İçinde um olan 7 harfli 119 kelime var. İçerisinde UM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında um olan kelimeler listesine ya da Sonu um ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİNİMUM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
En az, en küçük (derece, nicelik)
-
Değişken bir niceliğin inebileceği en alt olan (sınır), asgari, minimal
-
[sıfat]
En az, en küçük (derece, nicelik)
- NUMERİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Sayısal
-
[zarf]
Sayı bakımından
-
[sıfat]
Sayısal
- İTRİYUM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Atom numarası 39, atom ağırlığı 88,92, yoğunluğu 4,6 olan, seryum filizlerinde bulunan, gri renkli, değerli bir element (simgesi Y)
-
[isim]
Atom numarası 39, atom ağırlığı 88,92, yoğunluğu 4,6 olan, seryum filizlerinde bulunan, gri renkli, değerli bir element (simgesi Y)
- STADYUM
-
Kelime Kökeni : Latince
-
[isim]
Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat
- "Bir gün stadyuma gittiğim zaman gençlik pek heyecanlı gösteriler yapmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat
- SOLUNUM
-
-
[isim]
Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs
-
Bitkilerde geceleri karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket
-
[isim]
Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs
- OYLUMLU
-
-
[sıfat]
Oylumu olan, hacimli
-
Büyük, geniş
-
[sıfat]
Oylumu olan, hacimli
- KUMLAMA
-
-
[isim]
Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme
-
Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme
-
[isim]
Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme
- OSMİYUM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Atom numarası 76 olan, 5027 °C'de kaynayan, 3050 °C'de eriyen, mavi renkte, platin filizlerinde bulunan çok kırılgan bir element (simgesi Os)
-
[isim]
Atom numarası 76 olan, 5027 °C'de kaynayan, 3050 °C'de eriyen, mavi renkte, platin filizlerinde bulunan çok kırılgan bir element (simgesi Os)
- UYUMSUZ
-
-
[sıfat]
Uyumu olmayan, ahenksiz
-
[sıfat]
Uyumu olmayan, ahenksiz
- OPTİMUM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
En elverişli, en iyi olan, optimal
-
[sıfat]
En elverişli, en iyi olan, optimal
- DOKUNUM
-
-
[isim]
Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği, lamise
-
[isim]
Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği, lamise
- UMDURMA
-
-
[isim]
Umdurmak işi veya durumu
-
[isim]
Umdurmak işi veya durumu
- KORUMAK
-
-
[-i]
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek
- "Orasını tozdan, yağmurdan korumak borcumuzdur." (Orhan Seyfi Orhon)
-
Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek
- "Beni kendi kardeşi gibi sever, babasının hışmından korurdu." (Reşat Enis)
-
[-i]
Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek
- "Yurdu korumak."
-
[-i]
Tehlikeli, zararlı durumları önlemek
- "İlaçla meyveleri korudu."
-
[-i]
Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek
- "Üstünü başını biraz korusaydın bu kadar kirlenmezdi."
-
[-i]
Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek
- "Geleneklerini koruyorlar."
-
[-i]
Karşılamak, denk gelmek
- "Bu işin geliri masrafını korumaz."
-
[-i]
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek
- KUKUMAV
- ...
- TULUMCU
-
-
[isim]
Tulum çalan kimse
-
[isim]
Tulum çalan kimse
- UYUMSAL
- ...
- KUYUMCU
-
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, mücevherci, cevahirci
- "Kuyumcu vitrini önünde nadir bir zümrüdü seyrettiğim sırada yanıma sokulmuş..." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, mücevherci, cevahirci
- TOHUMLU
-
-
[sıfat]
Tohumu olan
-
Tohumla üreyen
-
[sıfat]
Tohumu olan
- OTURTUM
-
-
[isim]
Bir müzik parçasının seslendirilişinde insan sesleri ile çalgıların görevlendiriliş düzeni
-
[isim]
Bir müzik parçasının seslendirilişinde insan sesleri ile çalgıların görevlendiriliş düzeni
- YORUMCU
-
-
[isim]
Yorum yapan kimse
- "Buraya kadar naklettiklerin, hiçbir yorumcuya ihtiyaç göstermeksizin, kendi kendilerini açıklayabilecek bir nitelik taşımaktadır." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Yorum yapan kimse