İçinde y olan 5 harfli 665 kelime var. İçerisinde Y harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında y harfi olan kelimeler listesine ya da sonu y harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAYRA
-
-
[isim]
Bakınız lütuf
-
[isim]
Bakınız lütuf
- MİYAR
-
Kelime Kökeni: Arapça miʿyār
- YEĞİN
-
- UYGUN
-
-
[sıfat]
Yakışır, yaraşır; mutabık, muvafık, reva
- "Ne var ki bunları şimdiye kadar kimseye anlatmadığım için uygun ifadeyi bulmakta zorlanıyorum."
-
Elverişli olan; ideal
- "Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim."
-
[mecaz]
Orantılı olan
-
[sıfat]
Yakışır, yaraşır; mutabık, muvafık, reva
- YILGI
-
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız fobi
- "Ayakta kalabilmenin, yılgılardan kurtulmanın son imkânı buradan geçiyordu."
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız fobi
- YEĞEN
-
-
[isim]
Birine göre kardeş çocuğu
- "Ama yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur."
-
[mecaz]
Büyüklere göre tanıdık çocuk veya genç
-
[ünlem]
Yaşlı kimselerin yaşı küçük olanlar için kullandığı seslenme sözü
- "Postacı Bekir Efendi, yok demekten bezmiş de Lâlezar abla, bize bir şey var mı yeğen? diye sıkıştırmaktan usanmamıştı."
-
[isim]
Birine göre kardeş çocuğu
- PAYEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca païen
-
[sıfat, din bilimi]
Bakınız çok tanrıcı
- "Avrupa kıtasında yaşayan milletlerden payen kalmış olanlar arasında Hristiyanlık IX. asır ile XI. asır arasında teessüs etti."
-
[sıfat, din bilimi]
Bakınız çok tanrıcı
- LAYIK
-
Kelime Kökeni: Arapça lāyiḳ
-
[sıfat]
Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan; müstahak
- "Sevilmeye o herkesten fazla layıktır."
-
Bir kimseye uygun olan, yaraşan
-
Yaraşır olan, münasip görülen
-
[sıfat]
Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan; müstahak
- YÜREK
-
-
[isim, anatomi]
Bakınız kalp (I)
-
Bakınız gönül
- "Fazıla Hanım'ın elleri terliyor, yüreği sarsılıyordu."
-
Bakınız kupa (I)
-
[mecaz]
Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk durumu
- "Bu iş yürek ister."
-
[mecaz]
Bakınız sine
-
[ağızlardan]
Bakınız iç
- "Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor."
-
[isim, anatomi]
Bakınız kalp (I)
- KUYUM
-
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan yapılmış süs eşyası
- "Altın yüzük yaptırdım, kuyum ustalarına"
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan yapılmış süs eşyası
- BEYZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça beyżī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız oval
- "Beyzi gözlüklerinin ardında çipil gözleri, rahatsız edici bir çabuklukla açılır kapanır."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız oval
- AYEVİ
-
-
[isim]
Bakınız hale
-
[isim]
Bakınız hale
- AYNEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaynen
-
[zarf]
Hiçbir değişiklik olmadan, olduğu gibi; aynıyla
- "Annemin sözlerini sana aynen yazdım."
-
Nakit para dışında belirlenmiş bir mal veya eşya olarak
-
[zarf]
Hiçbir değişiklik olmadan, olduğu gibi; aynıyla
- DALYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca taglia
-
[ünlem]
Bir şey sayılırken birim olarak alınan sayıya gelindiğinde söylenen uyarma sözü
- "Dalya yüz! Dalya iki yüz!"
-
Çocuk oyunlarında önceden belirlenen bir aşamaya gelme anında söylenen söz
-
[ünlem]
Bir şey sayılırken birim olarak alınan sayıya gelindiğinde söylenen uyarma sözü
- MİYAV
-
-
[isim]
Kedinin çıkardığı ses, kedi sesi
-
[isim]
Kedinin çıkardığı ses, kedi sesi
- YEKÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça yekūn
-
[isim, matematik]
Bakınız toplam
- "Etraftaki hurmalıkta oturan taşralı halkın yekûnu da dört, beş bin kişiyi bulur."
-
[isim, matematik]
Bakınız toplam
- YUMRU
-
-
[isim]
Yuvarlak, şişkin şey
- "Alnında bir yumru var."
-
Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde
- "Patates nişastalı bir yumrudur."
-
[tıp]
Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum; nod
-
[sıfat]
Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli
- "Yumru yanaklı bir çocuk."
-
[isim]
Yuvarlak, şişkin şey
- KÖYCÜ
-
-
[isim]
Köy sorunlarını kendine iş edinen, köylerin ve köylülerin kalkınması yolunda çalışan kimse
-
[isim]
Köy sorunlarını kendine iş edinen, köylerin ve köylülerin kalkınması yolunda çalışan kimse
- YANSI
-
-
[isim]
Isı ve ışık dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi; akis
- "Yüzümün durgun sudaki yansısına eğildim."
-
[fizik]
Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi; inikâs
-
[biyoloji]
Bakınız refleks
-
[isim]
Isı ve ışık dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi; akis
- AYVAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿivaż
-
[isim, ağızlardan]
Bir kadının eşi, kocası
-
[eskimiş]
Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak
- "Eski evlerimizde, haremde sütnineler, bacılar, dadılar, eski kalfalar ve selamlıkta eski lalalar, ayvazlar, uşaklar gibi emektarların haklarını koruyan ve mevkilerini sağlayan ananelere müstenit birtakım haklar vardı."
-
[tarih]
Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı
-
[isim, ağızlardan]
Bir kadının eşi, kocası