İçinde var olan 7 harfli 35 kelime var. İçerisinde VAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında var olan kelimeler listesine ya da sonu var ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Var Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
VAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AV, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- VARYANT
-
Kelime Kökeni: Fransızca variante
-
[isim]
Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol
-
[edebiyat]
Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir eserin, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, değişke
-
[dil bilgisi]
Bakınız değişke
-
[isim]
Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol
- VARDİYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca guardia
-
[isim]
Yirmi dört saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri; posta
- "Fabrikaların akşam vardiyaları dağıldıktan sonra işçiler fabrika kapılarında tek sıra oldular."
-
[denizcilik]
Gemilerde beklenen nöbet
-
[denizcilik]
Gemide nöbet yeri
-
[isim]
Yirmi dört saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri; posta
- PİSUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca pissoir
-
[isim]
Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş sidiklik
-
[isim]
Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş sidiklik
- VARYETE
-
Kelime Kökeni: Fransızca variété
-
[isim]
Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri
- "Mini sirk, varyete tiyatrosu ve bazı atış poligonları, İsrafil’e belirli bir kira ödeyip lunapark içinde işlerini yapıyordu."
-
Bakınız varyasyon
-
Bir posta pulunun farklı baskılarındaki biçimi
-
[isim]
Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri
- HOVARDA
-
-
[sıfat]
Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse)
-
Bakınız çapkın
-
[isim]
Hayat kadınının parasını yiyen erkek
-
[sıfat]
Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse)
- VARESTE
-
Kelime Kökeni: Farsça vāreste
-
[sıfat, eskimiş]
Kurtulmuş
- "Endişeden vareste."
-
[sıfat, eskimiş]
Kurtulmuş
- VARSANI
-
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız sanrı
-
[isim, ruh bilimi]
Bakınız sanrı
- SUVARMA
-
-
[isim]
Suvarmak işi
-
[isim]
Suvarmak işi
- HAÇVARİ
-
Kelime Kökeni: Farsça hācvārī
-
[sıfat]
Haça benzeyen
- "… Artuklu sarayı olan İç Kale Sarayı’nda Anadolu’nun ilk haçvari, 4 eyvanlı avlu şeması görülür."
-
[sıfat]
Haça benzeyen
- SUVARIM
-
-
[isim]
Bir suvarmada veya sulamada verilen su miktarı
-
[isim]
Bir suvarmada veya sulamada verilen su miktarı
- VARSAĞI
-
Kelime Kökeni: Türkçe varsak + Arapça -ī
-
[isim]
Güney Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri koşma
-
[isim]
Güney Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri koşma
- DUVARLI
-
-
[sıfat]
Duvarı olan
- "Bu kahvelerin çoğu beyaz badana duvarlıdır."
-
[sıfat]
Duvarı olan
- VARDACI
-
-
[isim]
Varda işini sesle veya araçla yapan kimse
- "Vardacı borusunu öttürdü."
-
[isim]
Varda işini sesle veya araçla yapan kimse
- VARİDAT
-
Kelime Kökeni: Arapça vāridāt
-
[isim]
Gelirler
- "Bayraktar Çiftliğinden ayda beş bin lira geçiyor eline. Han hamam varidatı ayrı."
-
[isim]
Gelirler
- VARILIŞ
-
-
[isim]
Varılmak işi
-
[isim]
Varılmak işi
- TEVARÜS
-
Kelime Kökeni: Arapça tevārus̱
-
[isim, eskimiş]
Bir kimseden miras kalma, mirasa konma
-
Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
-
[isim, eskimiş]
Bir kimseden miras kalma, mirasa konma
- VAROLUŞ
-
-
[isim, felsefe]
Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu; mevcudiyet, öz karşıtı
- "Artık yaradılışının, varoluşunun, hayatla ödüllendirilişinin sebebini bilmektedir."
-
[isim, felsefe]
Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu; mevcudiyet, öz karşıtı
- ÜMİTVAR
-
Kelime Kökeni: Farsça umīd + vār
-
[sıfat]
Bakınız umutlu
-
[sıfat]
Bakınız umutlu
- VARILMA
-
-
[isim]
Varılmak işi
- "Bu iki ışık, varılması mümkün olmayan bir uzaklıkta duruyordu."
-
[isim]
Varılmak işi
- PENUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca peignoir
-
[isim]
Bir tür sabahlık
-
[isim]
Bir tür sabahlık