İçinde var olan 10 harfli 35 kelime var. İçerisinde VAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında var olan kelimeler listesine ya da sonu var ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Var Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R V

3 Harfli Kelimeler

VAR

2 Harfli Kelimeler

AR, AV, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YUVARLATMA

  1. [isim] Yuvarlatmak işi
VARDAKOSTA

Kelime Kökeni: İtalyanca guardacoste

  1. [isim, denizcilik] Kıyıları koruyan gemi
  2. [sıfat, argo] İri yarı ve gösterişli (kadın)
    • "Bir bakanlık arabasından çıkan vardakosta bir hanımefendi resmen gelip Kevser Hanım'ın naçiz helasına şeref vermişti." (Haldun Taner)
CAMBAZVARİ

Kelime Kökeni: Farsça cānbāz + vārį

  1. [sıfat] Cambaz gibi, cambaza benzer
    • "... bu yoldakiler arasında şüphe yok ki en romantik macerasını yalı komşusu bir hanıma çılgıncasına âşık olduğu bir devirde onunla buluşmak için başvurduğu cambazvari çareler teşkil ediyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
VARAKLANMA

  1. [isim] Varaklanmak durumu
YUVARLANMA

  1. [isim] Yuvarlanmak işi
YUVARÖLÇER

  1. [isim] Özellikle optik camların küresel eğriliğini ölçmeye yarayan araç
YALVARILMA

  1. [isim] Yalvarılmak işi
SLOGANVARİ

Kelime Kökeni: Fransızca slogan + Farsça vārī

  1. [sıfat] Slogana benzer
  2. [zarf] Bakınız basmakalıp
VARSAYIMLI

  1. [sıfat] Varsayıma dayanan
KISKAÇVARİ

Kelime Kökeni: Türkçe kıskaç + Farsça -varį

  1. [sıfat] Kıskaç gibi, kıskaca benzer
ÇAPRAZVARİ

Kelime Kökeni: Farsça çep + rāst + -vārī

  1. [zarf] Bakınız çaprazlama
    • "İki zayıf el harmaniden çıktı, göğsünün üstünde çaprazvari kavuştu." (Halide Edip Adıvar)
REPERTUVAR

Kelime Kökeni: Fransızca répertoire

  1. [isim] Sanatçının söylemek üzere çalışıp hazırlandığı şarkı veya türkü listesi
  2. Bakınız birikim
    • "Evrenin zengin repertuvarı onun tükenmez ilham kaynağıdır." (Haldun Taner)
  3. [tiyatro] Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi
    • "Atılacak bu ilk adımdan sonra repertuvar meselesi kalır." (Yahya Kemal Beyatlı)
  4. [tiyatro] Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi
  5. [müzik] Bakınız dağarcık
YUVARLACIK

  1. [sıfat] Küçük ve yuvarlak
    • "Nil, yuvarlacık kalçalarına seyredenlerle alay eden bir eda vermeyi bilmişti." (Refik Halit Karay)
YENGEÇVARİ

Kelime Kökeni: Türkçe yengeç + Farsça -vārī

  1. [zarf] Yengeç yürüyüşüne benzer bir biçimde
    • "Sübekten çarpık kalan bacaklarını yanlara atar gibi yengeçvari yürümeye başladı." (Ömer Seyfettin)
YUVARLAMAK

  1. [-e] Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek; tekerlemek
    • "Balta ve küskü ile onu kaldırır, aşağıya yuvarlarız." (Refik Halit Karay)
  2. [-i] Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek
  3. [-e, -i] Hızla düşürmek, devirmek
    • "Bir çelmede adamı yere yuvarladı."
  4. [nesnesiz, mecaz] Sözü belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek
    • "Bu meslekte neler gördük biz diye yuvarlayarak lafı değiştiriyorum." (Ahmet Ümit)
  5. [nesnesiz, teklifsiz konuşmada] İnanılmayacak yalanlar söylemek
  6. [nesnesiz, teklifsiz konuşmada] İstekle ve çabucak yemek veya içmek
    • "Birbiri ardınca bilmem kaç şişe bira yuvarlamış." (Attilâ İlhan)
  7. [-i] Kelimelerin bazı seslerini söylememek
    • "Kendine has, kelimelerin son hecelerini yuvarlaya yuvarlaya, yumuşak bir konuşma tarzı vardı." (Emine Işınsu)
  8. [-i] Sayıyı, küçük tutarlarını atarak veya ekleyerek tüm sayı durumuna getirmek
VAROLUŞSAL

  1. [sıfat] Varoluşa ilişkin, varoluşla ilgili
    • "Konuyu saplandığı bu varoluşsal boyuttan çıkararak hafifletmek istedi." (Murathan Mungan)
YALVARTMAK

  1. [-e, -i] Yalvarma işini yaptırmak
    • "Yapacak ama biraz yalvartmak istiyor."
VARAGELMEK

  1. [-e] Başlangıcından beri aynı biçimde sürmek, devam etmek
    • "Günümüze dek soysuzlaşa soysuzlaşa varagelen bozuk düzen her zaman yoktu." (Azra Erhat)
HOVARDALIK

  1. [isim] Hovarda olma durumu
  2. Hovardaca davranış
AVARELEŞME

  1. [isim] Avareleşmek durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü