İçinde ula olan 8 harfli 40 kelime var. İçerisinde ULA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ula olan kelimeler listesine ya da sonu ula ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ula Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L U

3 Harfli Kelimeler

ULA

2 Harfli Kelimeler

AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEÇHULAT

Kelime Kökeni: Arapça mechūlāt

  1. [isim, eskimiş] Bilinmeyen, anlaşılmayan şeyler, meçhuller
UĞRULAMA

  1. [isim] Uğrulamak işi
BULAŞICI

  1. [sıfat] Birinden bir başkasına geçen, bulaşan; geçici, sâri
ULULAMAK

  1. [-i] Ağırlamak, saygı gösterip ikramda bulunmak
  2. Ulu tutmak, ulu saymak, saygı ve hürmet göstermek
    • "Keskin kılıcını beline bağladı, sadaklarını, ok ve yaylarını kuşanıp gökyüzünü ululadı." (Emir Kalkan)
SULAKİYE

Kelime Kökeni: Türkçe otlak + Arapça -iyye

  1. [isim] Susuz olan meralarda büyük ve küçükbaş hayvanların su ihtiyacının karşılandığı, içinde doğal su kaynaklarının veya yapay göletlerin meydana getirdiği küçük su birikintilerinin bulunduğu alan
AMBULANS

Kelime Kökeni: Fransızca ambulance

  1. [isim] Bakınız cankurtaran
BLASTULA

Kelime Kökeni: Fransızca blastula

  1. [isim, biyoloji] Yumurta hücresi oğulcuk olurken morulanın gelişerek içi boş yuvarlak biçime girmesi durumu; morula
UYGULAMA

  1. [isim] Uygulamak işi; kılgı, uygu, tatbik, tatbikat, pratik
    • "Yaptığımızın keyfî bir uygulama olduğunun farkında ama bir şey de söyleyemiyor." (Ahmet Ümit)
  2. Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme; tatbik
    • "Bir çeşit uygulama oluyordu yazdıkları." (Necati Cumalı)
  3. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi; kılgı, tatbik, ameliye, pratik, aplikasyon
  4. [hukuk] Bakınız infaz
POSTULAT

Kelime Kökeni: Fransızca postulat

  1. [isim, matematik, mantık] Bakınız ön doğru
SULANMAK

  1. [nesnesiz] Sulama işi yapılmak
    • "Sulandıkça canlanan bir nergise gösterilebilecek özenle yaralarını sardı onun." (Reha Mağden)
  2. Sulu duruma gelmek
    • "Geceye doğru kar sulanıyor ve gevşiyor." (Attilâ İlhan)
  3. Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma
    • "Kanı sulandı."
  4. Göz yaşarmak
    • "Otomobilde bir şey kaçtığı için durmadan gözü sulanıp akıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [mecaz] Ciddiyetini, ağırlığını kaybetmek
  6. [-e, argo] İmrendiğini açığa vurmak
    • "Bizim çiçeklere sulandı."
  7. [-e, argo] Bakınız asılmak
PUSULAMA

  1. [isim] Pusulamak işi
KULAKSIZ

  1. [sıfat] Kulak kepçesi olmayan
BULATMAK

  1. [-e, -i] Bakınız bulaştırmak
    • "Bana bak, elimi kana bulatma benim, yürü!" (Burhan Günel)
AGULAMAK

  1. [nesnesiz] Bebek "agu" diye ses çıkarmak
  2. [eğitim] Bebek konuşma öncesi dönemde birtakım anlamsız sesler çıkarmak; gığıldamak
ULAŞILMA

  1. [isim] Ulaşılmak işi
PUSULALI

  1. [sıfat] Pusulası olan
    • "Babasının alaturka ve alafranga zamanı beraberce gösteren, pusulalı, takvimli büyük cep saati de buradaydı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
ÇAPULACI

  1. [isim] Çapula yapan veya satan kimse
SULATMAK

  1. [-e, -i] Sulama işini yaptırmak
    • "Belediye bahçeleri sulatıyor, yangın söndürmenin yedek sularını da kullanıyormuş." (Memduh Şevket Esendal)
ARZULAMA

  1. [isim] Bakınız isteme
    • "Aşk, bir insanın ötekini istemesi, ona hayran olması, onu arzulaması mıdır?" (Oktay Akbal)
KULAKLIK

  1. [isim] Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf
  2. [teknik] Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç
  3. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü