İçinde u olan 5 harfli 826 kelime var. İçerisinde U harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında u harfi olan kelimeler listesine ya da sonu u harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SUNAK
-
-
[isim]
Tapınaklarda dinî tören eşliğinde üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan taş masa; altar
- "Eşi benzeri olmayan sunak bütün ihtişamıyla karşısındaydı."
-
[isim]
Tapınaklarda dinî tören eşliğinde üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan taş masa; altar
- VURAÇ
-
-
[isim, spor]
Bakınız raket
-
[isim, spor]
Bakınız raket
- MUŞTA
-
Kelime Kökeni: Farsça muşte
-
[isim]
Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası
-
Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak
-
Parmağın biri bükülüp sivriltilerek vurulan yumruk
-
[isim]
Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası
- KOYUN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries)
-
[mecaz]
Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries)
- KULLE
-
-
[isim]
Büyük bağ evi
- "Bağdaki ailelerin bütün çocuklarını kulle dışında bir başka evde toplamışlardı."
-
[isim]
Büyük bağ evi
- ÇOKÇU
-
-
[sıfat, felsefe]
Çokçuluk öğretisini benimseyen; plüralist
- "Çokçu izlenime karşın epeyce yalınlaştırılmış bir sayım bu gene de."
-
[sıfat, felsefe]
Çokçuluk öğretisini benimseyen; plüralist
- OKRUK
-
-
[isim, tarih]
İnsan boğmakta kullanılan yağlı ip
-
[isim, tarih]
İnsan boğmakta kullanılan yağlı ip
- ÇORUM
-
-
[isim]
Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- SUNUM
-
-
[isim]
Sunmak işi
-
Bir bildirinin çeşitli yollarla dinleyenlere aktarılması
-
[ağızlardan]
Lokma, parça
-
[isim]
Sunmak işi
- KURMA
-
-
[isim]
Kurmak işi; ihdas
-
[sıfat]
Bakınız prefabrik
- "Kurma ev."
-
[isim]
Kurmak işi; ihdas
- KUYUM
-
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan yapılmış süs eşyası
- "Altın yüzük yaptırdım, kuyum ustalarına"
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan yapılmış süs eşyası
- UKALA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿuḳalā
-
[sıfat]
Kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse); bilecen
- "Sinirli, ukala, münasebetsiz herifin biridir."
-
[sıfat]
Kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse); bilecen
- RUHEN
-
Kelime Kökeni: Arapça rūḥen
-
[zarf]
Ruh bakımından; ruhça
- "Bir beyin kanamasıyla anımsayamadığım bir zamanda ruhen kopmuştu çocuklarından..."
-
[zarf]
Ruh bakımından; ruhça
- YORTU
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Hz. İsa'nın yaşamını, ölümünü, dirilişini ve azizlerin yaşamlarına yansımış olan erdemlerini anmak üzere kilisenin belirlediği kutsal günler
-
[isim]
Hz. İsa'nın yaşamını, ölümünü, dirilişini ve azizlerin yaşamlarına yansımış olan erdemlerini anmak üzere kilisenin belirlediği kutsal günler
- FULYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca pulia
-
[isim, bitki bilimi]
Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki; soğan çiçeği, zerrin (Narcissus jonquilla)
-
Bu bitkinin güzel kokulu çiçekleri
- "Bir sepetin içinde sümbüller, fulyalar, zerrinler, menekşeler, şebboylar, dalga dalga renkler, damla damla rayihalar sıralanmıştı."
-
[isim, bitki bilimi]
Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki; soğan çiçeği, zerrin (Narcissus jonquilla)
- SURET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣūret
-
[isim]
Dış görünüş
- "İnsan suretinde bir ağaç."
-
Yazı veya resim kopyası
- "Bunun bir suretini almalı."
-
Biçim, yol, tarz
- "Onlar daimî surette güzeli, iyiyi, doğruyu görmemeye mahkûm olmuşlardır."
-
İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü, siret karşıtı
-
[ağızlardan]
Bakınız fotoğraf
-
[eskimiş]
Bakınız yüz (II)
-
[isim]
Dış görünüş
- KURUT
-
-
[isim, ağızlardan]
Kurutulmuş süt ürünü
- "Yoğurt kurutu. Kaymak kurutu."
-
[isim, ağızlardan]
Kurutulmuş süt ürünü
- EKOLU
-
-
[sıfat]
Bakınız yankılı
-
[sıfat]
Bakınız yankılı
- HALUK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalūḳ
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz huylu, iyi ahlaklı
- "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti."
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz huylu, iyi ahlaklı
- SULUK
-
-
[isim]
Öğrencilerin okula su götürdükleri kap; matara
-
Kuş kafeslerinde su konan kap
-
Tavukların su gereksinimlerini karşılamak üzere uzun, yuvarlak, küçük çanak veya damlalıklı biçimlerde değişik malzemeden yapılmış yarı otomatik veya otomatik düzen
-
Büyükbaş hayvanların barındığı yerlerde su içmelerini kolaylaştıran küçük tekne veya havuz
- "Ahırlarda her iki hayvandan birine suluk yapılması gerektiği de vurgulanmış."
-
[spor]
Yarışçıların su, glikozlu su, çay veya meyve suyu koymalarına yarayan kap
-
[tıp]
Küçük çocukların başlarında, yer yer saç dökülmesi ve kabartılarla beliren bir deri hastalığı
-
[isim]
Öğrencilerin okula su götürdükleri kap; matara