İçinde un olan 8 harfli 137 kelime var. İçerisinde UN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında un olan kelimeler listesine ya da sonu un ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YOKSUNLU
-
-
[sıfat]
Yokluk bildiren
-
[sıfat]
Yokluk bildiren
- UNVANSIZ
-
-
[sıfat]
Ünvanı olmayan
- "Şahin Efendi, Hafız Eyüp denen bu ünvansız ve kılıksız softanın nüfuzlu bir adam olduğunu Maarif Müdürü’nün odasındaki oturuş ve lakırtı söyleyiş tarzından sezinlemiş..."
-
[sıfat]
Ünvanı olmayan
- ZEBUNLUK
-
-
[isim]
Zebun olma durumu
- "Bana gelince, nefis zebunluğu bakımından onlardan beterdim."
-
[isim]
Zebun olma durumu
- UYGUNSUZ
-
-
[sıfat]
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan; münasebetsiz, namünasip
- "Onca yıl hapis yattık, uygunsuz, güdümsüz bir işini görmedim."
-
Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan
- "Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış."
-
[sıfat]
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan; münasebetsiz, namünasip
- SAVRUNTU
-
-
[isim]
Savrulurken dökülen kırıntı
-
[isim]
Savrulurken dökülen kırıntı
- DOLUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız doluşulmak
- "Otomobile dolunup Beyoğlu’na uzanıldı."
-
[nesnesiz]
Bakınız doluşulmak
- KURŞUNLU
-
-
[sıfat]
İçinde kurşun elementi bulunan
- "Kurşunlu antimon."
-
Kurşunlanmış olan
-
Kubbesi kurşunla örtülü
- "Kurşunlu cami."
-
[sıfat]
İçinde kurşun elementi bulunan
- HUNHARCA
-
-
[zarf]
Hunhara yakışır bir biçimde; hunharcasına
-
[zarf]
Hunhara yakışır bir biçimde; hunharcasına
- SUNTIRAÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça sumterāş
-
[isim]
Nalbantların, nallanacak hayvanın tırnağını keserken kullandıkları keskin araç
-
Saraçların derilere yiv açmakta kullandıkları, metalden U biçimindeki araç
-
[isim]
Nalbantların, nallanacak hayvanın tırnağını keserken kullandıkları keskin araç
- BULUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Bulma işine konu olmak
- "Yerde para bulundu."
-
[-de]
Herhangi bir durumda olmak
- "Az sonra ikramda bulunmak için mutfaktan çıktığında, gençlerin avluda konuştuklarını gördü."
-
[-de]
Bir yerde olmak
- "İçinde bulunduğumuz tarihte Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu."
-
[nesnesiz]
Bulma işine konu olmak
- DOKUNSAL
-
-
[sıfat, biyoloji]
Dokunum ile ilgili olan
-
[sıfat, biyoloji]
Dokunum ile ilgili olan
- SORUNSUZ
-
-
[sıfat]
Sorunu olmayan; meselesiz, problemsiz
-
[zarf]
Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz ve sıkıntısız bir biçimde
- "Her şey sorunsuz bitti."
-
[sıfat]
Sorunu olmayan; meselesiz, problemsiz
- SAMSUNLU
-
-
[isim]
Samsun ilinden olan kimse
-
[isim]
Samsun ilinden olan kimse
- SAVUNMAK
-
-
[-i]
Herhangi bir saldırıya karşı koymak, birini veya bir yeri saldırıya karşı korumak; müdafaa etmek
-
Hareket veya düşünceyi söz ve yazı ile doğru, haklı göstermeye çalışmak
-
Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendini haklı gösterecek sebepler ileri sürmek
-
Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak
-
[spor]
Futbolda bir takım kendi kalesini korumak için oyun süresince çaba göstermek
-
[-i]
Herhangi bir saldırıya karşı koymak, birini veya bir yeri saldırıya karşı korumak; müdafaa etmek
- SUNDURMA
-
-
[isim]
Sundurmak işi
-
Yağmurdan, güneşten korunmak için binaların kapı önlerine veya geçitlerin girişlerine yapılan, arkası duvara verilen, yerle temassız olabileceği gibi sütun, parmaklık vb. ögelerle desteklenebilen çatı
- "Odalarımıza gitmek üzere sundurmadan sofaya geçmeye hazırlandığımız sırada bir haberle karşılaştık."
-
[ağızlardan]
Evlerin önündeki taşlık
- "Hanın sundurmasına çıktığım zaman yemiş dolu tabaklar dizilmiş masa hazırdı."
-
[isim]
Sundurmak işi
- TOSUNCUK
-
-
[isim, mecaz]
Olması gerekenden daha iri doğmuş çocuk
-
Çok iri insan veya hayvan
-
[sıfat]
Güçlü kuvvetli, sağlıklı (kimse)
-
[isim, mecaz]
Olması gerekenden daha iri doğmuş çocuk
- FUNDALAR
-
-
[isim, bitki bilimi]
Fundagillerle birlikte bunlara benzeyen daha başka familyaları da içinde toplayan bir bitki takımı
-
[isim, bitki bilimi]
Fundagillerle birlikte bunlara benzeyen daha başka familyaları da içinde toplayan bir bitki takımı
- TAVATTUN
-
Kelime Kökeni: Arapça tavaṭṭun
-
[isim, eskimiş]
Bir yeri vatan kabul etme, yurt edinme
-
[isim, eskimiş]
Bir yeri vatan kabul etme, yurt edinme
- BULUNMAZ
-
-
[sıfat]
Bakınız eşsiz
- "Konuşmamız boyunca bunun benim için bulunmaz fırsat olduğunu yineleyip durdu."
-
[sıfat]
Bakınız eşsiz
- LUNAPARK
-
Kelime Kökeni: İtalyanca luna park
-
[isim]
İçinde türlü eğlence ve oyun yerleri bulunan alan
- "Lunaparklarda döner salıncaklar vardır hani."
-
[isim]
İçinde türlü eğlence ve oyun yerleri bulunan alan