İçinde tüy olan 19 kelime var. İçerisinde TÜY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tüy olan kelimeler listesine ya da sonu tüy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

TÜYLENDİRMEK

11 Harfli Kelimeler

TÜYDÜRÜLMEK, TÜYLENDİRME

10 Harfli Kelimeler

TÜYDÜRÜLME

9 Harfli Kelimeler

TÜYDÜRMEK, TÜYLENMEK, TÜYSÜZLÜK

8 Harfli Kelimeler

DEVETÜYÜ, TÜYDÜRME, TÜYLENME

6 Harfli Kelimeler

TÜYCÜK, TÜYMEK, TÜYSÜZ, TÜYTOP

5 Harfli Kelimeler

TÜYLÜ, TÜYME, TÜYSÜ

4 Harfli Kelimeler

TÜYO

3 Harfli Kelimeler

TÜY

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TÜYLENDİRMEK

  1. [-i] Tüylenmesine yol açmak
    • "Kumaşı iğnenin ucuyla hafif tüylendirdi. Makasın ucuyla aldı tüyleri." (Ayhan Bozfırat)
  2. Bir kumaşa kadifemsi bir görünüş kazandırmak, dokununca kürkümsü bir his vermesini sağlamak amacıyla yüzeyini tüylü duruma getirmek
TÜYDÜRÜLMEK

  1. [nesnesiz] Kaçması sağlanmak
TÜYLENDİRME

  1. [isim] Tüylendirmek işi
TÜYDÜRÜLME

  1. [isim] Tüydürülmek işi
TÜYLENMEK

  1. [nesnesiz] Hayvanlarda tüy bitmek
    • "Yüzüncü gün kuzu anasının karnında tüylenir, elli gün sonra da doğmuş olur." (Metin And)
  2. Yüzde sakal ve bıyık çıkmak
    • "Sonra, nasırlaşmış, iş yapmaktan yer yer açılmış parmaklarını, oğlunun yeni yeni tüylenen yüzünde incitmeden gezdirmeye çalıştı." (Tomris Uyar)
  3. Kumaş üzerinde tüy oluşmak
  4. Meyve veya yaprak üzerinde tüy oluşmak
  5. [teklifsiz konuşmada] Para sahibi olmak
    • "Sadece kararlar, emirler, denetim ve yönetim işlerini yaptırır, biraz tüylenince de bütün bu işleri de başkalarına bırakarak yazıhanesinde bekler durur." (İsmail Türk)
TÜYDÜRMEK

  1. [-i, argo] Bakınız çalmak
  2. Uzaklaştırmak, kaçmasını sağlamak
TÜYSÜZLÜK

  1. [isim] Tüysüz olma durumu
    • "Oysa bu yüzün tüysüzlüğü eskiden bana batmazdı." (Salâh Birsel)
TÜYLENME

  1. [isim] Tüylenmek işi
DEVETÜYÜ

  1. [isim] Bakınız açık kahverengi
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Sırtına yeni aldığı devetüyü uzun ropdöşambırını geçirdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TÜYDÜRME

  1. [isim] Tüydürmek işi
  2. [ağızlardan] Anadolu’da bazı yörelerde oynanan bir tür hareketli oyun
TÜYMEK

  1. [nesnesiz, argo] Bakınız sıvışmak
    • "Bir bahane icadıyla şuradan beş on gün için tüyemez miyiz?" (Ercüment Ekrem Talu)
TÜYTOP

  1. [isim, spor] Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun
TÜYSÜZ

  1. [sıfat] Tüyü olmayan
    • "Tüysüz kollarında bir adale hareketi görülüyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Henüz bıyığı, sakalı çıkmamış
    • "...ama üç buçuk tüysüzün yarattığı şu dalgaya benzer nelerle karşılaşmadık ki biz." (Şükran Kurdakul)
  3. [mecaz] Gençlik sebebiyle tecrübesiz olan
TÜYCÜK

  1. [isim] Küçük tüy, ince kıl
    • "Karanlık gecenin ışıkları gibi, yıldızcık, pamukçuk, tüycük dans ediyordu." (Öner Yağcı)
TÜYME

  1. [isim] Tüymek işi
TÜYSÜ

  1. [sıfat] Tüye benzeyen
    • "Göğün donuk mavisiyle insanda üfleme arzusu uyandıran tüysü bulutlar, sıcak geçecek günün habercisiydi." (Tuna Kiremitçi)
TÜYLÜ

  1. [sıfat] Tüyü olan
  2. [isim] Uzun tüyleri olan kilim
TÜYO

Kelime Kökeni: Fransızca tuyau

  1. [isim] Herhangi bir konuda verilen gizli bilgi
    • "Ankara’dan alındığını tahmin ettiğimiz bu tüyolar ne kadar saçma sapan olursa olsun, onu heyecanlandırıyordu." (Yusuf Goz)
  2. Sınavda başkasından yardım görme veya bir kaynaktan yararlanma, kopya
  3. [spor] Yarış öncesinde belirlenen veya tahmin edilen yarışmacı hakkında verilen gizli bilgi
    • "Coğrafya hocanız memleketteki kaçakçılardan kahve geldiğini düşünürse at yarışı merakını paylaştığınız insanlar da memleketten tüyo geldiğini düşünürdü, doğal olarak." (Behçet Çelik)
TÜY

  1. [isim] İnsan ve hayvan derisi üzerinde bulunan ince, kısa, yumuşak ve sık uzantılar
    • "İnce güzel kaşlarının ortasında iki tüyü her zamanki gibi tersine dönmüş." (Halide Edip Adıvar)
  2. Kuşların gövdesini örten ince ve tel gibi uzantıların her biri veya tamamı
  3. Bazı bitki ve meyvelerle bazı dokumalar üzerinde görülen ince, kısa, yumuşak ve sık uzantılar
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü