İçinde tün olan 10 harfli 17 kelime var. İçerisinde TÜN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tün olan kelimeler listesine ya da sonu tün ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N T Ü

3 Harfli Kelimeler

TÜN

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÜTÜNLEYİŞ

  1. [isim] Bütünlemek işi; tümleyiş
BÜTÜNLEYEN

  1. [sıfat] Bütün durumuna getiren; bütünleyici, tümleyici
    • "Bu beş bölüm, benim yaşamımı bütünleyen düşüncelerim ve duygularım." (Aziz Nesin)
SÜRTÜNMELİ

  1. [zarf] Sürtünerek
  2. [sıfat] Sürtünme yoluyla olan
    • "Kayalardan aşağı kütük yuvarlar gibi sürtünmeli bir sesle konuşuyor." (Fakir Baykurt)
BÜTÜNLEMEK

  1. [-i] Eksiksiz duruma getirmek; tamamlamak, tümlemek, ikmal etmek
    • "Her şeyini tamamladı, bütünledi böyle." (Fakir Baykurt)
  2. Ufak, bozuk paraları büyük para durumuna getirmek
BÜTÜNCÜLÜK

  1. [isim, felsefe] Bir bütünün parçalarının toplamından daha fazlasını ifade ettiğini düşünen, bir dizgenin açıklanmasında bütüne parçalarından daha büyük önem yükleyen, parçalarına karşı bütünün önceliğini vurgulayan her türden öğreti; holizm
ÜSTÜNLEŞME

  1. [isim] Üstünleşmek durumu
BÜTÜNLEŞME

  1. [isim] Bütünleşmek işi; entegrasyon
OPORTÜNİST

Kelime Kökeni: Fransızca opportuniste

  1. [isim] Bakınız fırsatçı
BÜTÜNLENME

  1. [isim] Bütünlenmek işi; tümlenme
OPORTÜNİZM

Kelime Kökeni: Fransızca opportunisme

  1. [isim] Bakınız fırsatçılık
BÜTÜNLÜKLÜ

  1. [sıfat] Derli toplu, kapsayıcı olan
    • "Bu durum da resmî istatistiklerin bütünlüklü bir yapıya sahip olmadığının net bir göstergesi niteliğindedir." (Mevlüt Tatlıyer)
  2. Çok yönlü, donanımlı olan
    • "Bütünlüklü sanatkâr adlandırmasıyla anabileceğim insanlar hem muhayyileye hem gerçek olana dair derinlikli ve sahici bir faaliyet ortaya koyar." (İbrahim Tüzer)
ÜSTÜNSEMEK

  1. [-i] Üstün, iyi, yeğlenir olduğuna inanmak
    • "Belki de loşluğu üstünseyen Zeyno mumu yakmış, yorganın üstünde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı." (Halide Edip Adıvar)
BÜTÜNLENİŞ

  1. [isim] Bütünlenmek işi; tümleniş
    • "Üstelik her türün kendi yapısına özgü duyuş, seçiş, kuruluş, işleniş, bütünleniş vb. özellikleri de sanatsal bir ayrımlaşmayı haklı kılar." (Eser Gürson)
BÜTÜNLETME

  1. [isim] Bütünletmek işi; tümletme
BÜTÜNLEŞİK

  1. [sıfat] Birbiriyle bağlantılı duruma getiren; tümleşik
TÜNEKLEMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız tünemek
    • "İmralı’da bulunan karaağaçların dallarındaki tünekleyen on binlerce kuş yağmurun şiddetinden dolayı yerlerinden fırlayıp havaya süzülmüşler ve etrafı büsbütün karartmışlardı." (Turhan Dilligil)
TÜTÜNCÜLÜK

  1. [isim] Tütün yetiştirme veya satma işi
    • "Ben tütüncülük üzerinde ihtisas yapmıştım." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü