İçinde var olan 6 harfli 17 kelime var. İçerisinde VAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında var olan kelimeler listesine ya da sonu var ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Var Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R V

3 Harfli Kelimeler

VAR

2 Harfli Kelimeler

AR, AV, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AVARYA

Kelime Kökeni: İtalyanca avaria

  1. [isim, ticaret] Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar
    • "Sebep de bu limanda inhisar kurulduktan sonra çok avarya olduğuydu." (Doğan Avcıoğlu)
  2. Bu zarardan gemi ve yük sahiplerine veya onların sigortacılarına düşen pay
VARYOS

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Bakınız balyoz
VARGEL

  1. [isim] Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası
AVARIZ

Kelime Kökeni: Arapça ʿavāriż

  1. [isim, eskimiş] Deprem, sel, yangın vb. doğal afetler
  2. [coğrafya] Bakınız engebe
  3. [tarih] Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi
    • "Odun hizmetinde bulunan reaya yeniden yazılmış ve avarız mukabili mükellefiyetleri belirlenmiştir." (Mehmet Öz)
KAVARA

  1. [isim, ağızlardan] Balı alınmış petek
  2. Kovanda özellikle kış aylarında arıların yemesi için bırakılan bal
AVARCA

  1. [isim] Avarlar tarafından kullanılan dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
VARSIL

  1. [sıfat] Parası, malı çok olan, zengin, yoksul karşıtı
    • "Ben de sevdim bu atı ama daha yararlı bir şey lazım insanlara hem de çocuğundan yaşlısına, varsılından yoksuluna." (Ahmet Ümit)
KUVARS

Kelime Kökeni: Almanca Quarz

  1. [isim, jeoloji] Billurlaşmış silisin doğada çok yaygın bir türü
BULVAR

Kelime Kökeni: Fransızca boulevard

  1. [isim] Şehir içinde, birkaç şerit yoldan ve yaya kaldırımından oluşan, yeşillendirilmiş geniş cadde
    • "İki tarafı ağaçlık bir geniş bulvardan geçiyor, mütemadiyen gidiyorduk." (Refik Halit Karay)
HAVARİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥavārī

  1. [isim, din bilimi] Hz. İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği on iki yardımcısından her biri; apotr
  2. [eskimiş] Bakınız yardımcı
  3. [mecaz] Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse; apotr
SÜVARİ

Kelime Kökeni: Farsça sevārī

  1. [sıfat, askerlik] Bakınız atlı
  2. [isim, denizcilik] Ticaret gemilerinde kaptanlık yapan kimse
    • "Gemi istim üstünde, kalkması yakın. Demir almak için süvari bekleniyordu." (Zeyyat Selimoğlu)
VARMAK

  1. [-e] Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak; vasıl olmak
    • "Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne?" (İsmet Özel)
  2. Belli bir duruma veya düzeye gelmek
    • "Yaşı elliye vardı. O şimdi yolun yarısına varmıştı."
  3. Hoş olmayan bir sona ermek
    • "Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun." (Peyami Safa)
  4. Bir şeyi iyice anlamak veya duymak
    • "Tadına varmak. Sırrına varmak."
  5. [-i] Acımadan, çekinmeden yapmak
    • "Eli varmak. Dili varmak."
  6. Kadın, evlenmek
    • "Gönül verdin derlerdi o delikanlıya / En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya" (Ahmet Muhip Dıranas)
  7. Bir durumdan başka duruma geçmek
    • "Secdeye varmak. Uykuya varmak."
ŞALVAR

Kelime Kökeni: Farsça şelvār

  1. [isim] Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü; dizlik
    • "Harmanı kaldırdım birazı kaldı / Tokurcun şalvarım al kanla doldu" (Halk türküsü)
VARAKA

Kelime Kökeni: Arapça varaḳa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız varak
    • "Vazife esnasında hakaret diye zabıt varakası tutabilirdi." (Aka Gündüz)
VARİDE

Kelime Kökeni: Arapça vāride

  1. [isim, eskimiş] Gelen şey
  2. Gelen evrak
VARLIK

  1. [isim] Var olma durumu; mevcudiyet
    • "Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır." (Orhan Veli Kanık)
  2. Var olan her şey
    • "Her varlık bir yaratıktır. Her yaratık da canlı." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Paranın, mal mülkün tamamı
  4. Önemli, yararlı, değerli şey
    • "Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır." (Anayasa)
  5. Bir kimsenin iç dünyasının derinlikleri, kişinin manevi dünyası
    • "Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben" (Ahmet Kutsi Tecer)
  6. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı; popülasyon
  7. [felsefe] Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey
KULVAR

Kelime Kökeni: Fransızca couloir

  1. [isim, spor] Yüzme ve atletizm yarışmalarında her yarışçıya ayrılan şerit
  2. [mecaz] İçinde bulunduğu veya ilgili olduğu alan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü