İçinde tüp olan 15 kelime var. İçerisinde TÜP bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tüp olan kelimeler listesine ya da sonu tüp ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KÜTÜPHANECİLİK
HAFIZIKÜTÜP, KÜTÜPHANECİ, ÜSTÜPÜLEMEK
ÜSTÜPÜLEME
KÜTÜPHANE
TERETTÜP, TÜPÇÜLÜK, TÜPLEMEK
TÜPLEME
TÜPLÜK, ÜSTÜPÜ
TÜPÇÜ, TÜPLÜ
TÜP
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KÜTÜPHANECİLİK
-
-
[isim]
Kitaplık görevlisinin işi; bibliyotekçilik
-
Kitap sayısını çoğaltmanın, kataloglayıp sınıflandırmanın ve okuyucuları kitaptan yararlandırmanın yollarını, kurallarını belirten bilim dalı; kitaplık bilimi
-
[isim]
Kitaplık görevlisinin işi; bibliyotekçilik
- ÜSTÜPÜLEMEK
-
-
[-i]
Üstüpü ile silmek veya temizlemek
-
[-i]
Üstüpü ile silmek veya temizlemek
- HAFIZIKÜTÜP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥāfiẓ + kutub
-
[isim, eskimiş]
Kütüphane memuru
- "Bu hapishane, İvaz Efendi Camisi’ne bitişik, Yıldız’da eskiden hafızıkütüp olup bugün Bahariye’de ambar memuru olarak çalışan Haydar Efendi’nin evinin bahçesi altındadır."
-
[isim, eskimiş]
Kütüphane memuru
- KÜTÜPHANECİ
-
-
[isim]
Kütüphanede görevli kimse; bibliyotekçi
-
Kütüphanelerde işlerin yürütülmesini sağlayan, kütüphanecilik öğrenimi görmüş kimse; kitaplık bilimci, bibliyotekçi
-
[isim]
Kütüphanede görevli kimse; bibliyotekçi
- ÜSTÜPÜLEME
-
-
[isim]
Üstüpülemek işi
-
[isim]
Üstüpülemek işi
- KÜTÜPHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça kutub + Farsça ḫāne
-
[isim]
Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak vb. her türlü kayıtlı bilgi kaynağını toplayan, düzenleyen ve bilgi gereksinimi olan kullanıcının etkin biçimde hizmetine sunan kuruluş; kitaplık, bibliyotek
- "Kütüphane çalışması sırasında aldığım notlar, romanda kullandıklarımın bir katından çoktu."
-
[eskimiş]
Bakınız kitaplık
-
[eskimiş]
Kitap satılan dükkân; kitabevi
-
[isim]
Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak vb. her türlü kayıtlı bilgi kaynağını toplayan, düzenleyen ve bilgi gereksinimi olan kullanıcının etkin biçimde hizmetine sunan kuruluş; kitaplık, bibliyotek
- TÜPÇÜLÜK
-
-
[isim]
Tüpçünün işi
-
[isim]
Tüpçünün işi
- TERETTÜP
-
Kelime Kökeni: Arapça terettub
-
[isim, eskimiş]
Gerekme, icap etme
-
İş vb. için gerekme, ait olma
-
[isim, eskimiş]
Gerekme, icap etme
- TÜPLEMEK
-
-
[-i]
Tüpe doldurmak
-
Tüp içine dikmek
-
[-i]
Tüpe doldurmak
- TÜPLEME
-
-
[isim]
Tüplemek işi
-
[isim]
Tüplemek işi
- TÜPLÜK
-
-
[isim]
Laboratuvarlarda cam tüpleri koymaya yarayan tahta veya metal tabla
- "Küçük tüpü tahta tüplüğe koydu ve şişenin plastik mantarını kapatıp yerine kaldırdı."
-
[isim]
Laboratuvarlarda cam tüpleri koymaya yarayan tahta veya metal tabla
- ÜSTÜPÜ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan genellikle yoluntu ve artık pamuk ipliği veya didilmiş kenevir
- "Usta, ellerinin yağını üstüpüye silerken soruyor."
-
[isim]
Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan genellikle yoluntu ve artık pamuk ipliği veya didilmiş kenevir
- TÜPÇÜ
-
-
[isim]
Tüp gaz satan veya dağıtan kimse
- "Tüpçüye gidiyorsun, tüp yok diyor, oysa deposunda var, sadece bildiği insanlara veriyor."
-
[isim]
Tüp gaz satan veya dağıtan kimse
- TÜPLÜ
-
-
[sıfat]
Tüpü olan
-
Tüple çalışan
- "Kış aylarında elektrik kesintileri sık sık olduğunda dükkân ve ev sahipleri tüplü lüks lambalarını, olmayanlar gaz lambası ve mum kullanırdı."
-
Tüp içinde yetiştirilen
- "Hep kuşkularla yaşamıştır Sermin; bir yere gelin gitmek ne demek, tüplü fidan gibi, kılıf hoyratça sıyrılıp atıldığında kolay mı uyum sağlamak o kaba, sert, haşin toprağa?"
-
Sıvılaştırılmış petrol gazı tankı bulunan (araç)
- "Ömer’in dedesi hesaplı olsun diye patpatını tüplü yaptırmış."
-
[sıfat]
Tüpü olan
- TÜP
-
Kelime Kökeni: Fransızca tube
-
[isim]
Laboratuvarlarda türlü işlerde kullanılan, bir ucu kapalı cam boru
- "Ayşe bütün gün laboratuvarda tüp yıkıyor, alet sterilize ediyor."
-
İçine krem, diş macunu, ilaç vb. maddeler konulan, bir ucu burgu kapaklı, plastik veya metal boru; tulum
- "Tüpte kalan iki üç taneyi de yol ihtiyatı olarak zorla kendisine kabul ettirdim."
-
Akışkan maddelerin konulduğu, genellikle silindir biçiminde, içi boş, ağzı özel tapalı kap
- "Elden düşme tek kişilik bir divan, küçük bir elbise dolabı ile bir küçük tüp almıştı."
-
[anatomi]
Bakınız fallop tüpü
-
Bitkilerin tohum veya fide olarak içerisine dikildikleri plastik vb. toprak dolu kap
-
Çok sayıda ampulün bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş, televizyonda ekran görüntüsü sağlayan cihaz
-
[isim]
Laboratuvarlarda türlü işlerde kullanılan, bir ucu kapalı cam boru