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen; zarafetli
- "Camilerimizdeki o zarif çizgilerin şiirini bir daha duyacak."
-
Beğenilir ve nükteli (dil, konuşma vb.)
- "Zarif bir söz."
-
Güzel, hoş, albenili olan
- "Teşekküre geldim zarif hediyenize / Gücenmeyin biraz fazla güldümse size"
-
Hoşa gider bir biçimde konuşan ve davranan
- "Zarif ve hassas şair gittikçe artan bu iltifatlar karşısında saadetinden ağlıyordu."
-
[sıfat]
Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen; zarafetli
- MEZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça mezār
-
[isim]
Ölünün gömülü olduğu yer; çukur, kara toprak, kara yer, gömüt, kabir, sin (I), ebedî istirahatgâh, makber, metfen
- "Yurdumuzun on dört yerinde Yunus'a ait olduğu söylenen türbe ve mezarlar vardır."
-
[isim]
Ölünün gömülü olduğu yer; çukur, kara toprak, kara yer, gömüt, kabir, sin (I), ebedî istirahatgâh, makber, metfen
- HAZAR
-
-
[isim]
VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
-
[isim]
VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
- İHZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥżār
-
[isim, eskimiş]
Hazırlama, hazır etme
-
Huzura getirme
-
[isim, eskimiş]
Hazırlama, hazır etme
- NAZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓar
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
-
[eskimiş]
Bakış, bakma, göz atma
- "İlk nazarda mağrur, azametli tesirini veriyor."
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
- YAZAR
-
-
[isim]
Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse; kalem erbabı, musannif, müellif
- "Her tarih eseri, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yazarın hayat tecrübesine bağlıdır."
-
Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse; kalem, kalem erbabı, yazıcı, muharrir, müellif
-
[sıfat]
Yazma özelliği olan
-
[isim]
Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse; kalem erbabı, musannif, müellif
- HEZAR
-
Kelime Kökeni: Farsça hezār
-
[isim]
Bakınız bülbül
-
[isim]
Bakınız bülbül