İçinde yat olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde YAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yat olan kelimeler listesine ya da sonu yat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Yat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T Y

3 Harfli Kelimeler

TAY, YAT

2 Harfli Kelimeler

AT, AY, TA, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YATIM

  1. [isim, denizcilik] Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi
YATMA

  1. [isim] Yatmak işi
    • "Çocuklara yatma zamanının yaklaştığını başıyla anlatan bir mürebbiye edasıyla duruyor." (Refik Halit Karay)
HAYAT

Kelime Kökeni: Arapça ḥayāt

  1. [isim] Canlı, sağ olma durumu
  2. Bakınız yaşam
    • "Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım." (Halit Fahri Ozansoy)
  3. Bakınız yaşantı
    • "Köy hayatı. Gece hayatı."
  4. Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi
    • "Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Geçim şartlarının bütünü
    • "Hayatımı yazılarımla kazanırım." (Halide Edip Adıvar)
  6. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma
    • "Bu köyde hiç hayat yok."
  7. [din bilimi] Bakınız yazgı
    • "Hayat onları bir türlü birleştirmedi."
  8. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü
    • "Ayda hayat yok."
  9. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi
    • "Atatürk'ün hayatı."
YATAK

  1. [isim] Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya; döşek
    • "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım." (Refik Halit Karay)
  2. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte
  3. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb
  4. [coğrafya] Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer; akak, mecra
    • "Meyveler kızarmadan dalı üstünde soldu / Irmak yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  5. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını
    • "Çakıl yatağı."
  6. Bir şeyin çok bulunduğu yer
    • "Yeşil sarıklı evliya yataklarının huzurunda gibiyim." (Refik Halit Karay)
  7. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar
  8. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi
  9. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer
    • "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."
  10. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça
    • "Namlu yatağı. Eksen yatağı."
  11. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur
  12. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer
  13. [hayvan bilimi] Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka
YATAY

  1. [sıfat, matematik] Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan; ufki
    • "Sıvıların yüzü hep yatay olur."
BAYAT

  1. [sıfat] Taze olmayan
    • "Dükkânlar karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. [mecaz] Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş
    • "Çalışıyorlardı ya, gene de herkesin kalbinde herkesin her hareketine bulaşan bayat bir burukluk vardı."
YATSI

  1. [isim] Güneşin batışından yaklaşık olarak iki saat sonrasına karşılık gelen zaman
    • "Babam yalnız ilk geceki fener alayına katıldı, yatsıdan az sonra eve döndü." (Necati Cumalı)
  2. [din bilimi] Bakınız yatsı ezanı
    • "Gece olmuş, yatsılar okunmuş, daha damat bey gelmemişti." (Sermet Muhtar Alus)
  3. [din bilimi] Bakınız yatsı namazı
FİYAT

Kelime Kökeni: Arapça fīʾāt

  1. [isim] Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; bedel, eder, hediye, kemal, paha
    • "Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim." (Nâzım Hikmet)
  2. [ekonomi] Bir mal veya hizmet için uygun görülen para karşılığı
  3. [ekonomi] Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki
    • "Fiyat yükselişlerini de beş yüz mislinde durdurmayı bildi." (Necip Fazıl Kısakürek)
YATIR

  1. [isim] Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı
YATIŞ

  1. [isim] Yatmak işi
YATIK

  1. [sıfat] Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan; yatkın
    • "Hafiften sarışına çalık bıyıklarına, berrak kahverengi gözlerine, düzgün taranmış yana yatık saçlarına bakarak güzel Türk efendisi derim ona." (Sevinç Çokum)
  2. Çevrilmiş, devrik olan
    • "Yatık yaka."
  3. Zamanla dayanıklılığını yitirmiş
    • "Yatık kumaş."
  4. [isim, ağızlardan] Yayvan su kabı
YATÇI

  1. [isim] Yat turizmiyle uğraşan kimse
  2. Yat yapan veya satan kimse
  3. Yat ile seyahat etmeyi seven kimse
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü