İçinde ti olan 8 harfli 399 kelime var. İçerisinde Tİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ti olan kelimeler listesine ya da sonu ti ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ti Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İT, Tİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARTİSİZ
-
-
[sıfat]
Partisi olmayan
-
[sıfat]
Partisi olmayan
- İSTİHSAL
-
Kelime Kökeni: Arapça istiḥṣāl
-
[isim, eskimiş]
Elde etme
-
Bakınız üretim
- "Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir."
-
[isim, eskimiş]
Elde etme
- KROMATİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca chromatite
-
[isim, biyoloji]
Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri
-
[isim, biyoloji]
Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri
- AKUZATİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca accusatif
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız belirtme durumu
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız belirtme durumu
- RUTİNLİK
-
-
[isim]
Rutin olma durumu
-
[isim]
Rutin olma durumu
- İHTİYARİ
-
Kelime Kökeni: Arapça iḫtiyārī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız seçimlik
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız seçimlik
- PARTİSİP
-
Kelime Kökeni: Fransızca participe
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız sıfat-fiil
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız sıfat-fiil
- YETİŞMEK
-
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti."
-
Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
- "Bu giysi yarına yetişmeli."
-
Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
- "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi."
-
Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
- "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."
-
Değmek, uzanıp dokunabilmek
- "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."
-
Vakit bulmak, yapabilmek
- "Ben bu kadar işe yetişemem."
-
[nesnesiz]
Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
- "Bu kadar nezaket ve iltifat yetişmez miydi?"
-
Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
- "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."
-
Gelişip büyümek
- "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."
-
[-de]
Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
- "Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı."
-
İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
-
Yardım etmek, yardımına koşmak
- "Tam o sırada talih imdadıma yetişti."
-
[mecaz]
Ortaya çıkmak
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- GETİRTİŞ
-
-
[isim]
Getirtmek işi
-
[isim]
Getirtmek işi
- LATİFLİK
-
-
[isim]
Latif olma durumu
- "Gölün latifliğini üstündeki yüksek ve çıplak dağ bozuyor."
-
[isim]
Latif olma durumu
- TİKSİNTİ
-
-
[isim]
Tiksinme işi, tiksinme; ikrahlık
- "Halktan insanlara duyduğu tiksintiyi bu hastalığına bağlamak gerekir."
-
[isim]
Tiksinme işi, tiksinme; ikrahlık
- İTİLAFÇI
-
-
[isim]
Anlaşma, uyuşma yanlısı olan kimse
-
Meşrutiyet Dönemi'nde Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse
- "Eski hocaların itilafçılarla birleşmek üzere olduğunu söyleyerek adamcağızı telaşa düşürmüşler."
-
[isim]
Anlaşma, uyuşma yanlısı olan kimse
- JARTİYER
-
Kelime Kökeni: Fransızca jarretière
-
[isim]
Çorapları dizin altında veya üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ
-
[isim]
Çorapları dizin altında veya üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ
- LATİFECİ
-
-
[sıfat]
Bakınız şakacı
- "Acaba küçük hanım, latifeci bir adam diye işittiği için benimle böyle, zarifane bir şaka mı ediyordu?"
-
[sıfat]
Bakınız şakacı
- POLİTİZE
-
Kelime Kökeni: Fransızca politisé
-
[sıfat]
"Politikaya bulaştırmak" anlamındaki politize etmek, "politikaya bulaşmak" anlamındaki politize olmak birleşik fiilinde geçen bir söz
-
[sıfat]
"Politikaya bulaştırmak" anlamındaki politize etmek, "politikaya bulaşmak" anlamındaki politize olmak birleşik fiilinde geçen bir söz
- POLİTİKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca politica
-
[isim]
Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü; siyaset, siyasa
- "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."
-
Davranış biçimi, düşünce yapısı
- "Bir mirasyedi politikasıyla, birikmiş altını, el sürülmedik kaynaklarını har vurup harman savurdular."
-
[mecaz]
Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme
- "Bana karşı kullandığı tehdit ve şantaj politikası güverte halkınca malumdu."
-
[isim]
Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü; siyaset, siyasa
- YETİŞKİN
-
-
[sıfat]
Yetişmiş, olgunlaşmış
-
Evlenme çağına gelmiş (kimse)
-
[ruh bilimi]
Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)
-
[ruh bilimi]
Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan
-
[isim]
Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç
-
[sıfat]
Yetişmiş, olgunlaşmış
- ÇİTİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çitme işine konu olmak
- "En başta Demircioğlu, arkasından Darı Değmez, velhasıl birbirine zincirle çitilmiş."
-
[nesnesiz]
Çitme işine konu olmak
- BALIKETİ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız balıketinde
- "Şehrin bahar güneşiyle hafif hafif ılındığı bir vakitte, deniz kıyısı bir semtte, balıketi, güzelce bir genç kız, ekmek almak için evden dışarı çıktı."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız balıketinde
- İFTİRACI
-
-
[sıfat]
Bakınız karalamacı
- "Kopya yapmakta olanları öğretmene hissettiren, iftiracı, ustaca çamur atan bir oğlandı."
-
[sıfat]
Bakınız karalamacı