İçinde ve olan 5 harfli 71 kelime var. İçerisinde VE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ve olan kelimeler listesine ya da sonu ve ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ve Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E V

2 Harfli Kelimeler

EV, VE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜVEN

  1. [isim] Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu; emniyet, itimat
    • "Dediklerimin gerçekliği bozmadığına güvenim var." (Nermi Uygur)
  2. Yüreklilik, cesaret
    • "Çanakkale zaferini güven kazandı." (Yalçın Toker)
İVEDİ

  1. [sıfat] Bakınız acele
  2. Bakınız acil
  3. [zarf] Acele olarak
    • "İvedi yanıma yaklaştı, mavi gözleri ışıl ışıldı." (Muzaffer İzgü)
ŞOVEN

Kelime Kökeni: Fransızca chauvin

  1. [isim] Şovenizmden yana olan kimse, görüş vb
BÜVET

  1. [isim] Bakınız gölet
GÜVEZ

  1. [isim] Mora çalan kırmızı renk; güvezî
  2. [sıfat] Bu renkte olan; güvezî
    • "Bıyıkları tıraşlı bir uşak sağ tarafta üstü koyu güvez çuha ile kaplanmış bir kapı açtı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
GÜVEY

  1. [isim] Bakınız damat
VEGAN

Kelime Kökeni: İngilizce vegan

  1. [isim] Et, süt, yumurta, bal vb. hiçbir hayvansal ürünü yemeyen ve kullanmayan kimse
  2. [sıfat] Hayvansal ürün içermeyen
KÜVET

Kelime Kökeni: Fransızca cuvette

  1. [isim] İçine su doldurulup yıkanmaya elverişli tekne; banyo küveti
    • "İçeri girince gözüme ilk ilişen şey küvetle oturak oldu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. İçinde el yıkanan kap
    • "Ufak bir küvetin içine siyah gibi görünen bir mayi döktü." (Refik Halit Karay)
  3. Lokantaların mutfaklarında malzemelerin yıkanması veya karıştırılması için kullanılan, dört köşe, metal veya plastikten yapılan kap; gastronom
MEYVE

Kelime Kökeni: Farsça mīve

  1. [isim, bitki bilimi] Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ; yemiş
  2. [mecaz] Bakınız ürün
    • "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır." (Yusuf Ziya Ortaç)
YELVE

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız florya
SÜVEN

  1. [isim, madencilik] Bozuk ve gevşek arazide veya göçük açmada bağ direklerinin üst ve yanından arazi içine çakılarak sürülen ucu sivri direk veya kama
VELUR

Kelime Kökeni: Fransızca velours

  1. [isim] Bakınız kadife
DÜVEL

Kelime Kökeni: Arapça duvel

  1. [isim] Devletler
KAHVE

Kelime Kökeni: Arapça ḳahve

  1. [isim, bitki bilimi] Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica)
  2. [bitki bilimi] Bu ağacın meyvesinin çekirdeği
  3. Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz
  4. Bu tozla hazırlanan içecek
    • "Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. Bakınız kahvehane
    • "Ben kahveye salim kafayla, serinkanlılıkla düşünmek için gittim." (Zeyyat Selimoğlu)
DÜVEN

  1. [isim] Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç
    • "Çok hafif geldiği için düvene ağır bir taş oturtmuşlardı." (Reşat Enis Aygen)
VEREV

  1. [sıfat] Bir köşeden karşı köşeye doğru kesilmiş, katlanmış veya konulmuş olan
VELUT

Kelime Kökeni: Arapça velūd

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız doğurgan
  2. [mecaz] Bakınız verimli
    • "Velut bir yazar."
VELET

Kelime Kökeni: Arapça veled

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çocuk
  2. [ünlem] Çocukları paylarken kullanılan bir söz
VEREM

Kelime Kökeni: Arapça verem

  1. [isim, tıp] Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık; ince ağrı, ince hastalık, tüberküloz
    • "Annemin genç yaşta veremden ölen rahmetli amcasını görmedim." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [sıfat] Bu hastalığa tutulmuş
    • "Verem bir kadının duyguları."
HEVES

Kelime Kökeni: Arapça heves

  1. [isim] Bakınız istek
    • "İşin doğrusu birbirimizin özel yaşamını öğrenmeye ne vaktimiz olurdu ne de hevesimiz." (Reha Mağden)
  2. Gelip geçici istek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü