İçinde su olan 6 harfli 96 kelime var. İçerisinde SU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında su olan kelimeler listesine ya da sonu su ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Su Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SU, US
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İNCESU
-
-
[isim]
Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
- OSURMA
-
-
[isim]
Osurmak işi
-
[isim]
Osurmak işi
- SULTAN
-
Kelime Kökeni: Arapça sulṭān
-
[isim, tarih]
Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları ünvan
- "Kanuni Sultan Süleyman."
-
Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen ünvan
- "Naciye Sultan. Hürrem Sultan."
-
Bazı din ve tasavvuf büyüklerine verilen ünvan
-
[mecaz]
Belli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz
- "O, Türk sinemasının sultanıdır."
-
[isim, tarih]
Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları ünvan
- PUSSUZ
-
-
[sıfat]
Pusu (I) olmayan
- "Anadolu'nun yüksek yaylalarına has, sessiz, pussuz, boz renkli gecelerden biriydi."
-
[sıfat]
Pusu (I) olmayan
- MAHSUL
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl
- DOLUSU
-
-
[sıfat]
Dolduracak kadar
- "Aç ve susuzuz düşüncesiyle bir sepet dolusu şeftali de almışlar getirmişler."
-
[sıfat]
Dolduracak kadar
- SUYOLU
-
-
[isim]
Bakınız sutaş
-
Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı; filigran
-
Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu
- "Biz, suyolu oynar gibi kasabanın dar ve karışık sokaklarında..."
-
[isim]
Bakınız sutaş
- YOMSUZ
-
-
[sıfat]
Bakınız uğursuz
-
[sıfat]
Bakınız uğursuz
- SUSKUN
-
-
[sıfat]
Çok az konuşan, sessiz, sakin olan; samut, sükûti
- "Vahaya suskun tepelerden sarışın bir ay inmeye hazırlanıyordu."
-
[zarf]
Sessiz, sakin bir biçimde
- "Cennet, babasının karşısına oturup suskun bekledi."
-
[sıfat]
Çok az konuşan, sessiz, sakin olan; samut, sükûti
- MAHSUP
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥsūb
-
[sıfat]
Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş
-
[sıfat]
Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş
- MAHSUS
-
Kelime Kökeni: Arapça maḫṣūṣ
-
[sıfat]
Bakınız özgü
- "Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir."
-
Biri veya bir şey için ayrılmış; münhasır
- "Vatan bizim kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize mahsus, kendimize münhasır biliriz."
-
Bakınız özel
- "Kayseri'nin sayın valisine, mahsus selam ederim."
-
[zarf]
Bakınız özellikle
- "Fakat Cemile mahsus evime geldi, ellerimi öperek yalvardı."
-
[zarf]
Bilerek, isteyerek, kasten
- "Kapıyı mahsus açık bırakmıştı."
-
[zarf]
Bakınız şakadan
- "Ciddi mi yapıyordu, mahsus mu söylüyordu, aptallık veya hilekârlık mıydı, bunları da anlayamadım."
-
[sıfat]
Bakınız özgü
- MAHSUR
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūr
-
[sıfat]
Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
-
[sıfat]
Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş
- BOYSUZ
-
-
[sıfat]
Benzerleri arasında boyu kısa olan
-
[sıfat]
Benzerleri arasında boyu kısa olan
- SUTYEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca soutien-gorge sözünden
-
[isim]
Bakınız sütyen
-
[isim]
Bakınız sütyen
- MEFSUH
-
Kelime Kökeni: Arapça mefsūḫ
-
[sıfat, eskimiş]
Feshedilmiş, kaldırılmış, dağıtılmış, bozulmuş
-
[sıfat, eskimiş]
Feshedilmiş, kaldırılmış, dağıtılmış, bozulmuş
- NURSUZ
-
-
[sıfat]
Saygı uyandırmayan, sevimsiz
- "Bir namert ki nursuz yüzüne baktıkça için kararır."
-
[sıfat]
Saygı uyandırmayan, sevimsiz
- AKARSU
-
-
[isim]
Yer altında veya dere, çay, ırmak gibi yeryüzünde belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan sulara verilen ad; abırevan
- "Dağı, taşı, akarsuyu, coşkun denizi bağlarsın da âşık kısmının dilini bağlayamazsın."
-
Tek sıra elmastan gerdanlık
-
[isim]
Yer altında veya dere, çay, ırmak gibi yeryüzünde belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan sulara verilen ad; abırevan
- MENSUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mens̱ūr
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Bakınız düzyazı
- "Manzum teliflerim ve mensur tercümelerimle Türk sahnesine ettiğim hizmetin hakikaten bir değeri var mı?"
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Bakınız düzyazı
- MENSUP
-
Kelime Kökeni: Arapça mensūb
-
[sıfat]
Bir yerle veya bir kimseyle bağlantısı olan, ilişkili, -den olan, -e bağlı (kimse)
- "Bu cemiyetin mevcudiyeti ve faaliyeti ordu mensuplarının asabiyetini tahrik ediyordu."
-
[sıfat]
Bir yerle veya bir kimseyle bağlantısı olan, ilişkili, -den olan, -e bağlı (kimse)
- SUNGUR
-
-
[isim]
Doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş
-
[isim]
Doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş