İçinde var olan 8 harfli 25 kelime var. İçerisinde VAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında var olan kelimeler listesine ya da sonu var ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Var Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A R V
3 Harfli Kelimeler
VAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AV, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- VARİSSİZ
-
-
[sıfat]
Mirasçısı olmayan
-
[zarf]
Mirasçısı olmadan
- "Böyle hayallerle uğraşman doğru değil, ülkemizi vârissiz bırakamayız."
-
[sıfat]
Mirasçısı olmayan
- VARYEMEZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız cimri
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız cimri
- YUVARLAK
-
-
[sıfat]
Top veya küre biçiminde olan; tombul, müdevver
- "Yuvarlak bir yüz. Yuvarlak bir masa."
-
[isim]
Top veya küre biçiminde toparlak şey
-
[mecaz]
Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.)
-
[isim, argo]
Homoseksüel erkek
-
[sıfat]
Top veya küre biçiminde olan; tombul, müdevver
- AKVARİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca aquariste
-
[isim]
Bakınız akvaryumcu
-
[isim]
Bakınız akvaryumcu
- KUVARSLI
-
-
[sıfat]
İçinde kuvars bulunan
- "Küçük ölçüde kuvars kristalinin titreşimleri olmasa hepimizin kullandığı kuvarslı saatler yapılamazdı."
-
[sıfat]
İçinde kuvars bulunan
- VARILMAK
-
-
[-e]
Herhangi bir yere ulaşılmak
- "Oraya üç saatte varılır."
-
[-e]
Herhangi bir yere ulaşılmak
- AVARELİK
-
-
[isim]
Avare olma durumu
- "Onun avareliğinin ne büyük bir verimliliğe gebe olduğunu anaca sezdiğinden Sait'i hep korumuştu."
-
[isim]
Avare olma durumu
- TRETUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca trottoir
-
[isim]
Bakınız yaya kaldırımı
-
[isim]
Bakınız yaya kaldırımı
- VARAGELE
-
-
[isim]
Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç
-
[mecaz]
Bakınız belirsizlik
- "Bir varagele içindeyiz. Mekanizmanın ipi ya şu yana ya bu yana ağdıracak ülkeyi."
-
[isim]
Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç
- VARLIKLI
-
-
[sıfat]
Bakınız zengin
- "Sinan, varlıklı bir ailenin çocuğu."
-
[sıfat]
Bakınız zengin
- YALVARMA
-
-
[isim]
Yalvarmak işi
- "Zari zari ağlayarak ümitsiz ve bitkin yalvarmaya koyuldu."
-
[isim]
Yalvarmak işi
- TÜRKVARİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe türk + Farsça -vārī
-
[sıfat]
Türk tarzı içeren
- "Bütün içi, kubbelerinden zeminine kadar Türkvari şal nakışlarıyla bezenmişti."
-
Türk işi olan
-
[sıfat]
Türk tarzı içeren
- YALVARIŞ
-
-
[isim]
Yalvarmak işi
- "Kedinin miyavlamaları âdeta yanık bir yalvarıştır."
-
[isim]
Yalvarmak işi
- SUVARMAK
-
-
[-i]
Hayvana su vermek, su içirmek
- "Bülbülü suvardım altın tasınan / Gurbete yolladım kara yasınan"
-
[-i]
Hayvana su vermek, su içirmek
- KAVARACI
-
-
[isim]
Bakınız gürültücü
-
[isim]
Bakınız gürültücü
- AKVARYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca aquarium
-
[isim]
Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği ve yetiştirildiği cam su kabı
- "Akvaryumdaki balıklar da büyük zayiat verdiler zamanla."
-
[isim]
Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği ve yetiştirildiği cam su kabı
- KONTUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca comptoir
-
[isim, ticaret]
Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm
-
[isim, ticaret]
Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm
- VARSAYIM
-
-
[isim]
Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce; faraziye, hipotez
- "Hüdai, Bayram'ın avurtları çökmüş solgun yüzüne bakarak bir varsayım yapmıştı."
-
[isim]
Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce; faraziye, hipotez
- ŞALVARLI
-
-
[sıfat]
Şalvar giyinmiş olan (kimse)
- "Turuncu beneklerle dolu şalvarlı, yirmi yirmi iki yaşlarında bir kız yanımıza sokuldu."
-
[sıfat]
Şalvar giyinmiş olan (kimse)
- VARSAYMA
-
-
[isim]
Varsaymak işi
-
[isim]
Varsaymak işi