İçinde yat olan 9 harfli 37 kelime var. İçerisinde YAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yat olan kelimeler listesine ya da sonu yat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
TAY, YAT
2 Harfli Kelimeler
AT, AY, TA, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GAZELİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ġazeliyyāt
-
[isim, edebiyat]
Bir şairin divanında bulunan gazeller bölümü
-
[isim, edebiyat]
Bir şairin divanında bulunan gazeller bölümü
- YATAKHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe yatak + Farsça ḫāne
-
[isim]
Okul, fabrika vb. yerlerde yatakların konulduğu yer
-
Yatılı okullarda, yurtlarda ve kışlada yatılan yer
- "Bu kadar geniş yatakhanede insanın gözüne kolay kolay uyku bile girmiyor."
-
[isim]
Okul, fabrika vb. yerlerde yatakların konulduğu yer
- İHTİYATLI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan; sakıngan, ihtiyatkâr
- "Odaya girince ihtiyatlı hareket ederek parasını yatağın altına koydu."
-
[sıfat]
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan; sakıngan, ihtiyatkâr
- OLİMPİYAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca olympiade
-
[isim]
Her dört yılda bir başka ülkede yapılan uluslararası spor yarışmaları
- "Kısa sarı saçları karışık, kehribar renkli etsiz bacakları, kolları, yassı karnı ve kalçaları ile pekâlâ olimpiyat şampiyonu güzel bir oğlan olabilir."
-
Bazı alanlarda düzenlenen uluslararası yarışma
- "Ondan sonra zekâ olimpiyatlarına aday kelime oyunlarıyla yetinerek tıkandı."
-
[eskimiş]
Eski Yunanistan'da Zeus onuruna yapılan yarışmalar
-
[isim]
Her dört yılda bir başka ülkede yapılan uluslararası spor yarışmaları
- YATIRIMCI
-
-
[isim]
Yatırım yapan kimse
-
[isim]
Yatırım yapan kimse
- YATKINLIK
-
-
[isim]
Yatkın olma durumu
-
Alışkanlıktan doğan yeti; mümarese
-
[isim]
Yatkın olma durumu
- BAYATLAMA
-
-
[isim]
Bayatlamak durumu
-
[isim]
Bayatlamak durumu
- YATIVERME
-
-
[isim]
Yatıvermek işi
-
[isim]
Yatıvermek işi
- ÖMRÜHAYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿumr + ḥayāt
-
[isim]
Geçirilen, yaşanılan bütün süre
- "Ben ömrühayatımda bir gün bile şekvacı olmadım."
-
[isim]
Geçirilen, yaşanılan bütün süre
- DAYATIŞMA
-
-
[isim]
Bakınız inatlaşma
- "Büyükler arasında daha fazla çocuk inadına benzer bir dayatışma idi."
-
[isim]
Bakınız inatlaşma
- BAYATSIMA
-
-
[isim]
Bayatsımak durumu
-
[isim]
Bayatsımak durumu
- PEDİYATRİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca pédiatrie
-
[isim, tıp]
Çocuk sağlığı ve hastalıkları ile ilgili hekimlik dalı
-
[isim, tıp]
Çocuk sağlığı ve hastalıkları ile ilgili hekimlik dalı
- AHLAKİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça aḫlāḳiyāt
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi]
Ahlakla ilgili konular, görüşler
-
Bakınız ahlak bilimi
-
[isim, eskimiş, toplum bilimi]
Ahlakla ilgili konular, görüşler
- SERİRİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça serįriyyāt
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız klinik
-
Tıp öğrencilerinin uygulama yaptıkları eğitim hastanesi
- "Türkiye’de bir seririyatta ilk imtihan veren doktor benim. Cidden müşkil bir imtihandı."
-
Hastanelerde hastaların başucunda yapılan dersler
- "Fakat beş sene sonra tahsilini bitirenler diploma verileceği sırada bir sene daha mektepte alıkonularak bunlara tababet ile beraber seririyat dersleri de takip ettirilmiş ve bu suretle askerî doktorlar derecesinde okutulmuşlardı."
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız klinik
- FELEKİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça felekiyyāt
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız gök bilimi
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız gök bilimi
- TİYATROCU
-
-
[isim]
Tiyatro oyuncusu
-
Tiyatro işleten, tiyatro sahibi kimse
-
[isim]
Tiyatro oyuncusu
- LİSANİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça lisāniyyāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dil bilimi
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dil bilimi
- YATABİLME
-
-
[isim]
Yatabilmek işi
-
[isim]
Yatabilmek işi
- NAZARİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓariyyāt
-
[isim, eskimiş]
Kuramlar
-
Bakınız kuram
- "O devirde henüz dil üstüne spekülasyon başlamamış, Türkçe denen muhteşem orkestra, notadan, musiki ilminden, nazariyat ve felsefesinden anlamayan alaylı maestroların idaresi altına girmemişti."
-
[isim, eskimiş]
Kuramlar
- RİYAZİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça riyāżiyāt
-
[isim, eskimiş, matematik]
Matematik bilgisi
- "Hükümlerinde riyaziyata bile yakışmayan bir katiyet vardı."
-
[isim, eskimiş, matematik]
Matematik bilgisi