İçinde vere olan 30 kelime var. İçerisinde VERE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında vere olan kelimeler listesine ya da sonu vere ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
DALAVERECİLİK, KAHVERENGİMSİ, VERESİYECİLİK
ALAVERECİLİK
DALAVERECİ, İŞVERENLİK, KAHVERENGİ, VEREBİLMEK, VERESİYECİ
ALAVERECİ, VEREBİLME, VERECEKLİ, YEDİVEREN
DALAVERE, ISIVEREN, MEŞVERET, MUHAVERE, MÜŞAVERE, VERESİYE, VEREVİNE
ALAVERE, İŞVEREN, ÖZVEREN, SİVEREK, VERECEK, VEREMLİ
VERESE
VEREM, VEREV
VERE
Vere Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
EVRE, VERE
2 Harfli Kelimeler
ER, EV, RE, VE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAHVERENGİMSİ
-
-
[sıfat]
Rengi kahverengiyi andıran, kahverengiye benzeyen
-
[sıfat]
Rengi kahverengiyi andıran, kahverengiye benzeyen
- VERESİYECİLİK
-
-
[isim]
Veresiyeci olma durumu
-
[isim]
Veresiyeci olma durumu
- DALAVERECİLİK
-
-
[isim]
Dalavereci olma durumu; taklacılık, kolpoculuk
-
[isim]
Dalavereci olma durumu; taklacılık, kolpoculuk
- ALAVERECİLİK
-
-
[isim]
Dalavereci olma durumu
-
[isim]
Dalavereci olma durumu
- DALAVERECİ
-
-
[isim]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hileye başvuran kimse; taklacı, kolpocu, aferist
- "Bu dalavereciler menfaat ve ikbal için her kalıba girerler."
-
[isim]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hileye başvuran kimse; taklacı, kolpocu, aferist
- VEREBİLMEK
-
-
[-i]
Verme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Buna biz şimdi karar veremeyiz ama gelecek zaman karar verebilir."
-
Verme gücü bulunmak
-
[-i]
Verme ihtimali veya imkânı bulunmak
- VERESİYECİ
-
-
[isim]
Veresiye iş gören kimse
-
[isim]
Veresiye iş gören kimse
- KAHVERENGİ
-
-
[isim]
Kavrulmuş kahvenin rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Eski kahverengi ayakkabılarını sardırdı, parasını ödeyip çıktı."
-
[isim]
Kavrulmuş kahvenin rengi
- İŞVERENLİK
-
-
[isim]
İşveren olma durumu
- "Evet, işverenlik görevini hiç de başarıyla yerine getiremiyordum. İlk tekdiri almıştım."
-
[isim]
İşveren olma durumu
- ALAVERECİ
-
-
[isim]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hileye başvuran kimse
- "Alım satım işlerinde çalışanlara dikkat et, biraz alavereci, dalavereci, biraz yalancıdırlar."
-
[isim]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hileye başvuran kimse
- VERECEKLİ
-
- VEREBİLME
-
-
[isim]
Verebilmek işi
-
[isim]
Verebilmek işi
- YEDİVEREN
-
-
[sıfat]
Yılda birkaç kez meyve veren veya çiçek açan (asma, gül vb.)
-
Çok meyve veren veya çiçek açan (bitki)
-
[sıfat]
Yılda birkaç kez meyve veren veya çiçek açan (asma, gül vb.)
- ISIVEREN
-
-
[sıfat, kimya]
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime); ekzotermik
-
[sıfat, kimya]
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime); ekzotermik
- MUHAVERE
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥāvere
-
[isim, eskimiş]
İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma
-
[isim, eskimiş]
İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma
- MEŞVERET
-
Kelime Kökeni: Arapça meşveret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışma
- "Ne kadar hükûmetler varsa meşveret usulünü kabul etmiş."
-
İki veya daha fazla kişinin birbiriyle fikir alışverişinde bulunması
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışma
- VERESİYE
-
-
[zarf]
Karşılığı sonra ödenmek üzere, peşin karşıtı
- "Hangi bakkala kaç ekmek gitti, kaç para alındı, geriye ne kaldı, kimin veresiyesi kaça ulaştı, ben bilirdim."
-
[mecaz]
Özensiz, gönülsüz, önem vermeden
- "Çok veresiye iş görüyor."
-
[zarf]
Karşılığı sonra ödenmek üzere, peşin karşıtı
- VEREVİNE
-
-
[zarf]
Verev biçimi verilerek
- "İpek mavi yorgan, düzgün bir biçimde verevine katlanmış, yarı yarıya açık duruyordu."
-
[zarf]
Verev biçimi verilerek
- DALAVERE
-
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun; kolpo
- "Gümrük dalaveresini bilmediğim için tüccar yanına giremedim."
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun; kolpo
- MÜŞAVERE
-
Kelime Kökeni: Arapça muşāvere
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışma