İçinde ti olan 8 harfli 399 kelime var. İçerisinde Tİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ti olan kelimeler listesine ya da sonu ti ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ti Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

T İ

2 Harfli Kelimeler

İT, Tİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PARTİSİZ

  1. [sıfat] Partisi olmayan
İSTİHSAL

Kelime Kökeni: Arapça istiḥṣāl

  1. [isim, eskimiş] Elde etme
  2. Bakınız üretim
    • "Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir." (Yahya Kemal Beyatlı)
KROMATİT

Kelime Kökeni: Fransızca chromatite

  1. [isim, biyoloji] Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri
AKUZATİF

Kelime Kökeni: Fransızca accusatif

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız belirtme durumu
RUTİNLİK

  1. [isim] Rutin olma durumu
İHTİYARİ

Kelime Kökeni: Arapça iḫtiyārī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız seçimlik
PARTİSİP

Kelime Kökeni: Fransızca participe

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız sıfat-fiil
YETİŞMEK

  1. [-e] Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
    • "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti." (Ömer Seyfettin)
  2. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
    • "Bu giysi yarına yetişmeli."
  3. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
    • "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
    • "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Değmek, uzanıp dokunabilmek
    • "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."
  6. Vakit bulmak, yapabilmek
    • "Ben bu kadar işe yetişemem."
  7. [nesnesiz] Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
    • "Bu kadar nezaket ve iltifat yetişmez miydi?" (Orhan Seyfi Orhon)
  8. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
    • "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm." (Peyami Safa)
  9. Gelişip büyümek
    • "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [-de] Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
    • "Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı." (Orhan Veli Kanık)
  11. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
  12. Yardım etmek, yardımına koşmak
    • "Tam o sırada talih imdadıma yetişti." (Refik Halit Karay)
  13. [mecaz] Ortaya çıkmak
GETİRTİŞ

  1. [isim] Getirtmek işi
LATİFLİK

  1. [isim] Latif olma durumu
    • "Gölün latifliğini üstündeki yüksek ve çıplak dağ bozuyor." (Ömer Seyfettin)
TİKSİNTİ

  1. [isim] Tiksinme işi, tiksinme; ikrahlık
    • "Halktan insanlara duyduğu tiksintiyi bu hastalığına bağlamak gerekir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
İTİLAFÇI

  1. [isim] Anlaşma, uyuşma yanlısı olan kimse
  2. Meşrutiyet Dönemi'nde Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse
    • "Eski hocaların itilafçılarla birleşmek üzere olduğunu söyleyerek adamcağızı telaşa düşürmüşler." (Reşat Nuri Güntekin)
JARTİYER

Kelime Kökeni: Fransızca jarretière

  1. [isim] Çorapları dizin altında veya üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ
LATİFECİ

  1. [sıfat] Bakınız şakacı
    • "Acaba küçük hanım, latifeci bir adam diye işittiği için benimle böyle, zarifane bir şaka mı ediyordu?" (Refik Halit Karay)
POLİTİZE

Kelime Kökeni: Fransızca politisé

  1. [sıfat] "Politikaya bulaştırmak" anlamındaki politize etmek, "politikaya bulaşmak" anlamındaki politize olmak birleşik fiilinde geçen bir söz
POLİTİKA

Kelime Kökeni: İtalyanca politica

  1. [isim] Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü; siyaset, siyasa
    • "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır." (Anayasa)
  2. Davranış biçimi, düşünce yapısı
    • "Bir mirasyedi politikasıyla, birikmiş altını, el sürülmedik kaynaklarını har vurup harman savurdular." (Necati Cumalı)
  3. [mecaz] Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme
    • "Bana karşı kullandığı tehdit ve şantaj politikası güverte halkınca malumdu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
YETİŞKİN

  1. [sıfat] Yetişmiş, olgunlaşmış
  2. Evlenme çağına gelmiş (kimse)
  3. [ruh bilimi] Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)
  4. [ruh bilimi] Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan
  5. [isim] Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç
ÇİTİLMEK

  1. [nesnesiz] Çitme işine konu olmak
    • "En başta Demircioğlu, arkasından Darı Değmez, velhasıl birbirine zincirle çitilmiş." (Hüseyin Bayaz)
BALIKETİ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız balıketinde
    • "Şehrin bahar güneşiyle hafif hafif ılındığı bir vakitte, deniz kıyısı bir semtte, balıketi, güzelce bir genç kız, ekmek almak için evden dışarı çıktı." (İrem Uşar)
İFTİRACI

  1. [sıfat] Bakınız karalamacı
    • "Kopya yapmakta olanları öğretmene hissettiren, iftiracı, ustaca çamur atan bir oğlandı." (Tarık Buğra)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü