İçinde u olan 3 harfli 83 kelime var. İçerisinde U harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında u harfi olan kelimeler listesine ya da sonu u harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇUL
-
Kelime Kökeni: Arapça cull
-
[isim]
Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma
- "Geceleri Ali, bir çula bürünerek yatıyordu."
-
Kıldan veya yünden yapılmış hayvan örtüsü
- "Ata çul örtmek."
-
Tekke mensuplarının büründüğü örtü
-
[teklifsiz konuşmada]
Bakınız giysi
-
[isim]
Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma
- DUY
-
Kelime Kökeni: Fransızca douille
-
[isim]
Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer
-
[isim]
Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer
- SUÇ
-
-
[isim]
Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
-
[hukuk]
Yasalara aykırı davranış; cürüm
- "Casusluk suçundan yakalanıp müebbet hapse mahkûm olmadın mı?"
-
[isim]
Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
- DUŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca douche
-
[isim]
Temizlik veya tedavi amacıyla suyu yüksekten üzerine doğru püskürtme yoluyla yıkanma
- "Soğuk bir duş, sonra da deliksiz bir uyku!"
-
Bu biçimde yıkanmaya yarayan alet
-
[isim]
Temizlik veya tedavi amacıyla suyu yüksekten üzerine doğru püskürtme yoluyla yıkanma
- DUR
-
-
Bakınız durmak (durmak fiilinin emir kipi, ikinci tekil kişi çekimi)
-
Bakınız durmak (durmak fiilinin emir kipi, ikinci tekil kişi çekimi)
- UZA
-
-
[kaba konuşmada]
"defol git, kaybol" anlamlarında kullanılan bir söz
-
[kaba konuşmada]
"defol git, kaybol" anlamlarında kullanılan bir söz
- DUT
-
Kelime Kökeni: Farsça tūt
-
[isim, bitki bilimi]
Dutgillerden, kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç (Morus)
-
Bu ağacın, ak, kara, pembe renkte ekşi veya tatlı, sulu meyvesi
-
[isim, bitki bilimi]
Dutgillerden, kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç (Morus)
- DUL
-
-
[isim]
Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek
- "Bebek'teki evinde bir dul kız kardeşiyle yalnız yaşar."
-
[isim]
Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek
- TUĞ
-
-
[isim]
Bakınız sorguç
-
[tarih]
Padişahların ve vezirlerin başlarına taktıkları başlıkların ön tarafında bulunan tüy veya püskül biçimindeki süs
-
[tarih]
Tepesine altın yaldızlı top geçirilmiş, altında at kuyruğu kıllarının sarktığı bağlanmış bir sırıktan oluşan saltanat, şan ve şöhret alameti
-
[isim]
Bakınız sorguç
- DUN
-
Kelime Kökeni: Arapça dūn
-
[sıfat]
Alçak olan
-
Aşağı olan
-
[sıfat]
Alçak olan
- DUA
-
Kelime Kökeni: Arapça duʿāʾ
-
[isim, din bilimi]
Allah'a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme; alkış
-
Allah'a yalvarmak için söylenen dinî metin
- "Pazartesi, perşembe geceleri yatağında gizli gizli Arapça dua okurdu."
-
Bakınız yakarış
-
[isim, din bilimi]
Allah'a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme; alkış
- UZO
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Yunan rakısı
-
[isim]
Yunan rakısı
- YUH
-
-
[ünlem]
Birine karşı beğenilmeyen veya öfke duyulan bir durumda haykırılan söz; yuha
-
[ünlem]
Birine karşı beğenilmeyen veya öfke duyulan bir durumda haykırılan söz; yuha
- FUL
-
Kelime Kökeni: Arapça fūl
-
[isim, bitki bilimi]
Taşkırangillerden, birçok türü bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği (Jasminum sambac)
-
Küçük taneli bir tür bakla
-
[isim, bitki bilimi]
Taşkırangillerden, birçok türü bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği (Jasminum sambac)
- FUT
-
Kelime Kökeni: İngilizce foot
-
[isim]
Bakınız ayak
-
[isim]
Bakınız ayak
- YUF
-
-
[ünlem]
Kınama, üzüntü, nefret bildiren bir söz
-
[ünlem]
Kınama, üzüntü, nefret bildiren bir söz
- ŞUH
-
Kelime Kökeni: Farsça şūḫ
-
[sıfat]
Neşeli, canlı, kıvrak olan (kadın)
- "O kadar oynak, o kadar şuh, o kadar cana yakın kadındı."
-
[sıfat]
Neşeli, canlı, kıvrak olan (kadın)
- UTV
-
Kelime Kökeni: (İng. utility vehicle sözünden)
-
[isim]
Hafif ve üstünde kafes biçiminde karoseri olan atv
-
[isim]
Hafif ve üstünde kafes biçiminde karoseri olan atv
- RUJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca rouge
-
[isim]
Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde; dudak boyası
- "Yanaklara, dudaklara, gül renkli ruj sürülmüş ama belli belirsiz."
-
[isim]
Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde; dudak boyası
- RUH
-
Kelime Kökeni: Arapça rūḥ
-
[isim]
Bakınız can
-
[din bilimi]
Allah tarafından insan bedenine üflenen, ölümden sonra da varlığı devam eden ve mahiyeti tam olarak bilinemeyen ilahi ve manevi cevher; tin (I)
-
En önemli nokta
- "Lakin oyunun ruhunu anlamak mümkün değil."
-
[mecaz]
Bakınız duygu
- "Nesri gibi güzel bir ruhu olan Falih Rıfkı, Türk gazeteciliğini bir vatan hizmeti telakki etmiş ve kutsi bir vazife gibi ifa ediyor."
-
[mecaz]
Bakınız karakter
-
[mecaz]
Göze çarpan en belirgin nitelik
-
[kimya]
Bakınız esans
- "Bazısı ruh koklatır, bazısı alnına sirke sürer, bazısı kollarını, bileklerini ovuşturur."
-
[felsefe]
Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü
-
[isim]
Bakınız can