İçinde yak olan 7 harfli 43 kelime var. İçerisinde YAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yak olan kelimeler listesine ya da sonu yak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K Y
3 Harfli Kelimeler
KAY, YAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DAYAKLI
-
-
[sıfat]
Dayak atılan
- "Yapılan şakalar bazen dayaklı kavgalara meydan açacak derecede canlanıp kızışır."
-
Dayak (II) ile desteklenmiş olan
-
[sıfat]
Dayak atılan
- SİYAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça siyāḳat
-
[isim, eskimiş]
Genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü
-
[isim, eskimiş]
Genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü
- AYAKTAŞ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız omuzdaş
- "Kıbrıs fethinde propagandayı idare eden ayaktaşların pabuçları dama atıldı."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız omuzdaş
- TİRYAKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tiryāḳī
-
[sıfat]
Afyon, tütün, kahve, çay vb. keyif veren maddelere alışmış olan (kimse)
- "Tiryaki değildi ama aklına estikçe içiyordu."
-
[mecaz]
Bir şeye çok alışmış, kendine huy edinmiş
- "Belki de ha bire yenilmekte olduğu için zaten öfkesi burnunda bir altmışaltı tiryakisi."
-
[isim, tiyatro]
Karagöz oyununda yaşlı ve afyon içmeye alışmış kimse
-
[sıfat]
Afyon, tütün, kahve, çay vb. keyif veren maddelere alışmış olan (kimse)
- YAKINDA
-
-
[zarf]
Yakın bir yerde
- "İvan sessizce yiyor, yerken karşıdaki meşe ağaçları arasından görünen, ayın altın ışınları altından pırıl pırıl denize bakıyor, denizi çok yakında hissediyordu."
-
Çok geçmeden, yakın zamanda
- "Açıkça yazmıyor ama, galiba yakında gelecek."
-
[zarf]
Yakın bir yerde
- YAKIŞMA
-
-
[isim]
Yakışmak işi
-
[isim]
Yakışmak işi
- YAKACAK
-
-
[isim]
Odun, kömür gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde; mahrukat
-
[isim]
Odun, kömür gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde; mahrukat
- YAKINMA
-
-
[isim]
Yakınmak (I) işi
-
[isim]
Yakınmak (I) işi
- AYAKÇAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Merdiven basamağı
-
Dokuma tezgâhı ayaklığı; ayaklık
-
Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık
-
[isim, ağızlardan]
Merdiven basamağı
- RİYAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça riyā + Farsça -kār
-
[sıfat]
Bakınız ikiyüzlü
- "Ah bu yarım sarhoşluk! İnsanı yalancı ediyor, riyakâr ediyor, lafını şaşırtıyor."
-
[sıfat]
Bakınız ikiyüzlü
- YAKINIŞ
-
-
[isim]
Yakınmak işi
-
[isim]
Yakınmak işi
- YAKIŞIK
-
-
[isim]
Bakınız uygunluk
-
Yakışıklı delikanlı
-
[isim]
Bakınız uygunluk
- YAKINTI
-
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- "Düşmanın yakıp yıktığı köylerin yakıntı ve yıkıntıları..."
-
Bakınız şikâyet
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- YAKASIZ
-
-
[sıfat]
Yakası olmayan
- "Adamın sırtında yakasız bir mintan, bacaklarında da dolaksız bir külot vardı."
-
[sıfat]
Yakası olmayan
- YAKILMA
-
-
[isim]
Yakılmak işi
-
[isim]
Yakılmak işi
- YAKILIŞ
-
-
[isim]
Yakılmak işi
-
[isim]
Yakılmak işi
- AYAKLIK
-
- GÖLYAKA
-
-
[isim]
Düzce iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Düzce iline bağlı ilçelerden biri
- AYAKSIZ
-
-
[sıfat]
Ayağı olmayan
-
[sıfat]
Ayağı olmayan
- LİYAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça liyāḳat
-
[isim]
Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu; değim
- "Liyakat ve namusa dayanan zenginliğe düşman değilim."
-
Bakınız yeterlilik
- "Her birimiz kendi liyakatimize göre, üzerimize bir vazife almalıyız."
-
[isim]
Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu; değim