İçinde ta olan 5 harfli 244 kelime var. İçerisinde TA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ta olan kelimeler listesine ya da sonu ta ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TABİR
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿbīr
- POTAS
-
Kelime Kökeni: Fransızca potasse
-
[isim, kimya]
Potasyum birleşiklerine verilen genel ad
-
[isim, kimya]
Potasyum birleşiklerine verilen genel ad
- TABİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabīb
-
[isim]
Bakınız hekim
- "Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım."
-
[isim]
Bakınız hekim
- HASTA
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫaste
-
[sıfat]
Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken (kimse, hayvan, organ); rahatsız, sayrı, sökel, alil, pestil
- "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."
-
[isim]
Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken insan, hayvan veya organ
-
[mecaz]
Bir şeyle aşırı derecede ilgilenen
- "Maç hastası."
-
[argo]
Parasız, züğürt olan
-
[teklifsiz konuşmada]
Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan
-
[sıfat]
Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken (kimse, hayvan, organ); rahatsız, sayrı, sökel, alil, pestil
- TAKAS
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳāṣṣ
-
[isim]
Bakınız değişim
-
[ticaret]
İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi
-
[isim]
Bakınız değişim
- ATARİ
-
Kelime Kökeni: (İngiliz Atari firma adından)
-
[isim]
Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş, bir konsol yardımıyla oynanan, kavrama çabukluğu ve pratiklik kazandıran oyunların genel adı
-
[isim]
Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş, bir konsol yardımıyla oynanan, kavrama çabukluğu ve pratiklik kazandıran oyunların genel adı
- TAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭāḳat
-
[isim]
Vücuttaki iş yapabilme, başarabilme gücü; derman, hâl, mecal
- "Hareket edebilecek ne vasıtamız ne takatimiz vardı."
-
[isim]
Vücuttaki iş yapabilme, başarabilme gücü; derman, hâl, mecal
- TASNİ
-
Kelime Kökeni: Arapça taṣnīʿ
- BALTA
-
-
[isim]
Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç
- "Öksüz delikanlı eyerli atını baltayla değişip iki torba ekmeği yüklenmiş giderken orak taşıyan birine rastlamış."
-
[isim]
Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç
- DETAY
-
Kelime Kökeni: Fransızca détail
-
[isim]
Bakınız ayrıntı
-
[isim]
Bakınız ayrıntı
- ALTAR
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim]
Bakınız sunak
- "İnsanlar en besili hayvanlarının en iyi parçalarını tanrılara sunmak için buraya gelirlermiş, altarın ikinci katında o parçaları yakarlarmış."
-
[isim]
Bakınız sunak
- TAMAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭamaʿ
-
[isim]
Bakınız açgözlülük
- "Kalpler soğuk, gözler tamah ve ihtiras ile yanıyor."
-
[isim]
Bakınız açgözlülük
- CARTA
-
-
[isim, argo]
Bakınız yellenme
-
[isim, argo]
Bakınız yellenme
- ALTAY
-
-
[isim]
Rusya Federasyonu'na bağlı Altay Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- "Turan’ın her tarafından onu selamlamak için heyetler gelmişti. Kâşgar’dan, Buhara’dan, Fergana’dan, Hive’den, Altay şehirlerinden, her yerden, her yerden!"
-
[isim]
Rusya Federasyonu'na bağlı Altay Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- TABAN
-
-
[isim]
Ayağın alt yüzü; aya
-
Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü; zemin, tavan karşıtı
-
Ayakkabının alt bölümü
-
Bakınız kaide
-
Bir şeyin en alt bölümü; dip
-
Değerlendirmede en alt derece
-
Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle
- "Partinin tabanının istekleri doğrultusunda..."
-
Bakınız temel
-
[coğrafya]
Denizin, gölün veya akarsuyun zemini
-
[denizcilik]
Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü
-
[matematik]
Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi
- "Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı."
-
[matematik]
Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır
-
[dil bilimi]
Çekim eki almamış kelime kök veya gövdesi: göz, al-mak; burun, gözlükçü, kavur-mak vb
-
[ağızlardan]
Tarlanın düz ve verimli kesimi
-
[eskimiş]
Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir
-
[isim]
Ayağın alt yüzü; aya
- TAMAM
-
Kelime Kökeni: Arapça tamām
-
Bakınız bütün
- "Paranın tamamını verdim."
-
Bakınız eksiksiz
- "Bu kitap tamam değildir."
-
Tamamlanmış, bitmiş
- "Haydi Abbas vakit tamam / Akşam diyordun, işte oldu akşam / Kur bakalım çilingir soframızı / Dinsin artık bu kalp ağrısı"
-
[edat]
Olması gerektiği gibi
- "Hesap tamam, gidebiliriz."
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
Bakınız evet
-
[ünlem]
Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz
- "Tamam, başka işimiz kalmadı da şimdi onunla mı uğraşacağız!"
-
Bakınız bütün
- TABAK
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabaḳ
-
[isim]
Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap
- "Kadın masaya tabak, kaşık koyuyor."
-
[sıfat]
Bu kabın alacağı miktarda olan
-
İnce kat
-
[isim]
Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap
- TATLI
-
-
[sıfat]
Şeker tadında olan
- "Tatlı elma. Tatlı nar."
-
Acı olmayan, acı karşıtı
- "Tatlı salatalık. Tatlı su."
-
[isim]
Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek
- "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."
-
[mecaz]
İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren
- "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı."
-
[mecaz]
Sevimli, hoş olan
- "Görüp de sevmemek ne mümkün seni / Güzelsin, incesin, tatlısın, şensin"
-
[zarf, mecaz]
Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla
- "Anlattıklarını çok çocukça, çok tatlı anlatıyor."
-
[sıfat]
Şeker tadında olan
- TAVİK
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿvīḳ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız geciktirme
-
Bakınız alıkoyma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız geciktirme
- KITAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳitāl
-
[isim, eskimiş]
Vuruşma, birbirini öldürme
-
Bakınız savaş
-
[isim, eskimiş]
Vuruşma, birbirini öldürme