İçinde sürmek olan 2 kelime var. İçerisinde SÜRMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sürmek olan kelimeler listesine ya da sonu sürmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÖKSÜRMEK
SÜRMEK
Sürmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
6 Harfli Kelimeler
SÜRMEK
5 Harfli Kelimeler
KÜMES, KÜSME, SÜMEK, SÜMER, SÜREK, SÜREM, SÜRME, ÜRKME
4 Harfli Kelimeler
KREM, KÜME, KÜRE, SÜRE, ÜREM
3 Harfli Kelimeler
EKÜ, ERK, KEM, KER, KES, KÜR, KÜS, SEK, SEM, SER, ÜRE
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, ER, ES, KE, ME, RE, SE, SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖKSÜRMEK
-
-
[nesnesiz]
Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek
- "Efendim, çocuk durmaz, koşar, terler, öksürür."
-
Öksürtücü bir hastalığa tutulmuş olmak
- "Çocuk öksürüyor, sokağa çıkarmamalı."
-
[nesnesiz]
Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek
- SÜRMEK
-
-
[-e, -i]
At, araba vb. için yönetip yürütmek, sevk etmek
- "Azapların güneş görmeyen, erkeklerden saklanan güzel kızları şimdi üstlerine eski elbiselerini giymişler, başlarına yırtık şallarını örtmüşler, kimisi araba sürüyor, kimisi yerde yürüyor."
-
Başlamış bir iş veya durum devam etmek
-
Önüne katıp götürmek
- "Koyunları sürmek."
-
Uzatmak, ileri doğru itmek
- "Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor."
-
Dokundurmak, değdirmek
- "Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim."
-
Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek; nefyetmek
- "Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler."
-
Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek
- "Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor."
-
[ticaret]
Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak
- "Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler."
-
Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak
-
[-i]
Herhangi bir durum içinde bulunmak
- "Dört duvar arasında bir memur hayatı sürüyordu."
-
[-i]
Pulluk veya sabanla toprağı işlemek
- "Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi."
-
[nesnesiz]
Olmaya devam etmek
- "Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum."
-
[nesnesiz]
Zaman geçmek
- "Çok sürmez, her şey düzelir."
-
[nesnesiz]
Zaman almak
- "Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü."
-
[bitki bilimi]
Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek
- "Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı."
-
[nesnesiz]
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak
-
[-i, -den]
Kovmak, kovalamak, uzaklaştırmak
-
Pencere, kafes kanatları bir tarafa iterek açmak veya kapamak
-
[-e, -i]
At, araba vb. için yönetip yürütmek, sevk etmek