İçinde tat olan 5 harfli 8 kelime var. İçerisinde TAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tat olan kelimeler listesine ya da sonu tat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T T

3 Harfli Kelimeler

TAT

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TATAR

  1. [isim] Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nde ve Kırım’da yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
TATMA

  1. [isim] Tatmak işi
    • "O zaman Türkiye, dünya önündeki cakayla fiyakanın bir gıdım da olsa tadını tatmaya başlayacaktır." (Çetin Altan)
ASTAT

Kelime Kökeni: Fransızca astate

  1. [isim, kimya] Atom numarası 85 olan, bizmutun alfa ışınlarıyla bombardımanı sonucu elde edilen yapay element; astatin (simgesi At)
MUTAT

Kelime Kökeni: Arapça muʿtād

  1. [sıfat] Bakınız alışılmış
    • "Halk onu okuyor ve seviyor, polis ve mürteci çevreler ise ona kin besliyor ve mutat vasıtalarla tasfiye etmeye çalışıyorlardı." (Nâzım Hikmet)
TATİL

Kelime Kökeni: Arapça taʿṭīl

  1. [isim] Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre; dinlence
    • "Gel gelelim berberlere karşı haksızlığımız şu hafta tatili işinde bile kendini gösteriyor." (Nâzım Hikmet)
  2. Okul, meclis, adliye vb. kuruluşların çalışmasını durdurduğu veya kapalı bulunduğu dönem
    • "Yakında dönmesi lazım. Sömestir tatili sona eriyor." (Ahmet Ümit)
  3. Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre
    • "Beni tatili geçirmek üzere evlerine davet ettiler." (Sait Faik Abasıyanık)
TATLI

  1. [sıfat] Şeker tadında olan
    • "Tatlı elma. Tatlı nar."
  2. Acı olmayan, acı karşıtı
    • "Tatlı salatalık. Tatlı su."
  3. [isim] Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek
    • "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."
  4. [mecaz] İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren
    • "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. [mecaz] Sevimli, hoş olan
    • "Görüp de sevmemek ne mümkün seni / Güzelsin, incesin, tatlısın, şensin" (Orhan Seyfi Orhon)
  6. [zarf, mecaz] Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla
    • "Anlattıklarını çok çocukça, çok tatlı anlatıyor." (Memduh Şevket Esendal)
STATÜ

Kelime Kökeni: Fransızca statut

  1. [isim] Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu
  2. Kadro bakımından bağlı olduğu durum; pozisyon
    • "Kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ... siyasi partilere üye olamazlar." (Anayasa)
  3. Bakınız tüzük
  4. Bakınız heykel
    • "Köyün evlerinin toprağından yapılmış, canlı, ilkel bir statü düşündüm." (Halide Edip Adıvar)
ÜSTAT

Kelime Kökeni: Farsça ustād

  1. [isim] Bilim veya sanat alanlarından herhangi birinde üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse
    • "Bir de baktık üstat muzip muzip o beyti ezberden okuyor." (Ahmet Kabaklı)
  2. [ünlem, teklifsiz konuşmada] Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
    • "Üstat! Nasılsınız?"
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü