İçinde yat olan 6 harfli 13 kelime var. İçerisinde YAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yat olan kelimeler listesine ya da sonu yat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
TAY, YAT
2 Harfli Kelimeler
AT, AY, TA, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİDYAT
-
-
[isim]
Mardin iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Mardin iline bağlı ilçelerden biri
- ÇEKYAT
-
-
[isim]
Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk veya kanepe
- "Ben holde çekyatın üzerinde yatmaya başladım."
-
[isim]
Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk veya kanepe
- YATMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak
- "Dörtnala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak."
-
Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek
-
Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek
- "Rüzgârdan bütün ekinler yattı. Gemi sağa yattı."
-
Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak
- "Bu gece nerede yatacağız?"
-
Boş yere beklemek
- "Mallar depoda yatıyor."
-
İşlemez, çalışmaz durumda kalmak
- "Gemi limanda yatıyor."
-
Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek
- "Turşu sirkede yatıyor."
-
Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek
-
Ölü gömülmüş olmak
- "Mezarlık servilerinin altında ninelerim, teyzelerim yatarlardı."
-
Düz bir duruma gelmek, düzleşmek
- "Kumaş iyice ütülenince yattı."
-
[-le]
Cinsel ilişkide bulunmak
-
Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak
-
Heves etmek, eğimli olmak, eğilmek
- "Çalı süpürgelerinin kırmızı çiçeklerindeki bal kokusuna yatmışlardı."
-
[mecaz]
Bulunmak, var olmak
- "Her ayrıcalık hevesinin kökeninde bir kompleks, bir göstermecilik duygusu yattığı görülür."
-
[teklifsiz konuşmada]
Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak
- "Takım bu sezon yattı."
-
İşsiz kalmak, çalışmamak
-
[argo]
Bilerek yenilmek, şike yapmak
-
[nesnesiz]
Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak
- YATKIN
-
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- "Dolap çevirmeye, şantaj mesleğine ne kadar yatkın, ne kadar elverişli idi ise bu yeni konusunda da öyle olacağa benziyordu."
-
Bakınız yatık
-
Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük olan
- "Yatkın mal. Yatkın kumaş."
-
[mecaz]
Benimsemiş, alışmış, eğilimli olan
- "Yadırgamaya yatkındı ama görmüştü kızın oyununu."
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- YATILI
-
-
[sıfat]
Geceleri de kalınıp yatılan (okul vb.); leyli
- "Bir yatılı okul yatakhanesinde olduğunu hatırlayınca keyfi kaçmıştı."
-
Geceleri de kalıp yatan (öğrenci, konuk); leyli
- "Yarın yatılı konuklarım gelecek."
-
[sıfat]
Geceleri de kalınıp yatılan (okul vb.); leyli
- BAYATI
-
-
[isim, edebiyat]
Azeri ve Türkmen halk şiirinde mâni türü
-
[isim, edebiyat]
Azeri ve Türkmen halk şiirinde mâni türü
- BAYATİ
-
Kelime Kökeni: Farsça bayāt + Arapça -ī
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam
- "Onun için bu besteler başlar başlamaz her tarafta ses kesilir, komşu evlerden, pencerelerden başlar uzanır, denizde gezinenler varsa orada, hemen pencerenin önünde dururlar ve Boğaz gecesinin geniş, pırıltılı sükûtu bayatinin, mahurun sıcak busesi ile kucaklaşırdı."
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam
- MANYAT
-
Kelime Kökeni: İtalyanca menaida
-
[isim, denizcilik]
Alamanadan küçük, üç çifte balıkçı kayığı
-
Bu kayıklarla atılıp karadan çekilen küçük ağ
-
[isim, denizcilik]
Alamanadan küçük, üç çifte balıkçı kayığı
- İTİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtiyād
-
[isim, eskimiş]
Bakınız alışkanlık
- "Kâğıtlarını kendi eliyle aharlayıp terbiye etmek itiyadında idi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız alışkanlık
- HAYATİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayātī
-
[sıfat]
Hayatla ilgili veya hayata bağlı olan; dirimlik, dirimsel, yaşamsal
-
[mecaz]
Büyük önem taşıyan, önemli olan; dirimlik, dirimsel, yaşamsal
- "Bu kitapta toplanan yazıların bir kısmı bizim için hayati bir mesele olan demokrasi ile ilgilidir."
-
[sıfat]
Hayatla ilgili veya hayata bağlı olan; dirimlik, dirimsel, yaşamsal
- PİYATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca piatto
-
[isim]
Yassı ve büyük yemek tabağı
-
[sıfat]
Bakınız yassı
-
[isim]
Yassı ve büyük yemek tabağı
- DİMYAT
-
-
[isim, bitki bilimi]
Seyrek ve yuvarlak taneli bir tür üzüm
-
[isim, bitki bilimi]
Seyrek ve yuvarlak taneli bir tür üzüm
- FERYAT
-
Kelime Kökeni: Farsça feryād
-
[isim]
Bakınız çığlık
- "Bu, bir hayat kurtarma feryadıdır."
-
[isim]
Bakınız çığlık