İçinde u olan 5 harfli 826 kelime var. İçerisinde U harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında u harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu u harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HALUK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Temiz huylu, iyi ahlaklı
    • "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti." (Reşat Nuri Güntekin)

KUCAK

  1. [isim] Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş
    • "Kucağımdaki yavrumla yapayalnız kalmıştık." (Sermet Muhtar Alus)
    • "Paris'teki hemşehriler bana büyük bir sevgi ve emniyetle kucaklarını açmışlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [sıfat] Açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan
    • "Her çalışmak isteyene kucak açmışlardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç
    • "Oralar her saldırganlıktan korunmuş Türk kucağı idi." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  4. Ortam, ocak
    • "On yıl var ayrıyım Kına Dağı'ndan / Baba ocağından, yâr kucağından." (Faruk Nafiz Çamlıbel)

MUTLU

  1. [sıfat] Mutluluğa erişmiş olan, ongun, mesut, bahtiyar
    • "Bu yüz neşeli değil, taşkın denecek kadar mutlu idi." (Tarık Buğra)
  2. Mutluluk veren
    • "Mutlu bir olay."

TUĞLU

  1. [sıfat] Tuğu olan

USANÇ

  1. [isim] Usanma duygusu, bıkma, bıkkınlık, melal
    • "Çehremde usanç alametlerinin arttığını sezen kâhya sustu." (Refik Halit Karay)
    • "Efendim, Tanrının günü aynı pilava kaşık sallamaktan usanç getirmişsindir." (Ercüment Ekrem Talu)
    • "Binlerce kahraman, bu yazın usanç veren günlerini de ateşe, ısınmış demire karşı ve kızgın toprak üstünde geçirecekler." (Falih Rıfkı Atay)

FULYA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki ve bu bitkinin zerrin ve nergis adlarıyla da anılan güzel kokulu çiçekleri, zerrin (Narcissus jonquilla)

KOVUŞ

  1. [isim] Kovma işi veya biçimi

KURUN
...
UÇSUZ

  1. [sıfat] Ucu olmayan
    • "Geçen günlerim bana dalgaları sayılmayan uçsuz bir deniz gibi göründü." (Halide Edip Adıvar)

VURAÇ

  1. [isim] Raket

MUMCU

  1. [isim] Mum yapan veya satan kimse
  2. Yeniçeri Ocağında çavuşlardan sonra gelen, yeniçeri ağasına bağlı on iki subaydan her biri
  3. Fitilli tüfek kullanan asker

PUNTO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Matbaacılıkta, bilgisayarda harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad
    • "8 punto. 10 punto."

BUHAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu
    • "Bu bombardımanda ne yeni silahların çelik sesini işittik ne de buharı andıran dumanla karışık şimşeği gözlerimizi kamaştırdı." (Refik Halit Karay)
    • "Sanki buhar olup göğe çekilmişlerdi." (Samiha Ayverdi)

HÜCUM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Saldırma, saldırı, saldırış
    • "Bizdik o hücumun bütün aşkıyla kanatlı / Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Küçük bir çakı ile üzerime hücum etti." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Üşüşme, bir yere toplanma
  3. [ünlem] "İleri" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
  4. Sert eleştiri
    • "Sözleri gazetelerin hücumuna yol açtı."
  5. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, hamle

KOPUZ

  1. [isim] Ozanların çaldığı telli Türk sazı
    • "Oralarda âşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar." (Orhan Seyfi Orhon)

KURUL

  1. [isim] Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble

UYMAZ

  1. [sıfat] Aykırı, başka türlü, mugayir

BARUT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde
    • "Hocamız barut gibi sert bir adam." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

BOKLU

  1. [sıfat] Boku olan
  2. Pis

BUZLU

  1. [sıfat] Buz tutmuş, buz bağlamış olan
    • "Buzlu dere."
  2. Buz içinde tutularak, içine buz katılarak soğutulmuş
    • "Serin bir yerde oturuyor, buzlu şurubunu, buzlu içkisini içiyor." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Buğulanmış gibi olan, saydam olmayan
    • "Kalem odasından buzlu bir camekânla ayrılmış..." (Reşat Nuri Güntekin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü