İçinde ve olan 5 harfli 71 kelime var. İçerisinde VE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ve olan kelimeler listesine ya da Sonu ve ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E V Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EV, VE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BRÖVE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi

KİRVE

  1. [isim] Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse

DAVET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çağrı, çağırma
    • "Bir bakanmışım gibi beni kürsüye davet etti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Fakat kâbus içinde bunalmış bir kimse gibi bir türlü bu davete icabet edemez." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Yemekli toplantı
    • "Nevin'in her aklına estikçe yaptığı davetlerden biriydi." (Peyami Safa)
    • "Kimin kimi istifaya davet edeceğini pek yakında gösterecekti." (Reşat Nuri Güntekin)

İVESİ

  1. [isim] Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, başı kahverengi, kirli sarı veya siyah olan, vücudu beyaz, yapağısı kaba ve karışık olan, süt verimi yüksek bir koyun türü

VEBAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Günah
    • "Bu işin vebali vardır."
    • "Başını alıp kaçar da bir belaya uğrarsa vebal altında kalırsın." (Reşat Nuri Güntekin)

VERGİ

  1. [isim] Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para
    • "Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar." (Burhan Felek)
    • "Güzeli hiç zorlamadan ortaya koyabilmek herhâlde amatörlere vergi olsa gerek." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
  2. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik

GÜVEÇ

  1. [isim] İçinde yemek pişirilen toprak kap
    • "Taş ocağın üstünde, ateşe vurduğu güveçten, kaynayan etin kokusu geliyordu." (Necati Cumalı)
  2. Bu kapta pişirilen yemek
    • "Güveçten sonra bir koca sini mantı gelmiş." (Çetin Altan)

GÜVEY
...
VEFAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ölüm
    • "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi." (Refik Halit Karay)

VEZNE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Banka, büro vb. kuruluşlarda para alınıp verilen yer
  2. Terazi

GÜVEZ

  1. [isim] Mora çalan kırmızı renk
    • "Pantolon bol paça, arka kenarlarının içi koyu güvez kadife." (Atilla İlhan)
  2. [sıfat] Bu renkte olan

GEVEN

  1. [isim] Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı, keven (Astragalus)

KUVER

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Lokantalarda yemeklerin servisinden önce masaya serilen örtü
    • "Çay bahçesinde kuver ücreti olarak bir milyon lira istediler."
  2. Bu örtüyle birlikte çatal, bıçak, kaşık, şamdan, tuzluk vb. şeylerin servise sunulmasından dolayı alınan ücret

EHVEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Daha az kötü, yeğ, zararsız
    • "Bütünlemeye kalmak, sınıfta kalmaktan ehvendir."
  2. Ucuz

KEVEL

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Kuzu veya koyun postundan yapılmış kürk

VEKİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse
  2. Milletvekili
  3. Bakan
    • "Hanın avlusundan sokağa vekil ve sefir otomobillerine taş çıkartacak bir lüks otomobil yürüdü." (Reşat Nuri Güntekin)

CİLVE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Hoşa gitmek için yapılan davranış, kırıtma, naz
    • "Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür." (Peyami Safa)
    • "Değil mi ki cilveler yapıyorsun, kalkıp da bize erdemlilikten söz etme!" (Atilla İlhan)
  2. Görünme, ortaya çıkma, tecelli
    • "Denizin çok cilvelerini tattık, diyordu." (Reşat Nuri Güntekin)

İLAVE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Katma, ekleme, ulama
    • "Bu istilanın nasıl bir facia olduğunu Avrupa tarihçileri iyi yazdıkları için bir kelime ilave etmeye lüzum yoktur." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Eklenmiş, katılmış parça
  3. Arttırma, büyütme, abartma
  4. Ek

EVVEL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Önce
    • "Hikâyeye girmeden evvel uzun uzun gevezelikler yapmamalıyız." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Korkma, evvel Allah, seni üşütmeyiz. Ben sana odun bulur getiririm." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [sıfat] İlk, önceki, geçmiş

KEVEN

  1. [isim] Geven

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü