İçinde taht olan 17 kelime var. İçerisinde TAHT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında taht olan kelimeler listesine ya da sonu taht ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

TAHTAKURULARI

12 Harfli Kelimeler

TAHTEREVALLİ

11 Harfli Kelimeler

TAHTAKURUSU, TAHTALAŞMAK, TAHTELBAHİR

10 Harfli Kelimeler

TAHTACILIK, TAHTALAŞMA, TAHTALIKÖY, TAHTEŞŞUUR, TAHTIREVAN

8 Harfli Kelimeler

PAYİTAHT, PEŞTAHTA, TAHTABOŞ

7 Harfli Kelimeler

TAHTACI, TAHTALI

5 Harfli Kelimeler

TAHTA

4 Harfli Kelimeler

TAHT

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Taht Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H T T

4 Harfli Kelimeler

TAHT

3 Harfli Kelimeler

HAT, TAT

2 Harfli Kelimeler

AH, AT, HA, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAHTAKURULARI

  1. [isim, hayvan bilimi] Yarım kanatlılardan, pis kokulu, kan emici böcekler topluluğu
TAHTEREVALLİ

  1. [isim] İki ucuna birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta veya metal araç; çöğüncek
    • "Küçükken tahterevalliye binmişsinizdir." (Nâzım Hikmet)
TAHTELBAHİR

Kelime Kökeni: Arapça taḥt + baḥr

  1. [isim, eskimiş, askerlik] Bakınız denizaltı
    • "İnsanlar kuşları taklit etmişler, tayyareyi yapmışlar. Balıkları taklit etmişler, tahtelbahirleri yapmışlar." (Nâzım Hikmet)
TAHTALAŞMAK

  1. [nesnesiz] Tahta durumuna gelmek
TAHTAKURUSU

Kelime Kökeni: Farsça taḫte + Rumca

  1. [isim, hayvan bilimi] Yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyen, kan emerek beslenen, pis kokulu böcek; tahta biti (Cimex lectularius)
    • "Tahtakurusu yüzünden çok defa kompartımanlarda uyunmazdı." (Falih Rıfkı Atay)
TAHTALIKÖY

  1. [isim, argo] Bakınız mezarlık
    • "Yanarsa yanar, bundan ötesi tahtalıköy değil mi? Ne yapacaklar, oraya mı gönderecekler?" (Zekeriya Temizel)
TAHTEŞŞUUR

Kelime Kökeni: Arapça taḥte'ş-şuʿūr

  1. [isim, eskimiş, ruh bilimi] Bakınız bilinçaltı
    • "Şiir, bizim tahteşşuurumuzdan şuurumuz vasıtasıyla çıkarıp ortaya koyduğumuz, birçok süzgeçlerden geçmiş, süzülmüş bir şeydir." (Asaf Halet Çelebi)
TAHTALAŞMA

  1. [isim] Tahtalaşmak işi
TAHTIREVAN

Kelime Kökeni: Farsça taḫt + revān

  1. [isim] Omuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen, üstü örtülü, yanda pencereleri bulunan, ufak bir oda biçiminde insan taşınan tekerleksiz araç
TAHTACILIK

  1. [isim] Tahtacı olma durumu
PEŞTAHTA

Kelime Kökeni: Farsça pīş + taḫte

  1. [isim, eskimiş] İş masası gibi kullanılan çekmece
  2. Sarrafların üzerinde para saydıkları tahta
PAYİTAHT

Kelime Kökeni: Farsça pāy + taḫt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız başkent
    • "Ertesi gün Konya ovalarından payitahta, uzaklardaki İstanbul'un yüksek mavi gölgesine doğru süratle geçiyorduk." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
TAHTABOŞ

Kelime Kökeni: Farsça taḫtepūş

  1. [isim] Evlerin damlarında çamaşır sermeye veya yaz gecelerinde oturmaya yarayan, zemini tahta, üzeri genellikle çinko döşeli teras
    • "Gençler ve çocuklar, birbirinin peşi sıra konağın dördüncü katındaki tahtaboşa çıktılar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [ağızlardan] Zemini tahta döşeli balkon
    • "Bir iki saat sonra döndüğümüzde hemen tahtaboş dedikleri balkona gider, ona bakardım." (Nemika Tuğcu)
  3. [ağızlardan] Kilerde, sofada veya mutfakta duvarın bir köşesine yüksekçe yapılmış ve etrafı parmaklıkla çevrilmiş balkonumsu yer
    • "Tahtaboş, muallim kürsüsüne, daha doğrusu millet bayramlarında ulu orta söz söyleyen hatipler için yapılmış kürsülere benzeyen bir yerde, bir kadın namaz kılıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
TAHTALI

  1. [sıfat] Tahtası olan
  2. Bakınız tahtalı güvercin
TAHTACI

  1. [isim] Anadolu’da yaşayan bazı Alevi topluluklarına verilen ad
TAHTA

Kelime Kökeni: Farsça taḫte

  1. [isim] Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası
    • "Tahtaları oynattığında üzerine topraklar dökülmeye başladı." (İhsan Oktay Anar)
  2. [sıfat] Bu ağaçtan yapılmış
    • "Bir aralık elinde tahta çantalı birisi, kahvenin önündeki halka karşı bir söylev çekmeye başladı." (Fikret Otyam)
  3. Bu parçaların zemine döşenmesiyle meydana gelen alan
    • "Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bahçelerde sebze ve çiçek yetiştirmek için ayrılmış küçük yerlerden her biri; tarh
  5. Sınıflarda yazı yazmaya yarayan siyah, yeşil veya beyaz renkli yüzey; kara tahta
  6. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh
    • "Köylüler bu tarhlara tahta tabir eder, ekilecek her dönüm için bir tahta yapmakla övünürlerdi." (Emine Işınsu)
  7. [mecaz] İnce madenî levha
  8. Giyeceğin içine konulmak üzere hazırlanmış kürk parçası
TAHT

Kelime Kökeni: Farsça taḫt

  1. [isim] Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk
    • "Mozaikten tapınaklar yapar, tunçtan kaleler, fil dişinden tahtlar kurarmışsın." (Refik Halit Karay)
  2. [mecaz] Hükümdarlık makamı
  3. [mecaz] En üst makam
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü