İçinde t olan 3 harfli 128 kelime var. İçerisinde T harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında t harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu t harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÜT

  1. [sıfat] Kısa ve kalınca
    • "Küt parmaklar."
  2. Keskin olmayan

TEN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İnsan vücudunun dış yüzü, cilt
    • "Tene yapışıp benek benek su kabarcıkları dolan sert mayolar..." (Refik Halit Karay)
  2. Vücut
    • "Tende can kalmadı."

KIT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] İhtiyaca yetmeyecek kadar az, bol karşıtı
    • "O devirde bizim gibi henüz askere gitmemiş şoförler çok kıttı." (Aka Gündüz)
  2. Az, yetersiz (duygu, söz vb.)
    • "Sözü kıt bir adamdı." (Halikarnas Balıkçısı)

TEL

  1. [isim] Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne
    • "Gelin teli. Telgraf teli."
    • "Bahçeye tel çektik."
  2. [sıfat] Bu nesneden yapılmış veya bu nesne biçiminde olan
    • "Tel kafes. Tel çivi."
  3. Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne
  4. İnsan saçını oluşturan ipçik
    • "İki açık sarı tel terli alnımızın üstüne yapışmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri, lif

ANT

  1. [isim] Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin
    • "Ant içmiştik, güya büyüyünce evlenecektik." (Haldun Taner)
  2. Kendi kendine söz verme, ahit
    • "Andım var, bu işi yapacağım."

FİT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. Birini başkasına karşı kışkırtma

TOY

  1. [sıfat] Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan, çaylak
    • "Meslektaşlarım, kim bilir, beni ne kadar bilgisiz ve toy bulacaklardı?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ATV
...
NET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen
  2. İyi duyulan (ses)
  3. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi
    • "Bin beş yüz net veriyorlardı, vergi, sigorta çıktıktan sonra." (Haldun Taner)
  4. Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan
    • "Hayatını didik didik etmek, son beş altı yıllık çizgisini net olarak ortaya çıkarmak istiyordu." (Tarık Buğra)

DUT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Dutgillerden, kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç (Morus)
    • "Sabahtan akşama kadar durmadan söyleyen geveze Çalıkuşu, dut yemiş bülbüle dönmüştü." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bu ağacın, ak, kara, pembe renkte ekşi veya tatlı, sulu meyvesi

ZAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kimse, kişi
    • "Tanıdıklarımdan bir zat, meyveleri hiç sevmez." (Ahmet Haşim)
  2. Kendi, öz
    • "Evvelki gün gelen kadın sizi istiyor, zatınızla konuşacakmış." (Sermet Muhtar Alus)

SUT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı

TÜM

  1. [isim] Bir şeyin bütünü, tamamı, hepsi
    • "Parasının tümünü kaybetti."
  2. [sıfat] Yarım olmayan, bütün, eksiksiz

YAT

  1. [isim] Kalkan, zırh vb. korunma aracı

ALT

  1. [isim] Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı
    • "Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor." (Zeki Ömer Defne)
    • "İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?" (Ahmet Cemal)
    • "Bir şey değil, karşıdan bir otomobil filan gelir de altında kalırım diye korktum." (Burhan Felek)
    • "Kısa kesmekten yanaydı ama paraları uzatsa altından bir çapanoğlu çıkar mıydı?" (Orhan Kemal)
  2. Bir nesnenin tabanı
    • "Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Altından kalkamayacağı suçlamalar ileri sürdüler."
  3. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü
    • "Altına sandalye çekmek."
  4. Bir şeyin yere yakın bölümü
  5. Yanan ocağın alevi
    • "Fokurdamaya başlayan çaydanlığın altını kapadı." (Haldun Taner)
  6. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun
  7. Sınıflamalarda ikinci derecede olan
    • "Alt sınıf. Alt cins. Alt takım."
  8. [sıfat] Birkaç şeyden aşağıda olan
    • "Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş." (Haldun Taner)

ATA

  1. [isim] Baba
    • "Olanlardan sonra yine atadan babadan gördüğümüze döndük." (Tarık Dursun K)
  2. Dedelerden ve büyük babalardan her biri
    • "Ey kız gözüme huri görünürsün / Atan sevmez seni benden ziyade." (Karacaoğlan)
  3. Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri

TEÇ
...
OTO
...
HÖT

  1. [ünlem] Korkutmak veya dikkati kendi üzerine çekmek için söylenen bir söz

JÜT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Ihlamurgillerden, Hindistan ve Bangladeş'te yetişen, ip ve çuval yapımında kullanılan, liflerinden yararlanılan bir bitki (Corchorus capsularis)
  2. Bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü