İçinde yu olan 6 harfli 53 kelime var. İçerisinde YU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yu olan kelimeler listesine ya da Sonu yu ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

U Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

UY

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UYUNMA

  1. [isim] Uyunmak durumu

UYUŞMA

  1. [isim] Uyuşmak (II) işi, mutabakat, antant
    • "... hayvanlar, bitkiler, böcekler, çocuklar doğa ile uyuşma içindedirler." (Necati Cumalı)

KUYUCU

  1. [isim] Kuyu kazmayı iş edinmiş kimse
  2. Özel olarak açılan kuyulara inerek lüle taşını çıkaran kimse

UYUMAK

  1. [nsz] Uyku durumunda olmak
  2. İlaç etkisiyle ağrı duymayacak kadar derin uykuya dalmak
    • "Hasta uyuyunca ameliyata alınacak."
  3. İşlem görmemek, durgun kalmak, el sürülmemek
    • "Bu eski gururu ta canevinde uyurmuş meğer." (Tarık Buğra)
  4. Çevresindeki olayları fark etmemek, görmemek
    • "Ben de sizler gibi adam olurdum, okurdum; okumak bilsem okurdum da uyumazdım." (Sait Faik Abasıyanık)

UYUŞUM

  1. [isim] Uyuşma durumu, uyuşurluk
    • "Bir uyuşuma varmanın tadını çıkara çıkara güneşli kaldırımda yürüyordu." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
  2. İki çekim arasında hareket, anlam, ışık, dekor, donatım, oyun bakımlarından aykırılık olmama durumu

BOYUNA

  1. [zarf] Ene dik olarak, boyunca, uzunlamasına, tulani
    • "Hızlı adımlarla caddeyi boyuna yürüyorlar." (Haldun Taner)
  2. (bo'yuna) Ara vermeden, durmaksızın
    • "Doktor Haldun lakırtıya ondan evvel yakalanmış, boyuna anlatıyordu." (Mithat Cemal Kuntay)

UYUŞUK

  1. [sıfat] Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş, uyuşmuş
    • "Terli, sıcak, uyuşuk vücudu, yatağın çukuruna yapışmış, kımıldayamıyor bile." (Peyami Safa)
  2. Gevşek, tembel, sünepe, uyuntu

YUKARI

  1. [isim] Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı
  2. Yetkili kimse
    • "Emir yukarıdan, çaresiz kaldık."
  3. [sıfat] Benzerleri arasında üstte bulunan
    • "Yukarı kat."
  4. [sıfat] Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan
    • "O bizden yukarı sınıftandı."
  5. [zarf] Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya
    • "Yukarı, kocasının odasına çıktı." (Memduh Şevket Esendal)

OYULGA

  1. [isim] Elle yapılan kalın, seyrek dikiş

YUMRUK

  1. [isim] Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim
    • "Dişlerini kilitleyerek iki yumruğunu havada salladı." (Peyami Safa)
    • "Yemek yemek için kıyı kumsalına çıkmış, orada ona yumruk kadar bir örümcek musallat olmuştu." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Elin bu biçimiyle yapılan vuruş
    • "Bir karış mesafeden inecek yumrukla, bir metre mesafeden çakılacak yumruğun tesirleri arasında büyük fark vardır." (Aka Gündüz)
    • "Yumruk kadar çocukcağızı tek başına trene oturtamaz ya..." (Refik Halit Karay)
  3. Baskı
    • "Düşman yumruğu altında."

PODYUM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer

RADYUM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numarası 88, atom ağırlığı 226,05 olan, 700 °C'de eriyen, 1898 yılında Pierre Curie ve eşi tarafından bulunan, soğukta suyu ayrıştıran, ışınetkinliği çok bir element (simgesi Ra)
    • "Küçük ve radyum mineli zarif bir saat çıkardı." (Ömer Seyfettin)

UYUZLU

  1. [sıfat] Uyuz hastalığı olan (kimse), uyuz
    • "Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi." (Sait Faik Abasıyanık)

SODYUM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numarası 11, atom ağırlığı 22,990, yoğunluğu 0.971 olan, 97,5 °C'de eriyen, deniz ve kaya tuzlarında, doğada birleşik olarak çok yaygın bulunan, beyaz, parlak, mum gibi yumuşak bir element (simgesi Na)

HELYUM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numarası 2, yoğunluğu 0,13 olan, havada az miktarda bulunan soygazlardan biri (simgesi He)

YUTMAK

  1. [-i] Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek
  2. Tam ve doğru söylememek
    • "Bazı heceleri yutuyor."
  3. İnanmak, aldanmak, kanmak
    • "Bize numara yapma, yutacak enayi değiliz." (Sermet Muhtar Alus)
  4. Söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek
  5. İyice, eksiksiz olarak öğrenmek
    • "Bazen üçer yüz sayfalık iki kitabı birden, yirmi dört saat zarfında hatmedip yuttuğu olurdu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. Işık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak
    • "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  7. Dayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak
    • "Ben bu ağır sözleri yutmam."

OYUNTU

  1. [isim] Oyulmuş bölüm
    • "Ceketin kol oyuntusu iyi açılmamış."
  2. Oyuk, çukur

UYUTMA

  1. [isim] Uyutmak işi

GALYUM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numarası 31, atom ağırlığı 69,72, yoğunluğu 5,9 olan, 29,8 °C'de eriyen, çok seyrek bulunan, alüminyumu andıran bir element (simgesi Ga)

SERYUM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 °C'de eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element (simgesi Ce)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü