İçinde ti olan 7 harfli 364 kelime var. İçerisinde Tİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ti olan kelimeler listesine ya da sonu ti ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ti Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İT, Tİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İPTİZAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ibtiẕāl
-
[isim, eskimiş]
Bayağılaşma, ayağa düşme
-
Bir şeyi sürekli olarak kullanma
-
[isim, eskimiş]
Bayağılaşma, ayağa düşme
- YİYİNTİ
-
-
[isim]
Yeme içme
- "Esnaf ve tecimenlerin konak ve yalılarında da yiyinti işleri her türlü sınırı aşar."
-
Yiyecek, yenilecek, atıştırılacak şey
- "Kalktı, yiyinti torbaları arasından un torbasını buldu."
-
[isim]
Yeme içme
- EGOTİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca égotisme
-
[isim, felsefe]
Bakınız benlikçilik
-
[isim, felsefe]
Bakınız benlikçilik
- ÇİPİLTİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Yağmur serpintisi
-
[isim, ağızlardan]
Yağmur serpintisi
- ANTİKOR
-
Kelime Kökeni: Fransızca anticorps
-
[isim, biyoloji]
Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini
-
[isim, biyoloji]
Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini
- PATİSKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca batista
-
[isim]
Genellikle pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez
- "Kenarları gençliğinde işlediği enli dantellerle çevrili patiska örtülü minderlerde oturuyordu."
-
[sıfat]
Bu bezden yapılmış
- "Bu patiska döşemeleri beraber ütüleyecektik."
-
[isim]
Genellikle pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez
- İLTİMAS
-
Kelime Kökeni: Arapça iltimās
-
[isim]
Bakınız kayırma
- "Onun için buraya kabul edilişimde bir iltimas seziyordum, buysa beni yerin dibine geçiriyordu."
-
[mecaz]
Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma
- "Şimdi bir de tavsiyeden iltimastan bahsediyorlar."
-
[isim]
Bakınız kayırma
- İŞTİGAL
-
Kelime Kökeni: Arapça iştiġāl
-
[isim, eskimiş]
Uğraşma, ilgilenme, meşgul olma
-
[isim, eskimiş]
Uğraşma, ilgilenme, meşgul olma
- GİRİNTİ
-
-
[isim]
Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm
- "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."
-
[isim]
Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm
- İRTİFAK
-
Kelime Kökeni: Arapça irtifāḳ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dayanma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dayanma
- İHTİZAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ihtizāz
- İSTİKRA
-
Kelime Kökeni: Arapça istiḳrāʾ
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız tümevarım
-
[isim, eskimiş, felsefe]
Bakınız tümevarım
- BAPTİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca baptiste
-
[isim]
Protestan mezhebine bağlı kimse
-
[isim]
Protestan mezhebine bağlı kimse
- İRTİBAT
-
Kelime Kökeni: Arapça irtibāṭ
-
[isim]
Bakınız bağlantı
- "Adanın içlerine ilerleyen öncülerle irtibat kesiliyor."
-
[isim]
Bakınız bağlantı
- İHTİSAR
-
Kelime Kökeni: Arapça iḫtiṣār
-
[isim, eskimiş]
Sözü kısa kesme, kısaltma
-
Bir metinden gereksiz ayrıntıları çıkarma
-
[isim, eskimiş]
Sözü kısa kesme, kısaltma
- İTİŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini itmek
-
Birbirini iterek şakalaşmak
-
[mecaz]
Bakınız çekişmek
- "Bana yardımcı olmaya çalışan bu adamla itişmekten vazgeçiyorum."
-
[nesnesiz, -le]
Birbirini itmek
- İHTİSAS
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥtisās
-
[isim, eskimiş]
Bakınız duygu
-
Bakınız duygulanma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız duygu
- İHTİYAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥtiyāc
-
[isim]
Bakınız gereksinim
- "Ama unutmayalım ki tecessüslerimize yön veren ihtiyaçlarımızdır."
-
Güçlü istek
- "Şefkatten ölecek derecede hisli, içli bir hâlde bağrıma basmak ihtiyacında idim."
-
Yoksulluk, yokluk
- "İhtiyaç adamcağızın belini büktü."
-
[isim]
Bakınız gereksinim
- DEĞİNTİ
-
-
[isim]
Bakınız dokunma (I)
-
[isim]
Bakınız dokunma (I)
- JELATİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca gélatine
-
[isim]
Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde
-
Ambalaj için kullanılan ince, parlak bir madde
- "Geri dönüp yediği bonbonların jelatinlerini topladı."
-
[isim]
Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde