İçinde uh olan 8 harfli 57 kelime var. İçerisinde UH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uh olan kelimeler listesine ya da sonu uh ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Uh Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
HU
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MUHTELİS
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫtelis
-
[sıfat, eskimiş]
Kamu malını zimmetine geçiren, çalan
-
[sıfat, eskimiş]
Kamu malını zimmetine geçiren, çalan
- MUHAKKİK
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥaḳḳiḳ
-
[sıfat]
Gerçeği araştıran
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soruşturmacı
-
[sıfat]
Gerçeği araştıran
- MUHTELİT
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫteliṭ
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız karma
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız karma
- MUHAMMES
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫammes
- YUHALAMA
-
-
[isim]
Yuhalamak işi
-
[isim]
Yuhalamak işi
- MUHTEREM
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥterem
-
[sıfat]
Bakınız saygıdeğer
- "Bendenizle birlikte muhterem okuyucuların hepsi de güler, durur."
-
[sıfat]
Bakınız saygıdeğer
- MUHTEKİR
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥtekir
-
[sıfat, eskimiş, ticaret]
Bakınız vurguncu
-
[sıfat, eskimiş, ticaret]
Bakınız vurguncu
- MUHABERE
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫābere
-
[isim]
Bakınız haberleşme
-
Bakınız yazışma
- "Mektupçu evrak okur, cevap yazar, muhabere işlerini idare ederdi."
-
[teknik]
Bakınız iletişim
-
[isim]
Bakınız haberleşme
- MUHADDEP
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥaddeb
-
[sıfat, eskimiş, matematik, fizik]
Bakınız dışbükey
-
[sıfat, eskimiş, matematik, fizik]
Bakınız dışbükey
- MUHTERİS
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥteriṣ
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız açgözlü
- "Bizim doğru yolda bulmadıklarımız, muhteris ve kendi ikballeri için çalışıyor zannettiklerimizdir."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız açgözlü
- RUHSUZCA
-
-
[zarf]
Ruhsuz bir biçimde
-
[zarf]
Ruhsuz bir biçimde
- MUHTERİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥteriz
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız çekingen
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız çekingen
- NEVZUHUR
-
Kelime Kökeni: Farsça nev + Arapça ẓuhūr
-
[sıfat]
Son zamanlarda ortaya çıkmış olan, yeni zuhur eden
- "Bu kadar eski bir medeniyet bölgesinin, dünyanın en kadim medeniyetinin, kendini böyle nevzuhur ve renksiz bir isimle yâd edecek hâle gelmesi dikkate şayan değil mi?"
-
[eskimiş]
Bakınız moda
- "Devlet adamları modaya nevzuhur der ve kadının giyimini bile sınırlamaya çalışırlardı."
-
[sıfat]
Son zamanlarda ortaya çıkmış olan, yeni zuhur eden
- BUHURLUK
-
-
[isim]
İçinde tütsü için kullanılan maddeler yakılan kap; buhurdan, tütsülük
- "Mescide pahalı cevherlerle süslenmiş pek çok altın ve gümüş buhurluk hediye edilmiştir."
-
[isim]
İçinde tütsü için kullanılan maddeler yakılan kap; buhurdan, tütsülük
- TAVAZZUH
-
Kelime Kökeni: Arapça tavażżuḥ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız aydınlanma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız aydınlanma
- MUHASSIL
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥaṣṣil
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde vergi toplayan görevli
-
Osmanlı Devleti’nde XV ve XVI. yüzyıllarda medrese öğrencisi
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde vergi toplayan görevli
- MUHAMMİN
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫammin
-
[sıfat, eskimiş]
Oranlayan, tahmin eden
-
[sıfat, eskimiş]
Oranlayan, tahmin eden
- MUHANNET
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫannes̱
-
[sıfat, ağızlardan]
Alçak, namert olan (kimse)
- "En güzeli vakitlice ölümdür, muhannete muhtaç olmadan."
-
[sıfat, ağızlardan]
Alçak, namert olan (kimse)
- MUHAKKAK
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥaḳḳaḳ
-
[sıfat]
Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş
- "Yalnız muhakkak olan bir şey varsa o da Orhan'ın bana fena hâlde âşık olduğudur."
-
[zarf]
Bakınız kesinlikle
- "Bahçenin havasında söylenen hayatın türküsü, o şen veya hazin türkü ömrü muhakkak arttırır, dinleyen varsa şayet."
-
[sıfat]
Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş
- MUHASEBE
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥāsebe
-
[isim]
Hesap işlerinin yürütüldüğü yer
- "Nedir bu benim çilem / Hesap bilmem / Muhasebede memurum"
-
Hesap işleriyle uğraşma
- "Muhasebe ile defter tutma işlerini de üzerine aldığından milleti burnundan yakalamıştı."
-
[eskimiş]
Hesaplaşma, karşılıklı hesap görme
-
[eskimiş]
Hesapların bütünü
-
[isim]
Hesap işlerinin yürütüldüğü yer