İçinde var olan 5 harfli 21 kelime var. İçerisinde VAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında var olan kelimeler listesine ya da sonu var ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Var Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
VAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AV, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PUVAR
-
Kelime Kökeni: İngilizce poire
-
[isim, tıp]
Bir sıvıyı bir yerden başka bir yere üfleme veya çekme yoluyla aktarmak için kullanılan araç
-
[isim, tıp]
Bir sıvıyı bir yerden başka bir yere üfleme veya çekme yoluyla aktarmak için kullanılan araç
- YUVAR
-
-
[isim, anatomi]
Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim
-
[gök bilimi]
Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim
-
[isim, anatomi]
Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim
- LİVAR
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağzı içine doğru konik örülmüş sepet
- "Keçi kellesinin ince derisini parça parça kesip de ağlara takmak için hazır edip livarına tıktığı zaman ..."
-
İçinde diri balık saklanan, denizden ayrılmış havuz
-
[isim, denizcilik]
Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağzı içine doğru konik örülmüş sepet
- DUVAR
-
Kelime Kökeni: Farsça dīvār
-
[isim]
Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem; örek, cidar
- "Bir duvar onarılır öteki çöker, ardından dam akardı."
-
Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel
- "Karabaş, bostan duvarının gölgesinde öğle uykusuna serilir."
-
[mecaz]
Sonuç alınamayan yer
-
[mecaz]
Bakınız engel
- "İki arkadaşın arasında aşılmaz bir duvar vardı."
-
[spor]
Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma
-
[isim]
Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem; örek, cidar
- VARTA
-
Kelime Kökeni: Arapça varṭa
-
[isim]
Tehlikeli durum
- "O insanlar ki hayatın bir bakıma ne korkunç vartaları olabileceğini vaktinde anlamışlar, işlerini becerip kılıçlarını kuşanmışlar..."
-
[isim]
Tehlikeli durum
- VARTO
-
-
[isim]
Muş iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Muş iline bağlı ilçelerden biri
- VARAN
-
-
[isim]
Bir olayın tek kalmayıp arkadan daha başkalarının gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sıra ile sayıların başına getirilen bir söz
- "Varan bir. Varan iki."
-
[isim]
Bir olayın tek kalmayıp arkadan daha başkalarının gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sıra ile sayıların başına getirilen bir söz
- VARAK
-
Kelime Kökeni: Arapça varaḳ
-
[isim]
Yazılı kâğıt; varaka
-
Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince, parlak yaprak
-
[eskimiş]
Bakınız yaprak
-
[isim]
Yazılı kâğıt; varaka
- EDVAR
-
Kelime Kökeni: Arapça edvār
-
[isim, eskimiş]
Çağlar, devirler
-
[müzik]
Alaturka müzik kurallarını inceleyen eser
-
[isim, eskimiş]
Çağlar, devirler
- VAROŞ
-
Kelime Kökeni: Macarca város
-
[isim]
Kent veya kasabada kenar mahalle
- "Bütün kasabanın varoşları boyunca kıvrıla kıvrıla akıp giden bu çaya, ben yakın bir ilgiyle bağlıydım."
-
[isim]
Kent veya kasabada kenar mahalle
- VARMA
-
-
[isim]
Varmak işi; vusul
-
[isim]
Varmak işi; vusul
- AVARE
-
Kelime Kökeni: Farsça āvāre
-
[sıfat]
İşsiz güçsüz dolaşan (kimse); avara (I)
- "Daha ne kadar sürdürebilecekti bu avare yaşamını?"
-
Kararsız, dengesiz olan
-
Şaşkınlaşmış olan
-
Belli bir düzeni olmayan
-
[sıfat]
İşsiz güçsüz dolaşan (kimse); avara (I)
- VARGI
-
-
[isim, mantık]
Verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç
- "Taşlar katı olur, mermer bir taştır, şu hâlde mermer katıdır uslamlaması bir tasımdır. Bu tasımın ilk önermesine büyük önerme, ikincisine küçük önerme, sonuncusuna da vargı denir."
-
[isim, mantık]
Verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç
- VARİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca baril
-
[isim]
Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
- "Yetmişer kiloluk varilleri raylar üzerinde yuvarlayarak tıngır tıngır getiriyorlar."
-
Bu kabın içine aldığı madde miktarı
- "Petrolün varil fiyatı gün geçtikçe artıyor."
-
Petrol ölçü birimi (158,8l litre)
-
[isim]
Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
- CİVAR
-
Kelime Kökeni: Arapça civār
- AVARA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca avara
-
[isim, denizcilik]
Geminin yanaştığı kıyı veya iskeleden hareket ederek uzaklaşması
-
[ünlem]
Bir geminin sahilden veya yanaştığı başka bir gemiden uzaklaşması için verilen komut
-
[isim, denizcilik]
Geminin yanaştığı kıyı veya iskeleden hareket ederek uzaklaşması
- VARIŞ
-
-
[isim]
Varmak işi
-
[spor]
Bir yarışın son bulduğu yer; finiş
-
[isim]
Varmak işi
- DAVAR
-
-
[isim]
Koyun ve keçiye verilen ortak ad
- "Evin önünde birkaç davar geviş getiriyordu."
-
Koyun veya keçi sürüsü
- "Çoban davarı yaymaya götürdü."
-
[isim]
Koyun ve keçiye verilen ortak ad
- VARDA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca guarda
-
[ünlem]
"Dikkat et, savul, destur" anlamlarında bir seslenme sözü
-
[ünlem]
"Dikkat et, savul, destur" anlamlarında bir seslenme sözü
- VARİT
-
Kelime Kökeni: Arapça vārid
-
[sıfat, eskimiş]
Olabileceği akla gelen
- "Bu, kitap satılmıyor iddiası varit değil."
-
[sıfat, eskimiş]
Olabileceği akla gelen