İçinde ta olan 3 harfli 14 kelime var. İçerisinde TA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ta olan kelimeler listesine ya da sonu ta ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A T
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça tāc
-
[isim]
Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık; iklil
- "İmparatorluk tacı, kraliçenin tacı ile beraber üstü örtülü olarak bir tepsi üzerinde getirildi."
-
Üstünlük, kudret ve kuvvet alameti olarak başa konan başlık
-
Gelinlerin başlarına takılan süs
-
Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm
-
[bitki bilimi]
Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi
-
Bazı kuşların tarak biçimindeki sorgucu
-
[tıp]
Diş etinin üstünde kalan ve dişin ağız içinde görünen parlak beyaz kısmı
-
[eskimiş]
Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık
- "Çelebilerin tacı, kırmızı fes üzerine koyu yeşil sarık sarılıdır."
-
[isim]
Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık; iklil
- TAK
-
-
[isim]
Tahta vb. bir şeye vurulduğunda veya silah patlayınca çıkan tok ve sert ses
-
[isim]
Tahta vb. bir şeye vurulduğunda veya silah patlayınca çıkan tok ve sert ses
- TAN
-
-
[isim]
Güneş doğmadan önce ortalığın ağarmaya başladığı vakit; fecir
-
Bakınız tan kızıllığı
-
[isim]
Güneş doğmadan önce ortalığın ağarmaya başladığı vakit; fecir
- TAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca thalle
-
[isim, biyoloji]
Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı
-
[isim, biyoloji]
Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı
- TAM
-
Kelime Kökeni: Arapça tāmm
-
[sıfat]
Bakınız eksiksiz
- "Tam iki saat yalandan tamirle uğraştım."
-
Bir bütün olarak ele alınan; bütün
-
En elverişli, en uygun
-
[zarf]
Bakınız tıpkı
- "Tam istediğim gibi davrandın."
-
[zarf]
O sırada, o anda
- "Çocuğa dilimi çıkarmıştım; tam ağlıyordu, güldü."
-
[zarf]
Eksiksiz olarak, bütün olarak; iyice
- "Eren ruh, öz ruh diyorsunuz ama bununla ne kasdettiğinizi tam çıkaramadım, bana şu senin mantığınla bir izah eder misin?"
-
[mecaz]
Gerçek, kusursuz olan
- "Reşit Galip tam bir idealist gibi öldü."
-
[mecaz]
Ehliyetli, yetkin olan
-
[isim, argo]
Amerikan doları
-
[sıfat]
Bakınız eksiksiz
- TAB
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabʿ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız huy
-
[isim, eskimiş]
Bakınız huy
- TAY
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Üç yaşına kadar olan at yavrusu
-
[isim, hayvan bilimi]
Üç yaşına kadar olan at yavrusu
- TAŞ
-
-
[isim]
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
- "Kireç taşı. Oltu taşı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş
-
Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
-
Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
- "Tophane yukarılarında taştan bir binada oturuyordu."
-
Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher
- "Bu küpenin taşları o kadar temiz değil."
-
Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri
-
[tıp]
Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde
-
[jeoloji]
Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça
-
[mecaz]
Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz
-
[isim]
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
- TAR
-
-
[isim]
Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü
-
[isim]
Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü
- TAS
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭās
-
[isim]
Genellikle içine sulu şeyler konulan metal vb.nden yapılmış kap
-
[sıfat]
Bu kabın alacağı miktarda olan
- "İki tas pirinç."
-
Başa giyilen metal koruyucu
- "Tulumbacılar yangınlarda başlarına kalaylı taslar giyerler."
-
[isim]
Genellikle içine sulu şeyler konulan metal vb.nden yapılmış kap
- TAV
-
Kelime Kökeni: Farsça tāv
-
[isim]
İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu
- "Demir tavında dövülür."
-
[ağızlardan]
Bakınız semizlik
-
[mecaz]
En uygun durum ve zaman
-
[mecaz]
Hazır olma
-
[isim]
İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu
- TAT
-
-
[isim, eskimiş]
Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap veya İranlılar
-
Hazar Denizi kıyısında, İran Azerbaycanı sınırında yaşayan, İran soyundan olan bir topluluğun adı
-
[isim, eskimiş]
Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap veya İranlılar
- İTA
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿṭāʾ
-
[isim, eskimiş]
Verme, ödeme
-
[isim, eskimiş]
Verme, ödeme
- ATA
-
-
[isim]
Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri; baba, dede, cet
- "Ey kız gözüme huri görünürsün / Atan sevmez seni benden ziyade"
-
Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri; ağababa
-
[isim]
Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri; baba, dede, cet