İçinde su olan 6 harfli 96 kelime var. İçerisinde SU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında su olan kelimeler listesine ya da sonu su ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Su Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

S U

2 Harfli Kelimeler

SU, US

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İNCESU

  1. [isim] Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
OSURMA

  1. [isim] Osurmak işi
SULTAN

Kelime Kökeni: Arapça sulṭān

  1. [isim, tarih] Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları ünvan
    • "Kanuni Sultan Süleyman."
  2. Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen ünvan
    • "Naciye Sultan. Hürrem Sultan."
  3. Bazı din ve tasavvuf büyüklerine verilen ünvan
  4. [mecaz] Belli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz
    • "O, Türk sinemasının sultanıdır."
PUSSUZ

  1. [sıfat] Pusu (I) olmayan
    • "Anadolu'nun yüksek yaylalarına has, sessiz, pussuz, boz renkli gecelerden biriydi." (Reşat Nuri Güntekin)
MAHSUL

Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl

  1. [isim] Bakınız ürün
    • "Ankara'ya geldiği zaman Hacı Bayram'ı müritleriyle ovada mahsul toplarken görür." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Bakınız verim
  3. [mecaz] Ortaya çıkan, elde edilen şey
    • "Her yeni âlem bir eski kıyametin mahsulü değil midir?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
DOLUSU

  1. [sıfat] Dolduracak kadar
    • "Aç ve susuzuz düşüncesiyle bir sepet dolusu şeftali de almışlar getirmişler." (Azra Erhat)
SUYOLU

  1. [isim] Bakınız sutaş
  2. Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı; filigran
  3. Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu
    • "Biz, suyolu oynar gibi kasabanın dar ve karışık sokaklarında..." (Reşat Nuri Güntekin)
YOMSUZ

  1. [sıfat] Bakınız uğursuz
SUSKUN

  1. [sıfat] Çok az konuşan, sessiz, sakin olan; samut, sükûti
    • "Vahaya suskun tepelerden sarışın bir ay inmeye hazırlanıyordu." (Meryem Aybike Sinan)
  2. [zarf] Sessiz, sakin bir biçimde
    • "Cennet, babasının karşısına oturup suskun bekledi." (Füruzan)
MAHSUP

Kelime Kökeni: Arapça maḥsūb

  1. [sıfat] Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş
MAHSUS

Kelime Kökeni: Arapça maḫṣūṣ

  1. [sıfat] Bakınız özgü
    • "Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Biri veya bir şey için ayrılmış; münhasır
    • "Vatan bizim kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize mahsus, kendimize münhasır biliriz." (Namık Kemal)
  3. Bakınız özel
    • "Kayseri'nin sayın valisine, mahsus selam ederim." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  4. [zarf] Bakınız özellikle
    • "Fakat Cemile mahsus evime geldi, ellerimi öperek yalvardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [zarf] Bilerek, isteyerek, kasten
    • "Kapıyı mahsus açık bırakmıştı." (Attilâ İlhan)
  6. [zarf] Bakınız şakadan
    • "Ciddi mi yapıyordu, mahsus mu söylüyordu, aptallık veya hilekârlık mıydı, bunları da anlayamadım."
MAHSUR

Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūr

  1. [sıfat] Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
BOYSUZ

  1. [sıfat] Benzerleri arasında boyu kısa olan
SUTYEN

Kelime Kökeni: Fransızca soutien-gorge sözünden

  1. [isim] Bakınız sütyen
MEFSUH

Kelime Kökeni: Arapça mefsūḫ

  1. [sıfat, eskimiş] Feshedilmiş, kaldırılmış, dağıtılmış, bozulmuş
NURSUZ

  1. [sıfat] Saygı uyandırmayan, sevimsiz
    • "Bir namert ki nursuz yüzüne baktıkça için kararır." (Aziz Nesin)
AKARSU

  1. [isim] Yer altında veya dere, çay, ırmak gibi yeryüzünde belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan sulara verilen ad; abırevan
    • "Dağı, taşı, akarsuyu, coşkun denizi bağlarsın da âşık kısmının dilini bağlayamazsın." (Kemal Sezer)
  2. Tek sıra elmastan gerdanlık
MENSUR

Kelime Kökeni: Arapça mens̱ūr

  1. [isim, eskimiş, edebiyat] Bakınız düzyazı
    • "Manzum teliflerim ve mensur tercümelerimle Türk sahnesine ettiğim hizmetin hakikaten bir değeri var mı?" (Halit Fahri Ozansoy)
MENSUP

Kelime Kökeni: Arapça mensūb

  1. [sıfat] Bir yerle veya bir kimseyle bağlantısı olan, ilişkili, -den olan, -e bağlı (kimse)
    • "Bu cemiyetin mevcudiyeti ve faaliyeti ordu mensuplarının asabiyetini tahrik ediyordu." (Atatürk)
SUNGUR

  1. [isim] Doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü