İçinde za olan 5 harfli 94 kelime var. İçerisinde ZA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında za olan kelimeler listesine ya da Sonu za ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A Z Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HİZAN
- ...
- İBZAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Esirgemeden bol bol verme, yapma veya söyleme
- "Onu usta bir kuyumcu gibi işlemişsiniz, şeklinde bir cümle ile iltifatlarını ibzal ettiler, beni onurlandırdılar." (Talât Halman)
-
[isim]
Esirgemeden bol bol verme, yapma veya söyleme
- ANZAK
- ...
- BİZAR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş
- "Kendinden bizar, dünyadan, insanlardan, her şeyden bizar, eve döndü." (Memduh Şevket Esendal)
- "Ayyaşlığımdan, sersemliğimden, aksiliğimden bütün müşterilerim, arkadaşlarım bizar oldular." (Aka Gündüz)
-
[sıfat]
Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş
- FORZA
- ...
- MİZAN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Terazi
-
Tartı, ölçü aleti
-
Ölçü
-
Sağlama
-
Bir tüccarın, ticari durumunu, işinin genel sonucunu gösteren, belirli zamanlarda yaptığı hesap özeti
-
[isim]
Terazi
- KOLZA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağ, yapay kauçuk yapımında kullanılan mevsimlik bitki (Brassica napus)
-
[isim]
Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağ, yapay kauçuk yapımında kullanılan mevsimlik bitki (Brassica napus)
- ZARAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat
- "Aldığı günlerde iyi para getiren oteli zararla kapatmaya başlamışlar." (Memduh Şevket Esendal)
- "Bizden hiç kimseye zarar gelmez." (Ömer Seyfettin)
- "Usulleri, kaideleri bozanların zarar görecekleri muhakkaktı." (Ömer Seyfettin)
- "Bu davaya zarar verecek ihtiyarları ortadan kaldırmaya çalışmaktadır." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat
- ZAHİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Açık, belli
-
[isim]
Dış yüz, görünüş
-
[zarf]
Kuşkusuz, elbette, şüphesiz
- "Zahir, o anda başıma kan çıkmış, yüzüm kızarmış olacak ki..." (Sermet Muhtar Alus)
-
[zarf]
Görünüşe göre, anlaşıldığına göre
- "Ben yanlış biliyormuşum zahir."
-
[sıfat]
Açık, belli
- ZALİM
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Acımasız ve haksız davranan, kıyıcı, zulmeden
- "Şehzadeyi hapseyledi zalim pederi / Bir kasra ki gözler göremez gökle yeri." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[sıfat]
Acımasız ve haksız davranan, kıyıcı, zulmeden
- HAZAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Barış
-
[isim]
Barış
- İLZAM
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Cevap veremez duruma getirme, susturma
-
Herhangi bir iş yerinin gelirlerini toplama işini üzerine alma
-
[isim]
Cevap veremez duruma getirme, susturma
- AZADE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Başıboş, erkin, serbest
- "Çocuk gönlüm kaygılardan azade." (Orhan Veli Kanık)
-
[zarf]
Başıboş, erkin, serbest olarak
- "Gürültüden azade yaşamak."
-
[sıfat]
Başıboş, erkin, serbest
- ZAMİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz, adıl
- "Ben, sen, o, biz, siz, onlar; kendim, kendin, kendi, kendimiz, kendiniz, kendileri; bu, şu, o; kim, ne; biri."
-
[isim]
Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz, adıl
- BAZAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Bazı çok olan (tuz)
-
Bazın özelliklerini taşıyan (madde)
-
[sıfat]
Bazı çok olan (tuz)
- EZANİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Ezanla ilgili
-
[sıfat]
Ezanla ilgili
- ZANKA
-
Kelime Kökeni : Rusça
-
[isim]
İki atlı kızak
-
[isim]
İki atlı kızak
- ERZAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı
- "Çarşıdan erzakını bile kendi pazarlık eder, kendi alır, kendi evine getirir." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı
- KORZA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşması
-
[isim]
Denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşması
- LAHZA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir parçası, an
- "Top gürleyip oruç bozulan lahzadan beri / Bir nurlu neşe kapladı kerpiçten evleri." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[isim]
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir parçası, an