İçinde yat olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde YAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yat olan kelimeler listesine ya da sonu yat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A T Y
3 Harfli Kelimeler
TAY, YAT
2 Harfli Kelimeler
AT, AY, TA, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YATIM
-
-
[isim, denizcilik]
Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi
-
[isim, denizcilik]
Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi
- YATMA
-
-
[isim]
Yatmak işi
- "Çocuklara yatma zamanının yaklaştığını başıyla anlatan bir mürebbiye edasıyla duruyor."
-
[isim]
Yatmak işi
- HAYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayāt
-
[isim]
Canlı, sağ olma durumu
-
Bakınız yaşam
- "Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım."
-
Bakınız yaşantı
- "Köy hayatı. Gece hayatı."
-
Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi
- "Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı."
-
Geçim şartlarının bütünü
- "Hayatımı yazılarımla kazanırım."
-
Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma
- "Bu köyde hiç hayat yok."
-
[din bilimi]
Bakınız yazgı
- "Hayat onları bir türlü birleştirmedi."
-
Yaşamayı sağlayan şartların bütünü
- "Ayda hayat yok."
-
Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi
- "Atatürk'ün hayatı."
-
[isim]
Canlı, sağ olma durumu
- YATAK
-
-
[isim]
Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya; döşek
- "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım."
-
Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte
-
Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb
-
[coğrafya]
Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer; akak, mecra
- "Meyveler kızarmadan dalı üstünde soldu / Irmak yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu"
-
Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını
- "Çakıl yatağı."
-
Bir şeyin çok bulunduğu yer
- "Yeşil sarıklı evliya yataklarının huzurunda gibiyim."
-
Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar
-
Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi
-
Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer
- "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."
-
Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça
- "Namlu yatağı. Eksen yatağı."
-
Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur
-
Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer
-
[hayvan bilimi]
Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka
-
[isim]
Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya; döşek
- YATAY
-
-
[sıfat, matematik]
Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan; ufki
- "Sıvıların yüzü hep yatay olur."
-
[sıfat, matematik]
Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan; ufki
- BAYAT
-
-
[sıfat]
Taze olmayan
- "Dükkânlar karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor."
-
[mecaz]
Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş
- "Çalışıyorlardı ya, gene de herkesin kalbinde herkesin her hareketine bulaşan bayat bir burukluk vardı."
-
[sıfat]
Taze olmayan
- YATSI
-
-
[isim]
Güneşin batışından yaklaşık olarak iki saat sonrasına karşılık gelen zaman
- "Babam yalnız ilk geceki fener alayına katıldı, yatsıdan az sonra eve döndü."
-
[din bilimi]
Bakınız yatsı ezanı
- "Gece olmuş, yatsılar okunmuş, daha damat bey gelmemişti."
-
[din bilimi]
Bakınız yatsı namazı
-
[isim]
Güneşin batışından yaklaşık olarak iki saat sonrasına karşılık gelen zaman
- FİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça fīʾāt
-
[isim]
Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; bedel, eder, hediye, kemal, paha
- "Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim."
-
[ekonomi]
Bir mal veya hizmet için uygun görülen para karşılığı
-
[ekonomi]
Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki
- "Fiyat yükselişlerini de beş yüz mislinde durdurmayı bildi."
-
[isim]
Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; bedel, eder, hediye, kemal, paha
- YATIR
-
-
[isim]
Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı
-
[isim]
Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı
- YATIŞ
-
-
[isim]
Yatmak işi
-
[isim]
Yatmak işi
- YATIK
-
-
[sıfat]
Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan; yatkın
- "Hafiften sarışına çalık bıyıklarına, berrak kahverengi gözlerine, düzgün taranmış yana yatık saçlarına bakarak güzel Türk efendisi derim ona."
-
Çevrilmiş, devrik olan
- "Yatık yaka."
-
Zamanla dayanıklılığını yitirmiş
- "Yatık kumaş."
-
[isim, ağızlardan]
Yayvan su kabı
-
[sıfat]
Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan; yatkın
- YATÇI
-
-
[isim]
Yat turizmiyle uğraşan kimse
-
Yat yapan veya satan kimse
-
Yat ile seyahat etmeyi seven kimse
-
[isim]
Yat turizmiyle uğraşan kimse