İçinde sıcak olan 19 kelime var. İçerisinde SICAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sıcak olan kelimeler listesine ya da sonu sıcak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SICAKLAŞTIRMAK
SICAKKANLILIK, SICAKLAŞTIRMA, SICAKLIKÖLÇER, SICAKLIKYAYAR, SICAKLIKYAZAR
SICAKLANMAK, SICAKLAŞMAK, SIMSICAKLIK
SICAKKANLI, SICAKLAMAK, SICAKLANMA, SICAKLAŞMA
SICAKLAMA
SICAKLIK, SIMSICAK, SIPSICAK
SICAKÇA
SICAK
Sıcak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
SICAK
4 Harfli Kelimeler
ASIK, ASKI, ISKA, KISA
3 Harfli Kelimeler
ACI, AKI, AKS, ASI, ASK, CIK, CIS, KAS, SAC, SAK, SIK
2 Harfli Kelimeler
AK, AS, IS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SICAKLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Sıcak duruma getirmek
-
[-i]
Sıcak duruma getirmek
- SICAKLIKYAYAR
-
-
[isim, fizik]
Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz, termograf
-
[isim, fizik]
Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz, termograf
- SICAKLIKÖLÇER
-
-
[isim, fizik]
Hava sıcaklığını ölçmeye, göstermeye yarayan araç; termometre
-
[isim, fizik]
Hava sıcaklığını ölçmeye, göstermeye yarayan araç; termometre
- SICAKLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Sıcaklaştırmak işi
-
[isim]
Sıcaklaştırmak işi
- SICAKKANLILIK
-
-
[isim]
Sıcakkanlı olma durumu
-
Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması; cana yakınlık, sempati, sempatiklik
-
[isim]
Sıcakkanlı olma durumu
- SICAKLIKYAZAR
-
-
[isim, fizik]
Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz; termograf
-
[isim, fizik]
Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz; termograf
- SIMSICAKLIK
-
-
[isim]
Sımsıcak olma durumu
-
[isim]
Sımsıcak olma durumu
- SICAKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıcak duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Sıcak duruma gelmek
- SICAKLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıcaktan bunalmak
- "O günleri hatırladığımda aynı kuyuya iniyormuş gibi olur, terlerim, sıcaklanırım."
-
[nesnesiz]
Sıcaktan bunalmak
- SICAKKANLI
-
-
[sıfat]
Normal vücut sıcaklığı, içinde bulundukları ortamın sıcaklığından bağımsız olan (hayvan)
- "Kuşlar, memeliler sıcakkanlı hayvanlardır."
-
[mecaz]
Sevimli olan (kimse); cana yakın, sempatik
- "Annem sıcakkanlı ve saygılıydı."
-
[mecaz]
Herkesle çabuk anlaşan, çabuk dost olan; munis
-
[sıfat]
Normal vücut sıcaklığı, içinde bulundukları ortamın sıcaklığından bağımsız olan (hayvan)
- SICAKLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıcaktan bunalmak
-
[nesnesiz]
Sıcaktan bunalmak
- SICAKLANMA
-
-
[isim]
Sıcaklanmak durumu
-
[isim]
Sıcaklanmak durumu
- SICAKLAŞMA
-
-
[isim]
Sıcaklaşmak işi
-
[isim]
Sıcaklaşmak işi
- SICAKLAMA
-
-
[isim]
Sıcaklamak durumu
-
[isim]
Sıcaklamak durumu
- SICAKLIK
-
-
[isim]
Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği; alev (I), hararet
- "Sobanın sıcaklığı."
-
Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi; suhunet
- "Havanın sıcaklığı."
-
Hamamlarda yıkanılan sıcak yer
-
[coğrafya]
Kaynağını güneşten alan, cisimlerin molekül hareketleri ile ortaya çıkan ve termometre ile ölçülebilen enerji; suhunet
-
[mecaz]
Sevgi, içtenlik ve sevimlilik
- "Türkçesinde bir tutukluk vardır ama anlatımındaki sıcaklık bütün aksaklıkları bir anda silip yok eder."
-
[isim]
Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği; alev (I), hararet
- SIPSICAK
-
-
[sıfat]
Bakınız sımsıcak
- "Gelin çıtı pıtı, esmer güzeli, sıpsıcak bir kızdı."
-
[sıfat]
Bakınız sımsıcak
- SIMSICAK
-
-
[sıfat]
Pek sıcak; sıpsıcak
-
Çok samimi, çok duygulu
- "Siz hiç her satırı sımsıcak, yepyeni bir özle dolu şiirler hatırlar mısınız?"
-
[zarf]
Çok sıcak olarak, sıcak bir biçimde
-
[sıfat]
Pek sıcak; sıpsıcak
- SICAKÇA
-
-
[sıfat]
Biraz sıcak, sıcağa yakın
-
[zarf]
Sıcak bir biçimde
- "Sıcakça ben ona, o bana yaslanıyorduk."
-
[sıfat]
Biraz sıcak, sıcağa yakın
- SICAK
-
-
[sıfat]
Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı
- "Yorganın altında sıcak gözyaşları dökerek gecelerce beklemişti."
-
Isısı yüksek olan, çok ısınmış
- "Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi."
-
[isim]
Havadaki yüksek ısı
- "Bu sıcakta arada bir şeyler içip yemeden çalışılmıyor."
-
[isim]
Sıcak yer
- "Burası bir makine dairesi kadar sıcaktı."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız hamam
-
[mecaz]
Dostça olan, sevgi dolu
- "Sıcak bir karşılama. Sıcak bir yuva."
-
Aniden ve kendiliğinden ortaya çıkmış olan (haber, gelişme vb.)
-
[sıfat]
Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı