İçinde yak olan 9 harfli 42 kelime var. İçerisinde YAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yak olan kelimeler listesine ya da Sonu yak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A K Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAY, YAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYAKLILIK
- ...
- AYAKLANMA
-
-
[isim]
Ayaklanmak işi
-
Birçok kimsenin cebir ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmesi, başkaldırma, isyan, kıyam
-
[isim]
Ayaklanmak işi
- AKARYAKIT
-
-
[isim]
Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt
-
[isim]
Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt
- RİYAKARCA
- ...
- FİYAKASIZ
- ...
- MANYAKLIK
-
-
[isim]
Manyak olma durumu veya manyakça davranış
-
[isim]
Manyak olma durumu veya manyakça davranış
- YAKIVERME
- ...
- YAKALATMA
-
-
[isim]
Yakalatmak işi
-
[isim]
Yakalatmak işi
- KANAYAKLI
-
-
[sıfat]
Çaresiz, zavallı
-
Yoksul
-
[isim]
Kadın
-
[sıfat]
Çaresiz, zavallı
- AYAKÜZERİ
-
-
[zarf]
Ayaküstü
-
[zarf]
Ayaküstü
- YAKLAŞMAK
-
-
[-e]
Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek
- "Saat sekiz buçuğa yaklaşıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Benzemek, andırmak, uygun olmak
-
Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek
- "Gösteriye dayalı dallarla edebiyat arasındaki ayrıma ün kavramıyla yaklaşabiliriz." (Tomris Uyar)
-
Yakınlaşmak
- "Aydın vapuru geçmiş, Kınalı önlerine yaklaşıyor." (Sermet Muhtar Alus)
-
[-e]
Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek
- UYAKLANIŞ
- ...
- YAKALAMAK
-
-
[-i]
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
- "Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım." (Refik Halit Karay)
-
Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek
-
Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak
- "Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar." (Halide Edip Adıvar)
-
Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak
- "Kocasını bir kadınla yakalamış."
-
Bir kimsenin suçluluğunu gösteren söz, bakış veya işareti fark etmek
-
Birdenbire etkisi altına almak
- "Yağmur bizi yolda yakaladı."
-
Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
- "Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor." (Atilla İlhan)
-
Belirlemek, anlamak
- "Kız onun zayıf damarını yakalamıştı." (Tarık Buğra)
-
[-i]
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
- AMONYAKLI
- ...
- PARANOYAK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Paranoya ile ilgili
-
[isim]
Paranoyaya tutulmuş kimse
- "İlk konuşmalarımızda delikanlıyı biz bir paranoyak sanmıştık." (Tarık Buğra)
-
[sıfat]
Paranoya ile ilgili
- CIYAKLAMA
-
-
[isim]
Cıyaklamak işi
-
[isim]
Cıyaklamak işi
- YAKALANIŞ
-
-
[isim]
Yakalanma işi veya biçimi
-
[isim]
Yakalanma işi veya biçimi
- YAKALANMA
-
-
[isim]
Yakalanmak işi
-
[isim]
Yakalanmak işi
- LİYAKATLİ
-
-
[sıfat]
Liyakati olan, başarılı, yetenekli, değimli
- "Ciddi bir gazetede liyakatli, genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[sıfat]
Liyakati olan, başarılı, yetenekli, değimli
- YAKUTUMSU
-
-
[sıfat]
Yakutu andıran, yakuta benzeyen, yakut gibi
-
[sıfat]
Yakutu andıran, yakuta benzeyen, yakut gibi