İçinde ta olan 4 harfli 64 kelime var. İçerisinde TA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ta olan kelimeler listesine ya da sonu ta ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca patta
-
[isim]
Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
-
[isim]
Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
- ATAK
-
-
[sıfat]
Düşüncesizce her işe atılan
- "Bütün çocuklar gibi onlar da haşarı, atak ve güreşçi idiler."
-
Çevik, hareketli olan
-
[ağızlardan]
Geveze olan
-
[ağızlardan]
Bakınız cömert
-
[isim, tıp]
Aniden başlayan hastalık nöbeti
-
[sıfat]
Düşüncesizce her işe atılan
- ROTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca rotta
-
[isim]
Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol
-
[mecaz]
Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol
- "Sarhoş serseri, bir eliyle boyuna rotayı ayarlamaya çalışıyordu."
-
[isim]
Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol
- TABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça tābiʿ
- TASA
-
-
[isim]
Bakınız kaygı
- "Gazeteleriniz sürüm tasasına kapıldılar mı hemen İstanbul'un nabzını tutarlar."
-
[ruh bilimi]
Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu
-
[isim]
Bakınız kaygı
- POTA
-
Kelime Kökeni: Farsça būte
-
[isim]
İçinde maden eritilen kap
-
[isim]
İçinde maden eritilen kap
- TALK
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭalḳ
-
[isim, mineraloji]
Genellikle açık yeşil, toz durumundayken yağlı bir görünümde, özgül ağırlığı 2,7, sertliği 1 olan, hidratlı doğal magnezyum
-
[isim, mineraloji]
Genellikle açık yeşil, toz durumundayken yağlı bir görünümde, özgül ağırlığı 2,7, sertliği 1 olan, hidratlı doğal magnezyum
- TAPİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca tapis
-
[isim]
Pokerde kâğıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin fiş veya parasını ortaya sürdükten sonra önünde fişi veya parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz
-
[isim]
Pokerde kâğıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin fiş veya parasını ortaya sürdükten sonra önünde fişi veya parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz
- TAVA
-
Kelime Kökeni: Farsça tāve
-
[isim]
Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap
-
Bu kapta pişmiş yemek
- "Balık tavası. Ciğer tavası."
-
[madencilik]
Maden eritilen saplı pota
- "Kurşun tavası."
-
Kireç karıştırılan tekne
-
Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm
-
[denizcilik]
Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık
-
Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü
-
İpek kozalarının çözülmesinde kullanılan içi sıcak su dolu madenî kap
-
[isim]
Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap
- LATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca latta
-
[isim]
Dar ve kalınca tahta
-
[isim]
Dar ve kalınca tahta
- TART
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭard
-
[isim, eskimiş]
Kovma, çıkarma
-
[isim, eskimiş]
Kovma, çıkarma
- META
-
Kelime Kökeni: Arapça metāʿ
-
[isim]
Mal, ticaret malı
-
[ticaret]
Bakınız sermaye
- "Batı'dan aldığımız öteberi arasında en kıymetli meta kendi memleketimizi karış karış dolaşma arzusu olmalıdır."
-
[isim]
Mal, ticaret malı
- TAHT
-
Kelime Kökeni: Farsça taḫt
-
[isim]
Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk
- "Mozaikten tapınaklar yapar, tunçtan kaleler, fil dişinden tahtlar kurarmışsın."
-
[mecaz]
Hükümdarlık makamı
-
[mecaz]
En üst makam
-
[isim]
Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk
- OTAĞ
-
-
[isim, tarih]
Büyük ve süslü çadır; çerge
-
[isim, tarih]
Büyük ve süslü çadır; çerge
- STAR
-
Kelime Kökeni: İngilizce star
-
[isim]
Bakınız yıldız
-
[isim]
Bakınız yıldız
- STAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca stade
-
[isim, spor]
Bakınız stadyum
-
[isim, spor]
Bakınız stadyum
- TARZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭarz
-
[isim]
Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi; minval, usul (II), üslup, vetire, stil, janr, ambiyans
- "Annesi o tarz yaşayıştan hoşlanır mı?"
-
Bir kimsenin kendine özgü anlatım biçimi
- "Artık bu tarzda hayat hakları aramanın mevsimi geçtiğini sanıyorum."
-
Güzel sanatlarda kendine özgü teknik, renk ve biçimlendirme biçimi; üslup, stil, konsept
- "Gotik tarzda bir yapı."
-
Bakınız biçim (II)
- "Nitekim bugün dünyada ne kadar iyi ressam varsa o kadar da resim yapma tarzı vardır."
-
[isim]
Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi; minval, usul (II), üslup, vetire, stil, janr, ambiyans
- İTAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿitāb
-
[isim, eskimiş]
Paylama, azarlama
- "Bazen o kadar güzel ve orijinal şeyler söylüyordu ki onları dinlemek itaba ve hücuma maruz kalan için bile bir zevk teşkil ediyordu."
-
[isim, eskimiş]
Paylama, azarlama
- ÇİTA
-
Kelime Kökeni: İngilizce cheetah
-
[isim, hayvan bilimi]
Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan
- "… yavrularına avlanmayı öğretmeye çalışan bir çitanın avı yakalarken onunla âdeta oynadığını pek çok kere izlemişizdir."
-
[isim, hayvan bilimi]
Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan
- TAUN
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭāʿūn
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız veba
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız veba