İçinde ve olan 7 harfli 111 kelime var. İçerisinde VE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ve olan kelimeler listesine ya da sonu ve ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ve Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E V

2 Harfli Kelimeler

EV, VE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MÜVEZZİ

Kelime Kökeni: Arapça muvezziʿ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız dağıtıcı
    • "Kadıköy vapurunun hususi kamarasında, boyları birer metreyi aşmayan bir müvezzi kalabalığı kaynaşıyor." (Necip Fazıl Kısakürek)
VELVELE

Kelime Kökeni: Arapça velvele

  1. [isim] Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan
    • "Çoktan böyle gürültü, kalabalık görmemiş, böyle velvele duymamıştı." (Memduh Şevket Esendal)
TİLAVET

Kelime Kökeni: Arapça tilāvet

  1. [isim] Kur'an'ı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma
    • "Hafız Hanım'ın Kur'an tilaveti de tövbe tövbe ya Rabbi, dikkatimi dağıtmıyor değil ha!" (Attilâ İlhan)
VEFASIZ

  1. [sıfat] Vefası olmayan, sevgisi çabuk geçen; hakikatsiz, bivefa
    • "Yıllar yârlerden, yârler yıllardan vefasız." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
VERİLİŞ

  1. [isim] Verilmek işi
    • "Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir." (Behçet Necatigil)
TEVESSÜ

Kelime Kökeni: Arapça tevessuʿ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız genişleme
  2. Bakınız yayılma
ALAVERE

  1. [isim] Bir şeyin elden ele geçmesi
  2. Bir şeyi elden ele vererek aktarma
    • "Karpuzları alavere ile mavnadan sergiye taşıdılar."
  3. Bakınız kargaşalık
  4. [denizcilik] Vapurlarda bir şeyi elden ele taşımak işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele
  5. Borsada tahvil, döviz vb. üzerinde oynanan dalavereli oyun
SAHAVET

Kelime Kökeni: Arapça seḫāvet

  1. [isim, eskimiş] El açıklığı, seleklik, cömertlik
EVVELKİ

  1. [sıfat] Bakınız önceki
    • "Feyziye'nin en parlak devri, hürriyetten evvelki devre tesadüf eder." (Refik Halit Karay)
  2. İki önceki (gün, hafta, ay, yıl); evvelsi
    • "Evvelki gün bir gazete idarehanesindeydim." (Nâzım Hikmet)
FEVERAN

Kelime Kökeni: Arapça feverān

  1. [isim] Kaynayıp fışkırma
  2. [mecaz] Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama
    • "Sabırlı olmak, parlamamak, duygusal feveranlardan uzak kalmak hassası da bizde çok eksik." (Haldun Taner)
VEYAHUT

Kelime Kökeni: Arapça ve + Farsça yāḫõd

  1. [bağlaç] Bakınız veya
    • "Erkek aşkı öyle uçsuz bucaksızdır ki / Olmaz bunun sonuncusu veyahut ilki" (Enis Behiç Koryürek)
VELENSE

Kelime Kökeni: İtalyanca valenciana

  1. [isim] Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye
    • "Köşedeki divana oturmuş, üstüne kırmızı bir velense örttüğü ayaklarını karşısındaki koltuğa dayamıştı." (Ömer Seyfettin)
İSVEÇÇE

  1. [isim] İsveçlilerin kullandığı dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
EVVELSİ

  1. [sıfat] Önce olan
İLAVELİ

  1. [sıfat] Eki olan
    • "İlaveli ikinci baskı."
  2. [mecaz] Abartılmış, yalan katılmış, abartılı
VEZİKÜL

Kelime Kökeni: Fransızca vésicule

  1. [isim] İçi su dolu kabarcık
KONVEKS

Kelime Kökeni: Fransızca convexe

  1. [sıfat, matematik, fizik] Bakınız dışbükey
CİLVELİ

  1. [sıfat] Cilvesi olan, cilve yapan; cilvekâr, cilvebaz, fettan, işveli, işvebaz, cilve kutusu, şivekâr
VEREMLİ

  1. [sıfat, tıp] Vereme tutulmuş; müteverrim
    • "Onu yalnız ince hastalığa münhasır zanneder, başka hastalıklara aldırmadığı hâlde, veremliden son derece çekinirdi." (Reşat Nuri Güntekin)
EVVELCE

  1. [zarf] Bakınız önceden
    • "Evvelce nazirsiz güzel olması lazım gelen yüzü artık buruşmuş." (Ruşen Eşref Ünaydın)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü