İçinde u olan 6 harfli 981 kelime var. İçerisinde U harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında u harfi olan kelimeler listesine ya da sonu u harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ULUSÇA

  1. [zarf] Bakınız milletçe
UYANIŞ

  1. [isim] Uyanmak işi
    • "Parasız adamın sabahleyin bir acı, zehirli uyanışı vardır, ölümden beterdir." (Refik Halit Karay)
  2. Hareketsizlikten veya gafletten kurtulma; intibah
    • "Münevverde aldanmış bir adam hiddeti ile canlı bir uyanış var." (Hüseyin Nihal Atsız)
  3. Bakınız Rönesans
  4. [mecaz] Bilgisizlikten kurtulma durumu
    • "Bazı uyanış ve toparlanış belirtileri meydana getirmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KURMAK

  1. [-i] Makine, cihaz, mobilya vb.ni oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek; monte etmek
    • "Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bakınız hazırlamak
    • "Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak!" (Refik Halit Karay)
  3. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek
    • "Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor." (Haldun Taner)
  4. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak
    • "Turşu kurmak."
  5. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek; tesis etmek
    • "Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi?" (Orhan Seyfi Orhon)
  6. Yapmak, inşa etmek
    • "Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım." (Nurullah Ataç)
  7. Yapmak, oluşturmak
  8. [ticaret] Ortaklık sağlamak
  9. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek
    • "Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu." (Tarık Buğra)
  10. Bir araya getirmek, toplamak
    • "Divan kurmak."
  11. Bakınız düşünmek
    • "Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
  12. Aklına koymak
    • "O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz."
  13. Zihinde büyütmek
    • "Bayram Ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu." (Halide Edip Adıvar)
  14. Sağlamak, oluşturmak
    • "Dostluk kurmak. İlişki kurmak."
  15. [mecaz] Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek
YAVRUM

  1. sevecen bir biçimde söylenen bir seslenme sözü
    • "Yavrum! Gençsin, dilbersin, mücerretsin." (Sermet Muhtar Alus)
UYUYUŞ

  1. [isim] Uyumak işi
BURKUK

  1. [sıfat] Burkulmuş olan
  2. Hafif eğri
    • "Kahvede çayları dağıtan çocuk saat takındığı kolunu birazcık burkuk tutuyor; herkes görsün, ilk kol saatini." (Adalet Ağaoğlu)
BOKSÇU

  1. [isim] Bakınız boksör
MUTFAK

Kelime Kökeni: Arapça maṭbaḫ

  1. [isim] Yemek pişirilen yer; aş damı, aşhane, ocaklık
    • "Bir bütün günü mutfakta harcayıp çeşitli yemekler yapıyor." (Emine Işınsu)
  2. Yiyecek kültürünün tamamı
    • "Türk mutfağı."
AKARSU

  1. [isim] Yer altında veya dere, çay, ırmak gibi yeryüzünde belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan sulara verilen ad; abırevan
    • "Dağı, taşı, akarsuyu, coşkun denizi bağlarsın da âşık kısmının dilini bağlayamazsın." (Kemal Sezer)
  2. Tek sıra elmastan gerdanlık
BOYSUZ

  1. [sıfat] Benzerleri arasında boyu kısa olan
RUHSAL

  1. [sıfat] Maddeyle ilgisi olmayan, ruhla ilgili olan; ruhi, tinsel, spiritüel
  2. Ruh bilimi ile ilgili; psikolojik
  3. Bir grubun veya bir bireyin davranış, düşünce ve duygulanma biçimleriyle ilgili; psikolojik
TOPLUM

  1. [isim, toplum bilimi] Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü; cemiyet
    • "İlkel toplum."
  2. Bakınız topluluk
OLUŞMA

  1. [isim] Oluşmak işi; oluş, tekevvün, teşekkül
    • "Meşrutiyet Dönemi'nde tiyatro eserlerinin oluşmasında iki önemli etki buluyoruz." (Metin And)
KEPSUT

  1. [isim] Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri
SPOTÇU

  1. [isim, ticaret] Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse
BAŞUCU

  1. [isim, gök bilimi, coğrafya] Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultunun gökyüzüne doğru olan yönü
TUNDRA

Kelime Kökeni: Fransızca toundra

  1. [isim, coğrafya] Kutuplara yakın bölgelerin bitki örtüsü
  2. Bu bitkilerle kaplı geniş alan; kutup bozkırı
TUTUCU

  1. [sıfat] Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse); muhafazakâr, konservatör
  2. [isim, spor] Durmalı çıkışlarda, bisikletçiye yardım eden kişi
BURHAN

Kelime Kökeni: Arapça burhān

  1. [isim] Bakınız kanıt
  2. [mantık] Bakınız belgit
SUALLİ

  1. [sıfat] Suali olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü